28 Kasım 2011

Dil çıkarma problemi...



Az önce şu blogun sahibi arkadaşım gönderdi Myra’da çektiği bu fotoğrafı. İçimde bir sıkıtı vardı, kulağımdaki kulaklığı çıkarıp çözmeye çalıştığım geç kalınmış röportajı kapatarak fotoğrafa baktım.

Şu ortadaki adam, dil mi çıkarmış sahi? Hayatla mı dalga geçiyor, yoksa benimle mi? Bilmiyorum, ama ben de hayata bir dil çıkarmak istiyorum onun gibi…


*Bu fotoğraf Hamit Seçil tarafından Myra'da çekilmiştir...

26 Kasım 2011

Öfkeliyim...

Tesadüf değildi dün okuduklarım. Dün basına yansıyanlar tesadüf değildi. ‘25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü’ dolayısı ile ortaya çıkmış haberler değildi. Gazeteciler illa ‘cinayete, şiddete kurban olmuş kadın’ portreleri aramadı dün. Sokaklar cinayete kurban gitmiş, şiddete, tacize maruz kalmış kadınların ‘hikayeleri’ ile doluydu çünkü.

Bundan yıllar önce çocuk yüreğimle hissettiğim acıyı, dün izlediğim bir video ile yeniden yaşadım. Bir kadın vardı yatağında uzanmıştı, bacalarında bıçak yaraları, yanında minik kızı. Kızının saçlarını okşayıp öpüyordu. Unutsun diye yaşananları, belki de nefret etmesin diye babasından. Çünkü anneler, kızlarının babalarından nefret etmesini istemezler. Babadır nihayetinde çocuklarının gözünde. Acılarını içlerine gömüp oturur anneler, sineye çeker. Ama çocuklarının babalarından nefret etmesini asla istemezler….

Dün onu izlerken çocukken yaşadığım bir tablo geldi gözümün önüne. Nefretim, acım, güçlü bir kadın olma isteğim. Baş kaldırışım o zaman başladı. Ve ben dün o videoyu izlerken, o minik kızın dünü, önceki günü hiçbir zaman unutmayacağını bildim. Ben unutmadım. Güçlü bir kadın oldum, yine unutmadım.

Dün yüzlerce haber geçti internet siteleri. Bir önceki günden farklı değildi hikayeler. Sadece daha görünür olmuşlardı. Evin içinden çıkıp sokağa taşmıştı şiddet ve taciz ve cinayet ve niceleri.

Dün yine genç bir kadın maruz kaldığı tacizi anlatırken titriyordu. Küçük bir çocuğun tacizi sonrası yaşadığı ‘erkek bürokrasisi’ sıkıntısını anlatırken gözyaşlarını tutamıyordu. ‘Bunu yapanların anneleri, kız kardeşleri, ablaları’ yok muydu diye soruyordu ağlayarak. Vardı dedim içimden, o ablasını, annesini, kızı kardeşini ve kızını ‘kendisi gibi sapkınlara’ maruz kalmasın diye eve hapsetmişti, sen göremezdin onları.

Dün, daha nice kadınlar evde, sokakta, işte tacize, şiddete maruz kalıp, cinayete kurban gidiyordu. Dün biz bize gösterildiği kadarını gördük internette, gazetelerde, televizyonlarda. Ama dün olanlar, ‘şiddete karşı bir gün’ dolayısı ile gösterilmedi. O şiddet, taciz, cinayetler hep vardı. Dün olağan bir günü yaşadık sadece….

*Daha çok şey var; kızını satan ‘anne ve baba bozuntuları’, eşini öldüren ‘koca bozuntuları’, çocukken evlendirilen minik kızlar, kendi cinselliğini öğrenemeden koca şiddetine maruz bırakılıp çocuk yaşta anne olanlar, entelektüel şiddete maruz kalan kadınlar…. Öfkeliyim, yazamıyorum…

* Bir şey daha ekleyecektim, aklımdan çıkmış. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin. Muhteşem bir kadın. Antalya'da izleme fırsatım oldu. Samimi, sıcakkanlı, çocuk sevgisi en üst seviyede muhteşem bir anne her şeyden önce. Deneyimli ve bakanlığa yakışır bir kadın. Bir önceki, bakanları düşününce hele. Ben Bakan Şahin ile bir şeylerin değişeceğini umuyorum. Zor ama umuyorum....

20 Kasım 2011

Pazar karalaması...



İşyerinden bir arkadaşım izne çıktığı için yokluğunda Pazar mesailerini ben yapıyorum. Haliyle Cumartesi günü çalışmıyorum. Aslına bakarsanız Cumartesi günlerinin yoğunluğunu arkamda bıraktığım için mutluyum ama Pazar gününün tatil olmasına alışmış olan bünyem işte olmayı pek kabullenemiyor.

Bugünlerde uykumu alamadığımdan, uyumaya doyamadığımdan yataktan zar zor kalkıyorum. Alarmın sesini bile son anda duyuyorum. Uzun çok uzun bir tatile gitmek istiyorum bu ara. Böyle hiçbir şey düşünmeden, bu nerede şu nasıl diye kafa yormadan. Telefonumun sesini duymadan hem de. Çok gezmek, çok fotoğraf çekmek ve kitabımı elime alıp okuyarak uyumak istiyorum.

Böyle gidersem emekli olamayacağımı da biliyorum. Emeklilik hayali kuramadığım için tatil hayalleri ile yetiniyorum…