
Aslına bakarsanız ben de sizlerdenim. Yani kitap görünce dayanamayanlardan. Kitaplığımda aldığım ve okumadığım bir sürü kitap var. Çoğu araştırma kitabı. Roman okumayı sevdiğimden önceliğimi onlara veriyorum, ama sonra başka bir roman çıkıyor, sonra başkası ve diğer kitaplarıma sıra gelmiyor.
Benim bu kitap ‘hastası’ halimi gören sevgilim, biz evlenen kadar kota koydu bana. Geçenlerde Mino’nun Siyah Gülü’nü ve İnci Gibi Dişler’i hediye etmiş olsa da kitaba dokundurtmuyor, kitapevlerinin önünden geçmeme dahi izin vermiyor. Sıra internete gelince kota koyamayacağı için de içi içini yiyiyor biliyorum.
Az önce ben yine idefixe girmişken onu aradım. Vedat Türkali’nin Fatmagül’ün Suçu Ne kitabının yeni basımı yapılacakmış, görünce ‘aaaa’ diye bir tepki verdim. Ne oldu dedi, böyle böyle diye anlattım. Bana verdiği tepki aynen şu oldu, ”Sen İdefixte’ misin?” Ağlanacak halime güldüm dostlar.
Şimdi ben en son İdefixe alışverişimden aldığım üç kitabın ikisini bitirdim, hediye aldığım iki kitaptan da birisini yedim yuttum, diğeri beni sarmadı zamanı gelince elime alayım diye bıraktım. Şimdi beni bekleyen bir tane taze kitabım var, onu da okuyacağım. Sonra ne yapacağım bilmiyorum.
Aslında kitap alamıyorum diye kitap hediye eden blogerları takibe aldım, kendimden utanıyorum. Bana çıkmıyor, kaç kere denedim ama yılmayacağım. O kitaplar benim olana kadar savaşımı sürdüreceğim.