Beni sarhoş ediyor seni görmek…
Hücrelerim o an sanki yaşamaktan vazgeçiyor,
Ölümle hayat arasında bir yerde sıkışıp kalıyorum.
Beni hasta ediyor seni görmek…
Gerçekle yalan arasında sıkışıp kalıyorum.
Beni benden ediyor seni görmek,
Seni görmek ve hissetmek…
17 Temmuz 2010
07 Temmuz 2010
Modern hocca
Bana soruyorlar
‘Neden inanmıyorsun?’ diye
Yanıt vermek istemiyorum.
Ama artık sıkıldım…
Siz gerekçe istiyorsunuz madem,
O zaman buyurun…
Çocukken bir yaz tatilinde
Caminin yolunu tuttum
Anlamadığım arapçayı öğrenmek ve
Kuranı okuyabilmek için.
Hoca daha ilk günden
‘Güreş tutturdu’ bize
Çocuk aklımla o gün
Tanrının ve tanrının adamlarının
Gerçek olmadıklarını anladım…
İşte ben o günden beri
Buyum…
‘Neden inanmıyorsun?’ diye
Yanıt vermek istemiyorum.
Ama artık sıkıldım…
Siz gerekçe istiyorsunuz madem,
O zaman buyurun…
Çocukken bir yaz tatilinde
Caminin yolunu tuttum
Anlamadığım arapçayı öğrenmek ve
Kuranı okuyabilmek için.
Hoca daha ilk günden
‘Güreş tutturdu’ bize
Çocuk aklımla o gün
Tanrının ve tanrının adamlarının
Gerçek olmadıklarını anladım…
İşte ben o günden beri
Buyum…
22 Haziran 2010
Sade (ce) vatandaş
Bazen çıldıracak gibi oluyorum. Gazeteyi öyle garip kişiler arıyor ki. Öyle ki, telefonla konuşurken elimi sesimin gittiği o incecik deliklerden sokup, kabloları takip ederek arayan şahsa ulaşıp, boğazına yapışmak istiyorum. Hele bir de tonla işiniz varsa ve size ‘gazetecilik nasıl yapılır’ın dersini veriyorsa telefondaki kişi vah ki vah….
Az önce telefon çaldı mesela. Yanlış numarayı çevirmiş hemşerim. Bilmem kimle görüşecektim dedi, hem de benim gazetenin adını söyleyerek telefonu açmama aldırmadan. Burası ‘Gazete’ dedim. ‘Aaa, öyle mi? Pardon’ diyip kapattı. Aradan birkaç saniye geçti yeniden aradı. ‘Ya ben bir şey söyleyecektim. Dün televizyonda izledim. Mayın patlamış yine askerlerimiz şehit olmuş. Bu mayınları kim yapıyor, nereye yapıyor, kime satıyor bir araştırın’ dedi. İşim başımdan aşkındı inanın, ‘Türk Silahlı Kuvvetleri biliyordur(!)’ dedim. Susmadı, ‘Biz de bilelim, düşmanımızı tanıyalım’ dedi. Tanısan ne olacak sanki, hem her şey kabak gibi ortadayken ya da senin zaten düşmanların varken. Şimdi ben sana bunu desem ki ‘B’ örgütü yapıyor, sen kesin bana ‘Yok efendim bunlar ‘ örgütünün işi’ diye. Yemezler, benim ne sana yeni düşmanlar yaratacak gücüm var ne de her şeyin paranoyakça ilerlediği şu günlerde kendime inanacak yeni değerler aranmakta. O yüzden, telefondaki adama ‘Teşekkür ediyorum, notumu aldım’ dedim ve kapattım. Büyük ihtimalle telefonu kapattıktan sonra benim ne kadar ahmak birisi olduğumu düşünmüştür! Peh, çok umurumda sanki. Geçenlerde de bilmem ne böceği için yapılan mücadele ile ilgili haber vardı gazetenin en arka sayfasında. Görmüş bir okur, aramış. Haberi görmemiştim, söyleyince çevirdim. Baktım, herhalde zirai mücadele ile ilgili bana örnekler verecek derken ‘Böceklerin de Tanrı’nın bir armağanı olduğunu’ söyledi, öldürülmemesi gerektiğini falan. Yine bozmadım arayanı, herhalde ziraat mühendisi falan diye düşündüm. Merak ettim sordum, yok yok değilmiş. Sade bir vatandaşmış…
Az önce telefon çaldı mesela. Yanlış numarayı çevirmiş hemşerim. Bilmem kimle görüşecektim dedi, hem de benim gazetenin adını söyleyerek telefonu açmama aldırmadan. Burası ‘Gazete’ dedim. ‘Aaa, öyle mi? Pardon’ diyip kapattı. Aradan birkaç saniye geçti yeniden aradı. ‘Ya ben bir şey söyleyecektim. Dün televizyonda izledim. Mayın patlamış yine askerlerimiz şehit olmuş. Bu mayınları kim yapıyor, nereye yapıyor, kime satıyor bir araştırın’ dedi. İşim başımdan aşkındı inanın, ‘Türk Silahlı Kuvvetleri biliyordur(!)’ dedim. Susmadı, ‘Biz de bilelim, düşmanımızı tanıyalım’ dedi. Tanısan ne olacak sanki, hem her şey kabak gibi ortadayken ya da senin zaten düşmanların varken. Şimdi ben sana bunu desem ki ‘B’ örgütü yapıyor, sen kesin bana ‘Yok efendim bunlar ‘ örgütünün işi’ diye. Yemezler, benim ne sana yeni düşmanlar yaratacak gücüm var ne de her şeyin paranoyakça ilerlediği şu günlerde kendime inanacak yeni değerler aranmakta. O yüzden, telefondaki adama ‘Teşekkür ediyorum, notumu aldım’ dedim ve kapattım. Büyük ihtimalle telefonu kapattıktan sonra benim ne kadar ahmak birisi olduğumu düşünmüştür! Peh, çok umurumda sanki. Geçenlerde de bilmem ne böceği için yapılan mücadele ile ilgili haber vardı gazetenin en arka sayfasında. Görmüş bir okur, aramış. Haberi görmemiştim, söyleyince çevirdim. Baktım, herhalde zirai mücadele ile ilgili bana örnekler verecek derken ‘Böceklerin de Tanrı’nın bir armağanı olduğunu’ söyledi, öldürülmemesi gerektiğini falan. Yine bozmadım arayanı, herhalde ziraat mühendisi falan diye düşündüm. Merak ettim sordum, yok yok değilmiş. Sade bir vatandaşmış…
Kaydol:
Yorumlar (Atom)