Ben ‘şartlar’ oluşmadan eyleme geçmeyenlerdenim. Yani şu korkaklardan. Aklımda uzun süredir bir düşünce vardı mesela, hayata geçirmek için odamı düzene koymam gerektiğine inandım. İhtiyacım olan bir kitaplık ve bir çalışma masası idi. Evde yok muydu çalışma masası, vardı ama odam küçüktü ve benim daha küçük bir masa almam gerekiyordu.
Bir süre internette bakındıktan sonra karar verdim ve Koçtaş’a gidip aldım kitaplığımla çalışma masamı. Kurulduğu gün çok eğlenceliydi, çok keyifliydim. Evimizin her Pazar misafiri olan arkadaşım da yanımdaydı nitekim, güle eğlene kitapların yarısını dizdik kitaplığa.
Uzun süredir ‘hayırlı olsun’ dileklerini almak için bloğa fotoğraflarını yüklemek istiyordum ama işlerin yoğunluğundan fotoğraf çekememiştim. Aslında bir iki kitabın gelmesini bekliyordum, onlar da geldi, zaten fotoğraflarımı çektim. Har ve Tol. Geldikleri günden beri, deli gibi kokluyorum onları. Eh tabi kitaplığıma okumaktan büyük zevk aldığım ve okumadığım kitaplarını okumak için satın aldığım Ahmet Ümit’lerimi de dizdim. Oh ohh pek bir sevinçliyim.
Çalışma masamın sadece altının fotoğrafını çektim, üstü pek bir dağınıktı toplamaya üşendim. Onu da yakında size gösteririm. Kitaplığım küçük ama olsun, anca sığdı zaten odaya. Benim niyetim ondan iki tane almak yan yana koymaktı ama odamın ne kadar ufak olduğunu unutmuştum. Arkadaşım sağolsun yanımdaydı da çimdikleyip rüyamdan uyandırdı beni.
Neyse efendim, kitaplarımın bir kısmı gün yüzüne çıktığı için mutluyum. Artık o odada bişiler de yapabilirim. Sadece uyumakla kaldığım odam artık bir şeyler üretebileceğim bir mekana dönüştü. Ufak tefek ekler de olacak. Onları da tamamladım mı işlem tamamdır.
Eeeee hani, bir ‘hayırlı olsun’ yok mu?
