25 Aralık 2012

Üç kitap, üç kadın, çok kahraman...




Nereden esti bilmiyorum ama bir ara fena halde ‘Yahu ben neden hiç kadın yazar okumuyorum’ diye kafama takmıştım. İşte o günlerde Antalya D&R’ın raflarında kadın yazar ararken  Ayten Kaya Görgün’ün ‘Arızalı Babaların Çatlak Kızları’kitabını görmüş, hem kitabın ismine hem de yazarın ilk romanı olmasına vurulmuş ancak ne akla hizmetse almamıştım. Eh kısmet İstanbul’da kitaba sahip olmak, Ankara’da da okumakmış.


Doğu illlerinden güneye göç etmiş bir ailenin evladı olarak kitap bana kendisini çok yakın hissettirdi. Bilmiyorum, belki de baba kız, erkek kadın ilişkileriyle olan derdimden dolayı böyle hissettim ama sevdim ben. Hem de çok sevdim. Ayten Kaya Görgün bu ilk romanında Ankara’ya göçmüş bir ‘göç’ mahallesindeki kadınların, erkeklerin yaşam öykülerini çok güzel bir dille size sunuyor. Kitapta kadın erkek ilişkilerinden, namus olgusuna, ertelenmiş hayatlardan, adanmış pişmanlıklara kadar çok şey var. Okuyun derim. Başka da bir şey söylemem...

Arızalı Babaların Çatlak Kızları kitabından sonra elime Esmahan Akyol’un ‘Savrulanlar’ adlı romanını aldım. Yine bir kaçış hikayesi niteliğinde olan bu romanda geçen ‘Kevork’ karakterinin Ercüment Cengiz’in ‘Gırnatacı’ adlı romanında da geçmiş olması ‘tesadüfün bu kadarı’ dedirtti bana. Yanlış anlaşılmasın, iki Kevork da hem hayatları hem de işleri bakımından birbirinden çok ayrı. Ben sadece ilk defa okuduğum yazarlarda bir benzerlik yakalayınca şaşırıyorum o kadar.

Her neyse, Savrulannlar romanı da, baba kız sevgili büyükbaba ekseninde devam, eden doyurucu bir roman. Ama bu kadar da değil. Roman kahramanının yurt dışına yaptığı ‘kaçış’, yurt dışında yaşayan yabancıların ‘göç, yaşam, aidiyetlik’ konusunda yaşadıkları sıkıntıları da size hiç sıkmadan anlatıyor anlatıyor. Bu kadar mı? Tabi ki değil. Eh bir de Akyol’un sizi sıkmayan bir üslubu var ki kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Zaten yazarın diğer romanları beş dile çevrilmiş ve yayınlanmış. Okuyun, vallahi okuyun....

Veee TÜYAP kazancı üçüncü kitabım. En lezzetlisini sona bıraktım. Hayır diğer iki kitabım da çok güzeldi ama bu bir başka.

Leylak Dalı'nın önerdiği bir yazardı  Nazlı Eray. onun İmparator Çay Bahçesi adlı kitabını nasıl tanıtırım bilmiyorum ama ben çok etkilendim desem herhalde yavan kalır. Kitap yazmak isteyenlerin en büyük korkusunun karşılıklı diyalogları, insanı sıkmadan, mantık düzlemninde nasıl yazacağı konusudur. Nazlı Eray, neredeyse tamamı diyaloglardan oluşan bu ‘hayalüstü’ kitabında sizi oyun makinelerinin arasına, gizemli bahçelerin içine, unutulmamış kadınların hayaletlerinin hayatlarına ortak ediyor. Okudukça seyehat ediyorsunuz kitapla birlikte. Hatta ‘gece’ olup gökyüzünde seyehat bile ediyorsunuz. Eğer Eray’ın kitaplarını okumadıysanız bunu da alın okuyun. Bende ‘uyku İstasyonu’ adlı kitabı da var. Onu da okumak için sabırsızlanıyorum...

Bitmedi, size bir de hafta sonu yaptığımız Beypazarı gezisinden aldığım ganimetlerimi göstermek istiyorum. Bu benim ikinci Beypazarı gezim oldu. İlkinde Ramazan ayı olmasından dolayı boştu, hafta sonu ise soğuk olmasına rağmen sokaklarda canlılık vardı. Beypazarı’nı ben gümüşlerinden dolayı seviyorum. Daha önce alışveriş yaptığım bir dükkanın yanı sıra gezerken vitrinine vurulduğum dükkandan bu güzellikleri aldım.

Birisi mercanlı kolye ve küpe, diğeri ise el işlemesi minik küpeler. Bu ara çok kilo aldığımdan yüzük takamıyorum, ben de böyle küpe ve kolyelere sarıyorum. Neyse bakalım uzun tuttum bu sefer.Aaa durun durun Leylak Dalı'nın blogunda başlattığı çalışmaya katılamadığım için içimde kalmıştı. Bir de kitaplığımın fotoğrafını paylaşmak istiyorum. Daha önce paylaşmışmıydım bilmiyorum. Ama İşte son olarak kitaplığım...

12 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Kitaplık fotolarını yeni yılda açacağımız kitap-kitaplık temalı bloga da bekleriz efendim.
Kitaplara gelince, ilkini bu yılın başında okudum, yazarı kardeşimin arkadaşı ya da öğrencisi belki, tam bilemedim şimdi. Çok ilginç geldi bana da ama bende bir bitmemişlik, yarım kalmışlık duygusu uyandırdı sanki.
Esmahan Aykol'u çok severim, yıllar önce keşfettiğim bir yazar. Savrulanlar dışındaki bütün romanları polisiye, onlar da çok güzeldir ama ben hepsinin içinde Savrulanlar'ı tek geçerim. Beni çok etkileyen bir kitap olmuştu. Son polisiyesi Tango İstanbul yeni çıktı. Polisiye seversen Kati Hirşel serisini kaçırma derim.
Eh Nazlı Eray hakkında birşey söylememe gerek yok sanırım :)
Gümüşlerini keyifle kullan...

Merve dedi ki...

kitaplığının çok tatlı .. ben de ilerde kendi evime bi kitaplık alıp içini orjinal kitaplala doldurmak istiyorum..

dersaadet dedi ki...

Leylak Dalı, okumadığın kitap var mı yahu:) Kıskandım seni. Güzel dileklerin için teşekkür ederim:) Yeni yıl bloğunu sabırsızlıkla bekliyorummo vakit:)

dersaadet dedi ki...

Merve, kitaplığı Antalya'da yaptırdık biz. Ama raflar yavaş yavaş yamulmaya başladı:) Kitaplık yaptıracaksan şayet bu soruna dikkat et derim...

Hayat Bir Dejavu dedi ki...

dersaadet! hatırladın mı beni ? Vallahi ne çok zaman olmuş ya, ne kadar güzelleşmiş blogun, başlığına da bayıldım. Eeee gazeteci olunca fotoğrafların tadından yenmez olmuş bu postta. Kopmamak ümidiyle, sevgiyle kal ;)

hanhildem dedi ki...

Kitapları merak ettim ve aklımın bir köşesine yazdım.

dersaadet dedi ki...

Hayat Bir Dejavu, teşekkür ederim. Hatırlıyorum seni, uzun zamandır uzak kaldım ama takip ediyorum okuyorum mutlu haberlerini:)

dersaadet dedi ki...

Hanhildem, mutlaka oku:)

Hayat Bir Dejavu dedi ki...

hii takip ediyosun demeek ? insan bi ses çıkarır :)

dersaadet dedi ki...

Kendi bloğuma da anca yazdım, düşün niye yazmadığımı:) Öptüm.

Hayat İzlerim, Kitap Sesleri dedi ki...

Savrulanlar benim de çok merak ettiğim bir kitap yahu gerçekten seni okumayı özlemişim ben :))

dersaadet dedi ki...

Canım okumalısın. Hatta bak Leylak Dalı diğer kitaplarını da önerdi:)