03 Ocak 2013

Ben bir başlık bulamadım. Ama bu yazı sizin olsun...





Hazır kitapların da yasaklanması ‘yine’ gündemde iken, inadına birkaç kitap paylaşmak istedim. Eh bir de müzik önerim olacak. O halde başlayalım....


Michael Ende’in ‘Bitmeyecek Öykü’ kitabını yıllar önce satın almıştım ve okumuştum. Antalya’da iken de aynı yazarın ‘Momo’adlı kitabına rastlayıp (çocuk kitapları bölümünde) hiç tereddüt etmeden sepetime atmıştım. Aslına bakarsanız okumayı pek beceremediğim ‘fantastik’tarzda bir yazar olan Ende, bu iki romanı ile beni resmen cezbetti. Geçenlerde gittiğimiz bir kitapçıda yazarın okumadığım üç kitabına daha rastladım ancak aile bütçesine zarar vermemek ve okunmayı bekleyen kitaplarımı da bitirmek adına şimdilik sadece ‘Dilek Şurubu’ adlı kitabını aldım. Kapak resmi yine bir çocuk kitabı tadında ama eminim bunu da severek okuyacağım. Şayet fantastik tarz seviyorsanız okumuşsunuzdur ancak fantastik tarza karşı bir önyargınız varsa eğer, benim gibi ‘Bitmeyecek Öykü’ile okumaya başlayabilirsiniz....

Okunmayı bekleyen kitaplar demişken, size göstermek için kitaplığımdakilerin bir kısmınının fotoğrafını çektim. Kendime, kitap almayacağım konusunda söz veremiyorum çünkü takip ettiğim bloglardan her gün yeni bir yazar tavsiyesi okuyor ve okumak için heyecanlanıyorum. Sevgili Leylak’ın başıma sardığı güzel bela ‘Nazlı Eray’la ise tam bir aşk yaşıyorum. Diğer kitaplarını da alıp okumak istiyorum. Yaşadığım aşk o kadar derin ki, bir kitabını yeni bitirmişken ve tadı hala damağımdayken bir diğerini sonraya saklayayım düşüncemi çöpe attım. 


Önce elime Mustafa Kutlu’nun Uzun Hikaye, ardından da Vedat Türkali’nin Kayıp Romanlar kitaplarını aldım ancak aklım Eray’da olduğu için okumayadım. Size bir şey itiraf edeyim mi? Normalde bir gecede bitecek olan bu kitabı yavaş yavaş okuyorum. Nedense Nazlı Eray da beni Ayfer Tunç gibi esir aldı... şimdilerde Nazlı Eray’ın muhteşem bir üslupla yazdığı Uyku İstasyonu adlı kitabı okuyorum. Ve Eray’ı bu kadar geç tanıdığım için kendime kızıyorum...



Bir de son brkaç gündür bu üç albümle zaman geçiriyorum. Birisi Hüsnü Arkan’ın Mino’nun Siyah Gülü adlı muhteşem romanının içinde verilen tek parçalık ‘Beş Mayıs’ adlı CD, diğeri yıllar önce Antalya Işıklar Caddesi’nde açılan ancak her kitapçıya olduğu gibi kısa sürede kapanan kitapçıdan aldıpğım Notre-Dame de Paris adlı albüm, sonuncusu ise değişik bir jazz albümü. NTV ya da CNNTÜRK’te görüp bayıldığım bir albüm. Baki Duyarlar ve Derya Türkan’ın kemenjazz adlı albümü. Adem adlı parçaya bayılıyorum. CD’yi edinene kadar youtube dan dinleyebilirsiniz parçaları...



Aslında 2013’e girmeden ben de geçen yılın bir muhasebesini yapıp, kıskandığım bloglar hakkında birşeyler karalayacaktım ancak olmadı. Kısace bahsetmek gerekirse 2012’de gazeteciliği bıraktım, doğum fotoğrafçılığı alanında yeni bir yola girdim (ayrıntılar daha sonra), evlendim, Ankara’ya taşındım ve mutluyum... Bloğumu çok fazla güncelleyemedim ama blogerları takip ettim. En çok kıskandığım blogerları da buradan ilan edip sözlerime son vereceğim....

Sürekli blogunu güncel tuttuğu ve okuttuğu için YolunNeresindeyim, İstanbul’da gezmedik yer bırakmadığı ve güzel yemeklerini, izlediği filmleri okuduğu kitapları paylaşmaktan çekinmediği için SeyhandanHayata Dair Güzellikler, bir yıl boyunca gidilmedik etkinlik bırakmadığı, gittiği her şehri su gibi içip paylaştığı, okuduklarını önerdiği için LeylakDalı, kendi giysilerini kendisi yapabildiği ve bunları üşenmeden blogunda anlattığı için Laçin Tenel benim en kıskandığım blogerlar oldu. Sizin gibi olabilir miyim bilmiyorum ama okumaktan büyük zevk alıyorum. Yazmaya devam edin, paylaşın, öğrenelim, çoğalalım. Hem de yasaklanan kitaplara inat...

Not: Okumadıysanız hala küçük bir öneri; George Orwell’in 1984, Ray Bradbury’nin Fahrenheit 451 kitaplarını okuyun. (Ben Fahrenheith 451’in filmini izledim, kitap okunacaklar listesinde. İsterseniz filmini önce de izleyebilirsiniz). Şu ara yaşanan yasaklarla ilgili okunacak en anlamlı kitaplardır kendileri kanımca.

7 yorum:

kitap eylemcisi dedi ki...

ne kadar güzel anlatmışsınız, Nazlı Eray'ı çok severim ben de:)

dersaadet dedi ki...

Teşekkür ederim. Ben de Leylak Dalı sayesinde tanıştım ve sevdim:)

Anne Gazetecinin Defteri dedi ki...

keyifli bir yazı ve değerli paylaşımlar için teşekkürler

dersaadet dedi ki...

Teşekkür ederim:)

Hayat İzlerim, Kitap Sesleri dedi ki...

Ben de seni okumayı özlemişim canım:)

Leylak Dalı dedi ki...

Ay şeker, çok bi mersi, beni ihya ettin :)
Çok tatlısın canım ya, sağol...
Işıklar caddesindeki kitapçı dedin de içim cızz etti, ne güzeldi orası, sahipleri ve çalışanları da arkadaşım olmuştu, ikisiyle hala görüşürüm.
Nazlı Eray demişken "Kayıp Gölgeler Kenti" Prag'ı anlatır ve çok güzeldir, aklında bulunsun dedim :)
Kemenjazz'ı ben de aldım, perküsyoncu arkadaşımın kocası, o önermişti almamı, çok hoş gerçekten. Keyifli dinlemeler olsun. Sevgiler. Yaza görüşmek üzere...

dersaadet dedi ki...

Hayat İzlerim, çoookk teşekkür ederim. Daha çok yazmaya gayret edeceğim:)))

Leylak Dalı, bana önerdiğin kitap d oydu zaten:) Ayrıca albümün sende olmasına hiççç şaşırmadım. Sen blogların kültür ateşesi olmalısın bence:)) Öpüyorum ikinizi de:)