10 Ağustos 2010

Günlükler - 1

Umutsuz ve vazgeçmiş bir gün. Kalbimin ansız sızlamaları ile uyanıyorum lanetler okuduğum günden. Sanki beni ‘Senin daha önemli sorunların var’ der gibi uyarıyor o lanet sızı. elime aldığım ‘taşı’ okşuyorum bir süre, göz yaşlarımı katışlaştırsın diye ama olmuyor. Beceremiyorum. Çok özlediğimi hissediyorum bir an, sonra kandırıldığımı düşünüp öfkeleniyorum. Biz birlikte istedik bunları yaşamayı ama o beni giderken, kendince yaptığı hesaplar yüzünden yalnız bıraktı. Ve ben hala, ona kendimi tam olarak anlatamamış olmanın can sıkıntısını yaşıyorum. Onun ne düşünüp ne hissettiğini muhasebe ediyorum kendimce. Sonra da zaten bitiyor o sancı. Siliniyor yavaş yavaş yüreğimden. Akıttığım bir iki damla göz yaşını (her gün azalıyor mu artıyor mu bilmiyorum) silip işime bakıyorum. Şimdi de öyle yapacağım. Özledim seni…

11 Aralık 2009

17 Temmuz 2010

Seni görmek...

Beni sarhoş ediyor seni görmek…
Hücrelerim o an sanki yaşamaktan vazgeçiyor,
Ölümle hayat arasında bir yerde sıkışıp kalıyorum.
Beni hasta ediyor seni görmek…
Gerçekle yalan arasında sıkışıp kalıyorum.
Beni benden ediyor seni görmek,
Seni görmek ve hissetmek…

07 Temmuz 2010

Modern hocca

Bana soruyorlar
‘Neden inanmıyorsun?’ diye
Yanıt vermek istemiyorum.
Ama artık sıkıldım…
Siz gerekçe istiyorsunuz madem,
O zaman buyurun…
Çocukken bir yaz tatilinde
Caminin yolunu tuttum
Anlamadığım arapçayı öğrenmek ve
Kuranı okuyabilmek için.
Hoca daha ilk günden
‘Güreş tutturdu’ bize
Çocuk aklımla o gün
Tanrının ve tanrının adamlarının
Gerçek olmadıklarını anladım…
İşte ben o günden beri
Buyum…