23 Ağustos 2010

Biraz Türkçe biraz hınzırlık, işte sonuç

Bazen biz de kendi aramızda işte böyle eğleniyoruz. Sabah mahmurluğu ya da günün sıkkınlığını atıyoruz üzerimizden.




Türkçe ‘değişik’ bir dil. Ve ben bu ‘dil’i seviyorum. Bazen bizi edepsizleştirse de :)



*Toplantıda basın mensuplarının oturacağı bölümdeki masaların üstüne ‘Basına Aittir’ yazılı kağıtlardan koymuşlardı. Hınzır bir arkadaş masaya oturur oturmaz bazı harflerın üstünü kapattı ve ortaya bu çıktı. Bu arada, birisi çıkar dellenir, aman ha. Kesinlikle basın mensubu arkadaşlarıma hakaret içermiyor.

Yollara da düşmedim, sadece kendimi arıyorum?!?!?!

Bakımsızım
Kirliyim
Tembelim
Suskunum
Sinirliyim
Küfürbazım
Dengesizim
Terliyim
Şişkoyum
Boşvermişim
Salaşım
Kararsızım
Durgunum
Buruğum
Sevimsizim


Oturdum ‘Ben neyim?’ diye düşündüm. Ortaya bunlar çıktı. Sonra oturdum bunlardan bir şarkı sözü yazılır mı diye düşündüm. Bir şeyler karaladım, sonra birileri yazsın ben söylerim dedim, vazgeçtim. Ama düşündüm, düşündüm, bu şarkının başlığı ne olur diye kafa yordum. ‘Ben ölmeyeyim de kim ölsün’ koymaya karar verdim. Sizce nasıl yaptım?

19 Ağustos 2010

Ben daha çocukken...

Çocukken öğrendiklerin, yaşadıkların gerçekten sonraki yaşamına büyük etkisi oluyormuş. Nasıl birisi olacağını belirliyormuş. 27 yaşıma geldim, bunu tescilledim. Neden mi?

*Ağa dedem (annemin amcası) çocukken oje sürmeme kızardı, günah diye izin vermezdi. (Ona neyse!) Biraz büyüyünce bunun ‘saçma’ olduğunu anladım, ama onu ilk gördüğüm yerde de tırnaklarımı sakladım Şimdi ojesiz dışarıya zor çıkıyorum.

*Ha bir de ‘kızlar pantolon giymez’ diye bir kuralı vardı. Çocukken elbise ile dolaştım durdum. Geçtiğimiz yıl, bir mahallede, yani tanıştığım sakallı bir dede (bizim memleketten) ben pantolon giyiniyorum ve başım açık diye beni ‘kötü kız’ ilan etse de favorim kesinlikle pantolon. (evet popom yok ve elbiseler, etekler güzel durmuyor )

*Ben çocukken Barış Manço’nun yüzüklerine bakar, ‘Onunla tanışınca birisini bana verir mi?’ diye düşünüp dururdum. Onunla tanışma fırsatım olmadı ama onun gibi yüzüklere sahip oldum. Yüzüklerimi çok seviyorum

*Daha anaokuluna giderken bize paylaşmayı öğretmişlerdi, çok kardeşimin olması da etkili oldu ki şimdi bana göre ‘yüreği yumuşacık’ bir hatunum

*İlkokulayken Ankara’dan bir öğretmen atanmıştı, adı Feyza Çobanlar’dı. Bizim sınıf öğretmenimizdi. İlk o kitap aldırdı bana, ilk kitabıma onun sayesinde sahip oldum. Şimdi kitaplarım benim hayatım.

*İlkokul beşinci sınıftayken bir ‘bit’ salgını başladı. Akıllı öğretmenim sınıftan bir arkadaşıma saçlarımızı kontrol ettirdi. Sıra bana gelince sırf ‘doğudan’ geldim diye ‘Gamze kaşınan yerlerini göster’ diye sınıfın içinde bağırdı. Ben temiz çıktım, bizi kontrol eden arkadaşın kafasını ise öğretmenimiz baktı. Bitleri görünce bir çığlık atıp kızı eve gönderdi. O gün bildiğim şeyi ezberledim ve kimseyi hayatımın şu aşamasına gelinceye kadar ‘ötekileştirmedim’