05 Mart 2012
Blogumu beğendiniz mi? :))
Annem gençliğinde canı sıkıldığında hep evdeki eşyaların yerlerini değiştirirmiş. Bu eylem sırasında da sık sık bir şeyler kırarmış. Mekandaki eşyaların yeri değişince rahatlamış hissedermiş kendisini. Ben de evdeki eşyaların değil ama içimi döktüğüm bu mekanda küçük bir değişiklik yaptım. Beyaz sanki daha bir yakıştı bloguma. Daha bir ferah gösterdi. Sanki diğer şablondayken sıkışıp kalmıştım buraya. Sanki şimdi daha özgürüm. Ne diyeyim ben çok sevdim bu görünümünü blogumun.Birkaç ekleme daha yapmayı düşünüyorum. Mesela birçok okur blogunda gördüğüm 'ne okuyorum' bölümü de ekleyeceğim birazdan. Sabahtan beri canım sıkkındı ama şimdi çok mutluyum...
03 Mart 2012
Yaşadığı şehirden bi'haber olanlara...
Uzun zamandır yazmıyorum, farkındayım. Biraz kafam karışık. Ondan sanırım.
Ama sizinle geçen hafta keşfettiğim bir şeyi paylaşacağım. Daha çok Antalyalıları ilgilendirse de paylaşacağım yazı, ana fikri itibarı ile yaşadığı şehirden bi haber olanları da tetikleyecektir, eminim.
Birkaç hafta önce Safranbolu’daydık. Eski Safrandolu’da ama. Evler, yollar, insanlar muhteşemdi. Bir daha gidip görülesi bir yer. Üç gün kaldığımız için sadece birkaç yeri gezebildik, ama daha gezilecek görülecek, fotoğraflanacak çok yeri var eminim.
Gezdiğimiz yerden bir tanesi de Kaymakamlar Evi olarak adlandırılan müze idi. Dönemin ‘büyük’ adamlarının evi olan bu konak restore edilerek ziyaretçilere açılmış. Sizi içeriye girerken bir rehber karşılıyor. Birlikte geziyorsunuz önce. Kadınlar erkekler bölümünü, yemeklerin nasıl verildiğini, kına gecesi görsellerini, giyim odalarını, erkek meclislerini, oturma odalarını, dönemin mutfağını hatta banyosunu görünce çok şaşırıyorsunuz. Yapılan canlandırmalar harika olduğu için bir nevi o dönemi yaşıyorsunuz.
İşte ben Kaymakamlar evi’ni gezerken, yaşadığı şehirden bir haber olan ben, Antalya’da neden böyle bir şey yok diye hayıflanmıştım. Ta ki geçen haftaya kadar.
Yıllardır önünden geçip içeriye adım atmadığım Kaleiçi Suna İnan Kıraç Müzesi’nde sizinle görsellerini paylaştığım bu muhteşem müze ile karşılaştım. Çok şaşırdım, kendime güldüm. Haber için gitmesem ‘haberdar olmayacağpım’ bu yerle tanıştığım için kendimi çok şanslı hissettim.
Antalya’nın eski kına gecesi, damat traşı ritüellerinin mankenlerle canlandırılıp seslendirildiği bu muhteşem müzede eskiden nasıl giyinildiğini, neler yapıldığını, sünnet kıyafetlerini de görmeniz mümkün. Bir de eski bir aynanın içine yerleştirilen televizyon ekranından size Antalya anlatılıyor. Tabi müzenin girişinde yer alan Antalya tarihini saymıyorum bile.
Utancımı orada bulunan görevlilere de anlattığımı söylemeden geçemeyeceğim. Safranbolu’da böyle bir yapıyı gezip görme meraklısı içindeyken Antalya’da yer alan bir müzeye girmemiş olmaktan dolayı da kendimi ayıplıyorum. Şimdi sizleri bu güzel görsellerle baş başa bırakıyor ve Antalya’ya gelirseniz gidip gezmenizi tavsiye ediyorum.
Bu arada müzenin alt katında geçtiğimiz yıl(larda) hayatını kaybeden çini ustası Sıtkı Olçar’ın da eserleri satılıyormuş. Ben baykuşları görünce merak ettim kimin diye, görevli Sıtkı Olçar vefat edince hepsi koleksiyonluk olduğu için kaldırıldı. Şimdi Sıtkı II adıyla kızının yaptığı eserler satılıyor. Onlardan da edinebilirsiniz diye düşünüyorum. Şahaneler…










Ama sizinle geçen hafta keşfettiğim bir şeyi paylaşacağım. Daha çok Antalyalıları ilgilendirse de paylaşacağım yazı, ana fikri itibarı ile yaşadığı şehirden bi haber olanları da tetikleyecektir, eminim.
Birkaç hafta önce Safranbolu’daydık. Eski Safrandolu’da ama. Evler, yollar, insanlar muhteşemdi. Bir daha gidip görülesi bir yer. Üç gün kaldığımız için sadece birkaç yeri gezebildik, ama daha gezilecek görülecek, fotoğraflanacak çok yeri var eminim.
Gezdiğimiz yerden bir tanesi de Kaymakamlar Evi olarak adlandırılan müze idi. Dönemin ‘büyük’ adamlarının evi olan bu konak restore edilerek ziyaretçilere açılmış. Sizi içeriye girerken bir rehber karşılıyor. Birlikte geziyorsunuz önce. Kadınlar erkekler bölümünü, yemeklerin nasıl verildiğini, kına gecesi görsellerini, giyim odalarını, erkek meclislerini, oturma odalarını, dönemin mutfağını hatta banyosunu görünce çok şaşırıyorsunuz. Yapılan canlandırmalar harika olduğu için bir nevi o dönemi yaşıyorsunuz.
İşte ben Kaymakamlar evi’ni gezerken, yaşadığı şehirden bir haber olan ben, Antalya’da neden böyle bir şey yok diye hayıflanmıştım. Ta ki geçen haftaya kadar.
Yıllardır önünden geçip içeriye adım atmadığım Kaleiçi Suna İnan Kıraç Müzesi’nde sizinle görsellerini paylaştığım bu muhteşem müze ile karşılaştım. Çok şaşırdım, kendime güldüm. Haber için gitmesem ‘haberdar olmayacağpım’ bu yerle tanıştığım için kendimi çok şanslı hissettim.
Antalya’nın eski kına gecesi, damat traşı ritüellerinin mankenlerle canlandırılıp seslendirildiği bu muhteşem müzede eskiden nasıl giyinildiğini, neler yapıldığını, sünnet kıyafetlerini de görmeniz mümkün. Bir de eski bir aynanın içine yerleştirilen televizyon ekranından size Antalya anlatılıyor. Tabi müzenin girişinde yer alan Antalya tarihini saymıyorum bile.
Utancımı orada bulunan görevlilere de anlattığımı söylemeden geçemeyeceğim. Safranbolu’da böyle bir yapıyı gezip görme meraklısı içindeyken Antalya’da yer alan bir müzeye girmemiş olmaktan dolayı da kendimi ayıplıyorum. Şimdi sizleri bu güzel görsellerle baş başa bırakıyor ve Antalya’ya gelirseniz gidip gezmenizi tavsiye ediyorum.
Bu arada müzenin alt katında geçtiğimiz yıl(larda) hayatını kaybeden çini ustası Sıtkı Olçar’ın da eserleri satılıyormuş. Ben baykuşları görünce merak ettim kimin diye, görevli Sıtkı Olçar vefat edince hepsi koleksiyonluk olduğu için kaldırıldı. Şimdi Sıtkı II adıyla kızının yaptığı eserler satılıyor. Onlardan da edinebilirsiniz diye düşünüyorum. Şahaneler…
06 Şubat 2012
Büyük konuştum ne olmuş?..
Uzun bir aradan sonra herkese merhaba...
İki gün önce dünya evine girdim. Evet evlendim.
Hatta yapmam dememe rağmen düğünde göbek atıp oynadım, o haliyle bir de gazeteye çıktım iyi mı:))
Evet büyük konuştum, ne yapayım:))
Artık söyleyecek bir şey yok. Oldu da bitti maşallah...
Şimdi Safranbolu'dayiz. Tatilin tadını çıkarıyoruz. Fotograf çekip geziyoruz. Ayrıntılar daha sonra fotoğraflarla blogda yer alacak:))
Ben bir süreliğine kaydoluyorum.
Görüşmek üzere...
İki gün önce dünya evine girdim. Evet evlendim.
Hatta yapmam dememe rağmen düğünde göbek atıp oynadım, o haliyle bir de gazeteye çıktım iyi mı:))
Evet büyük konuştum, ne yapayım:))
Artık söyleyecek bir şey yok. Oldu da bitti maşallah...
Şimdi Safranbolu'dayiz. Tatilin tadını çıkarıyoruz. Fotograf çekip geziyoruz. Ayrıntılar daha sonra fotoğraflarla blogda yer alacak:))
Ben bir süreliğine kaydoluyorum.
Görüşmek üzere...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)