10 Şubat 2011

Yine karmakarışığım...

İki 'ŞEY' arasında gidip geliyorum.
Ve yine 'BECEREMEYECEĞİM' biliyorum
Hesap yaptığımdan değil,
Sanırım yine HIZLI ilerliyorum...

Benim başlangıçlarım kadar, bitişlerim de sancılıdır. Ne istediğimi bilmediğimden değil de, çok düşünmeyip ani karralar verdiğimden. Yine böyle başlangıçlara gebeyim, hem de sonunu bile bile...

Ben ne zaman akıllanacağım ya da yaşadıklarımdan dersler çıkaracağım inanın bilmiyorum. Kafamın dkine gittiğim sürece, kalp çarpıntılarıma kulak astığım sürece sanırım bu hiçbir zaman gerçekleşmeyecek.

Bir pastil alsam, yumuşatsam kendimi. Eskiden olduğu gibi, daha saf baksam insanlara, hatta daha umursamaz olsam dünyaya. Güzel olur muydu dersiniz?

08 Şubat 2011

Öylesine karalanmış birkaç cümle...

Ben bir zamanlar bir adama aşıktım. Aşkın ‘tek ve özel’ olduğunu düşündüğüm zamanlar, şimdi yüzüne acıyarak baktığım bir adama hem de.

O zamanlar ben, o adamın ağzından çıkan her sözü zihnimin kıvrımlarına kazıyordum. Gideceğim yolda bana rehber olacak sanıyordum. Yaptığı her şeyi mazur görüyor, bahanelerine ise ‘olur’ diyordum…

Hayat çok mutluydu. Ben, kederimi dağıtacak bir sigaraya bile ihtiyaç duymuyordum o zamanlar. Gülüşüme hayrandı dünya, ben ise ona. Onun bakışlarına… Onun sonsuz aşkına…

Nedendir bilmem, ben onunla hiç gelecek hayal etmedim. Bir yerim hep eksikti. Önümü göremediğim zamanlar kapımı çalıyordu yavaş yavaş sanki. O kadar sancılıydı ki her şey, birdenbire karıştı. Karın ağrım yerini yürek sızısına bıraktı, gözlerimden sıcak sıcak aktı yaşlar ve hiçbir şey düşünüldüğü gibi kolay olmadı…
Uzun zaman birisinden hoşlanmadım ben mesela, iki yıl kadar. Unutmak kadar, ‘ben bunları hak edecek ne yaptım’ ları kabullenmek zor oldu…

Ama düşünüyorum da, ben bir zamanlar aşıktım. Aşkın özel olduğunu ve sadece bir kere yaşanacağını düşündüğüm zamanlar. Şimdi, o kadar zalim ki zaman, ben o adama acıyarak bakıyorum. Bir zamanlar soluğunu dinlediğim adamın şimdi varlığını bile umursamıyorum. Ben bir zamanlar aşık olduğum adama şimdi acıyorum…

29 Ocak 2011

Günlerden Cumartesi idi ve sen oradaydın...

Gittiğim her yerde seni de görebilmeyi umuyordum hep. Ama bugün, o cenaze törenine gelirken, saçma belki ama, seni orada görmek istedim. Şansım yaver gitti ve sen oradaydın.

Önce inanamadım, belki bir yanılsama dedim. Çünkü günlerden Cumartesi idi ve senin orada olman çok anlamsızdı. Ama oradaydın işte. Heyecanlandım, elim ayağım birbirine dolaştı. Önce bir arkadaşımı telefonla arayıp bir şeyler saçmaladım. Sonra gözlerine bakmamak için bir sigara yakıp kendimi oyaladım. Biliyor musun, gözlerini hissediyordum. Onlardan fazla kaçamadım. Caminin bahçesine girince, biliyorum pek romantik bir mekan değil, gözlerimle etrafı taradım. O kadar heyecanlıydım ki yanına gelemedim. Seni gördüm, yönünü bana döndün, ben ise bakışlarımı başka tarafa çevirdim. Sonra sen aynı şeyi yaptın. Yoksa her şeyin farkında mısın?

Bir ara kayboldun, seni görünce yine rahatladım. Yanına gelip masum bir selam vermeye bile cesaretim yoktu, yüreğim ağzımda atıyordu. En son cenazeyi taşırken gördüm seni gülümsedim, sen de bana. Biliyor musun, farkında olduğunu biliyorum… Ama sana gelirken bir türlü cesaretimi toplayamıyorum…

Tüm gün içimdeki sırrı seninle paylaşamamış olmanın sıkıntısını yaşadım. Yanına gelip iki kelime konuşmadığım için hayıflandım. Belki geçici, belki uzun soluklu ve heyecan verici, bilmiyorum. Sadece seninle nefeslerimiz birbirine karışsın istiyorum…

Şimdilik, ama sadece şimdilik bekliyorum…