<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038</id><updated>2012-02-15T08:03:38.823-08:00</updated><title type='text'>Ucu kırık birkaç kelime</title><subtitle type='html'>...ve ben yarınım nasıl olur bilmiyorum...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>194</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-2646297167086265646</id><published>2012-02-06T12:07:00.000-08:00</published><updated>2012-02-06T12:12:45.040-08:00</updated><title type='text'>Büyük konuştum ne olmuş?..</title><content type='html'>Uzun bir aradan sonra herkese merhaba...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki gün önce dünya evine girdim. Evet evlendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta yapmam dememe rağmen düğünde göbek atıp oynadım, o haliyle bir de gazeteye çıktım iyi mı:)) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet büyük konuştum, ne yapayım:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık söyleyecek bir şey yok. Oldu da bitti maşallah...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Safranbolu'dayiz. Tatilin tadını çıkarıyoruz. Fotograf çekip geziyoruz. Ayrıntılar daha sonra fotoğraflarla blogda yer alacak:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bir süreliğine kaydoluyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüşmek üzere...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-2646297167086265646?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/2646297167086265646/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=2646297167086265646&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/2646297167086265646'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/2646297167086265646'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2012/02/buyuk-konustum-ne-olmus.html' title='Büyük konuştum ne olmuş?..'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-7063224966339675670</id><published>2012-01-26T08:34:00.000-08:00</published><updated>2012-01-26T08:39:19.314-08:00</updated><title type='text'>Twitlerim ve ben...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-6hgVL1FntVI/TyGBqzX3P2I/AAAAAAAAAhs/Qrgv4wMBP5s/s1600/images.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 261px; height: 193px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-6hgVL1FntVI/TyGBqzX3P2I/AAAAAAAAAhs/Qrgv4wMBP5s/s400/images.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5701981175572545378" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun süredir twitter ve facebook gibi sosyal paylaşım sitelerine üye olup olmamak arasında gidip geliyordum. Geçenlerde Antalya'da bir haber twitter hesabından çıkınca ben de üye olayım dedim. Oldum da ama hala çözebilmiş değilim. Olsun, ben de twitterdan haber yapmaya başladım. İlk gün, yani dün iki istihbaratı twitterdan aldım. Bugün de bir başka haber yaptım. Sanırım medya değişiyor ve ben de artık buna ayak uyduruyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-7063224966339675670?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/7063224966339675670/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=7063224966339675670&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/7063224966339675670'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/7063224966339675670'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2012/01/twitlerim-ve-ben.html' title='Twitlerim ve ben...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-6hgVL1FntVI/TyGBqzX3P2I/AAAAAAAAAhs/Qrgv4wMBP5s/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-7365498423503423075</id><published>2012-01-19T21:54:00.000-08:00</published><updated>2012-01-19T21:57:51.893-08:00</updated><title type='text'>Agos ve Karın Karakasli</title><content type='html'>Karin Karakaşlı: "Bu adaletsizlikle yaşamak hepimize haramdır!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 Ocak bir anma günü değil. Hiçbir zaman da olmadı. Zaten bu topraklarda ayrı ayrı yaşatılmış ne kadar acı varsa, hiçbirinin anma günü olmadı. Herkes acısının yaşatıldığı o tarih geldiğinde, kendince, bir başına kahroldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra 23 Ocak günü geldi. Bundan beş yıl önceydi. ‘Türklüğü tahkir ve tezyif’ten mahkûm edilen, Türk düşmanı ilan edilen bir Ermeni gazetecinin cenazesi hepimizi buluşturdu. Çünkü Hrant Dink bu ülkenin bütün acılarının dermanına talipti. Onu güpegündüz, şimdi durduğumuz bu kalabalık Halaskargazi Caddesi üzerinde sırtından vurdular. Hepimizi de o cinayete görgü tanığı kıldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O cenaze gününde 1915′i, Dersim’i, Maraş’ı, Çorum’u, tekmil faili meçhulleri, ihtilalleri, olağanüstü halleri, bitmek bilmez darbe girişimlerini buluşturduk. Kompartıman usulü ayrı ayrı yaşamamız buyrulmuş ne varsa, bir kıldık. Büyük oyunu onun birleştirici ruhuyla bozduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu bir kez de öldürmediler sevgili canlar. Önce Sabiha Gökçen haberi üzerine Genelkurmay’ın bildirisiyle öldürdüler. İstanbul valiliğinde MİT mensuplarınca tehdit edilirken öldürdüler. Hrant Dink’i, barış yolunu gösteren yazılarından cımbızladıkları, cümlelerle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk düşmanı” ilan ederek öldürdüler. Her yazıya, her söyleşiye nefes tüketir, kendini izaha mecbur hissederken öldürdüler. Agos’un önünde “Hrant Dink bundan sonra bütün öfkemizin ve nefretimizin hedefidir” diye bağırırlarken öldürdüler. Mahkemeden mahkemeye koşturtur, bilirkişi raporuna rağmen ısrarla mahkûm ederken ve o mahkûmiyeti onaylamakta beis görmezken öldürdüler. Kendisi yetmezmiş gibi oğlunu ölümle tehdit ederken ve kimbilir daha ona, bizlere hiç söylemediği neler neler yaşatırken öldürdüler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerisi de çorap söküğü gibi geldi. Silinen telefon görüşmeleri, karartılan deliller, gizlenen bilgiler, imha edilen raporlar, başlatılmayan ya da kapatılan soruşturmalar, zamanaşımından aklanan istihbarat memurları birbirini izledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başta Veli Küçük ve Kemal Kerinçsiz olmak üzere Ergenekon sanığı pekçok ismin daha Hrant Dink sağken, mengeneye dönüşen yargı süreci ve linç kampanyalarını hazırladıkları biliniyordu. Derken Kafes eylem planı da ortaya çıktı. Gel gör ki, bu davanın Ergenekon ile bağlantısı bir türlü kurulamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dört yanımızdan yalanlarla sardılar sarmaladılar bizi. Tam beş yıldır böyle bu. En sonunda iki kişi verdiler elimize. Bununla yetinin dediler. Yeter de artar hepinize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortada zaten silahlı terör örgütü olmadığına göre onun yöneticisi ve üyeleri de yok. Ve beraat eden Erhan Tuncel’in hemen o akşam tahliyesi öyle büyük bir aciliyet ki, telaşta bir sanıkla ilgili hüküm kurmayı unutmuşlar. Tuncel şimdi ilim irfana adanmak üzere taze bir üniversite adayı. Böyle gözümüze baka baka, yangından mal kaçırır gibi verdiler bu kararı. Müdanaasızlığı da onun arkasındaki devasa korkuyu da gördük. Devlet çıplak dedik. Devlet çıplak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyelik eki kolay kullanılmıyor. Burası benim ülkem de bu devlete benim devletim diyebilir miyim? Cumhurbaşkanım, Başbakanım, Bakanlarım, Hükümetim, Muhalefetim, Meclisim… Böyle diyebilmek için tek bir seçeneğim var. Bu kepazeliğe bir son verin artık. Yargıtay, cinayete giden süreçteki rolüne inat, bir kez de adalet adına temyiz mekânı olsun. Bunları yapmak borçtur, yükümlülüktür, şarttır. Çünkü bize yaşatılan ‘ayıptır, zulümdür, günahtır.’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hrant Dink’i hepimiz kaybettik ama biz Ermeniler için onun kaybı takdir edersiniz ki başka bir yoksunluk. 1915′te Anadolu’da kafilelerce insan aç-susuz çölün ortasına sürülmeden önce bir Nisan günüyle 250′ye yakın Ermeni aydın Haydarpaşa Garı’ndan trenlere konup Ayaş’a sürgüne gitti. İçlerinden sadece birkaçı geri dönebildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlayacağınız önce sesimizi aldılar elimizden. Bu insanlar Osmanlı Meclisinde mebustu, yazardı, gazeteciydi, çevirmendi, doktordu, avukattı. Ermeni halkına hizmet kadar Osmanlılığa inanır, Meşrutiyet sonrası bayram geleceğini sanırdı. Öyle olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün burada içlerinden birkaçının adını anacağım. İsmi çağrılan duyar, gelir, ‘Burada’ der: Rupen Sevag, Siamanto, Taniel Varujan, Diran Kelekyan, Yerukhan, Rupen Zartaryan, Hampartsum Boyacıyan, Sımpad Pürad, Khyan Parsekhyan, Krikor Zohrab… Hrant Dink bu aydınların son halkasıdır. O yüzden de 2007, 1915′e geri ışınladı hepimizi. Demek hâlâ hakkıyla Ermeni ve bir o kadar da yurtsever olan bir insanı öldürmek bu kadar kolaydı. Bu kadar mübahtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihi inkâr ede ede geldik bu noktaya dayandık. Şu kaldırıma dikilen taş, Hrant Dink kadar diğer bütün susturulmuş aydınların ve isimsiz mezarsız kurbanların da simgesi olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu son kararla birlikte şimdi bir kez daha 19 Ocak 2007 cinayet günündeyiz. Hrant Dink operasyonlarla daraldığımız, komplolarla bunaldığımız bugünlerde özellikle yanyana görmek isterdi hepimizi. Anlaşılan o ki koca bir devlet böyle bir Ermeni vatandaşının yaşamıyla da ölümüyle de ne yapacağını bilemedi. Şimdi biz ona öğreteceğiz hep birlikte demek ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dosya kapandı diyorlar bize. Kapandı mı bu dosya? Hrant Dink dosya değil ki kapatasın, o bir yara… Artık köprüden önceki son çıkıştayız. Oradan hakkıyla geçmeden tamamlanacak ödeşme, kurulacak düş, inanılacak adalet, yaşanacak memleket yok. Öbür türlüsü sadece yalan olur ve bir gün başımıza yıkılır. Altında kalırız hep birlikte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yüzden gün, sadece söz söylemek değil söz vermek zamanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz verelim mi birbirimize? Bu dava daha bitmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz verelim mi birbirimize? İnsanlık daha ölmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz verelim mi birbirimize? Devlet daha hesabını vermedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözümüz söz olsun. Bu adaletsizlikle yaşamak hepimize haramdır. Aksi için uğraşan hepimize helal olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Yekta Kopan'in blogundan alintidir)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-7365498423503423075?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/7365498423503423075/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=7365498423503423075&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/7365498423503423075'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/7365498423503423075'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2012/01/agos-ve-karn-karakasli.html' title='Agos ve Karın Karakasli'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-241381919568335991</id><published>2012-01-19T08:01:00.000-08:00</published><updated>2012-01-19T08:02:00.149-08:00</updated><title type='text'>Yorumsuz...</title><content type='html'>Son birkaç gündür, internet sitelerinde Hrant Dink aleyhine içi boş ve bel altı ahlaksız yorumları okuyorum. Yüzüm kızarıyor, utanıyorum. Hayır küfürlerden değil,ben de küfür eden birisiyim. İnsanların nasıl bu kadar cahil olduklarını şaşırarak izliyorum. Ailesi için üzülüyorum….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demiş ya ‘güvercin tedirginliği yaşıyorum’ diye sevgili Hrant, bir video açıp bakın. Nasıl ürkek, nasıl derdini anlatma çabasında, nasıl samimi, nasıl ‘insan’. Hatta o yorumları yapan, o küfürleri edenlerden daha bir ‘insan’… Buradan onlara sesleniyorum. ‘Siz tanrıya inanıyordunuz değil mi?’ Öyle yazmışsınız yorumlarınızda. O zaman öbür dünyada iki eli yakanızda olacak bir insanı ölüme götürdüğünüz için. Yoksa sizin doğrunuz değil miydi ‘Allah’ın verdiği canı Allah alır’ sözü. Ben mi yanılıyorum söyleyin…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-241381919568335991?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/241381919568335991/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=241381919568335991&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/241381919568335991'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/241381919568335991'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2012/01/yorumsuz.html' title='Yorumsuz...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-3357240824045949320</id><published>2012-01-18T01:00:00.000-08:00</published><updated>2012-01-18T01:04:06.883-08:00</updated><title type='text'>Durdurun!..</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-8qZ2sLedMjI/TxaK_E6HchI/AAAAAAAAAhA/So1-1hM9oh8/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 256px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-8qZ2sLedMjI/TxaK_E6HchI/AAAAAAAAAhA/So1-1hM9oh8/s400/1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5698895194737832466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Sabah Gazetesi’nde okuduğum haber kanımı dondurdu. Oysa çok aşinaydım ben bu haberlere. Kadın cinayetlerine, kadın şiddetine, kadının ötekileştirilmesine, güçsüzleştirilmesine…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her gün gazetelerden aşinaydı gözüm öldürülmüş kadınların opaklarına, kulağım aşinaydı kadın çığlıklarına. Ama bu sefer farklı bir ayrıntı vardı haberde. Henüz 16’ındayken, henüz 15’inde olan ‘erkek’ kardeşi tarafından  ‘Hayır seni öldürmeyeceğim. Seni bu hale getireni öldüreceğim. Konuşmamız gerek’ sözüne inanmıştı bu sefer ‘kadın’. Sevdiği erkeğe kaçmıştı. Babası başlık parası isteyince, sevdiği erkeğin ailesi parayı çok bulup kızı karnında bebeği ile ailesine teslim etmişti. Eve kapatılmış, aile bireylerinin aldığı karar neticesinde evin tek oğlu olan 15 yaşındaki erkek kardeşi tarafından tam 21 yerinden bıçaklanarak öldürülmüştü. 21’inci yaşını görmen en sevdiği kardeşinden 21 darbe yemişti. 21 darbe sonrası yere yığılmıştı….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonrası ise kızıl bir karanlık…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra ne erkek kardeşine ‘öldürme gücünü’ veren ezberi bileceğiz, ne de 16’sındaki küçük kızın bıçak darbelerini yerken kardeşinin gözüne nasıl baktığını, neler söylediğini bileceğiz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü artık Zelal yok… Belki sürekli tekrarlanan bir söz ama bundan sonra ‘Zelal’in yaşadıklarını birebir yaşayan, isimleri farklı, yaşları farklı kadınların hikayesini okuyacağız, duyacağız. Basın gözümüzün içine soka soka ‘acıklı’ haberleri yayınlayacak. Ah vah edeceğiz. O gün çıkan ‘cinayeti’ okuyup ağzımızın suyu aka aka ertesi günkü ‘acıklı hayat hikayesi’ni bekleyeceğiz. Kim bilir belki de şehirde yaşadığımız için ‘şükredecek’, sevineceğiz….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimizden birileri çıkıp kadın haklarına, kadının ötekileştirilmesine, kadın cinayetlerine karşı örgütlenecek. Onları içini boş bir harfler yığınıymış gibi ‘feminist’ ilan edeceğiz. Çirkin diyeceğiz kadınlara, ‘koca bulamamışlar’ ondan çıkıp sokaklara bağırıyorlar… Sonra bir kere daha şükredeceğiz ‘feminist’ olmadığımız, güzel olduğumuz, sorunsuz bir hayat yaşadığımız, koca bulduğumuz için. Ya da oturduğumuz yerden okuyup haberleri ‘ah vah’ edeceğiz, ertesi gün unutmak şartıyla…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat bizler için devam ederken birileri çıkıp ‘Zelal’ gibi cinayete kurban gitmiş, törenin 21 bıçak darbesi ile öldürülmüş kadınların hikayesini yazacak. Ya alıp ‘acıklı’ bir roman gibi okuyacağız, ya da okuyup ders alacağız…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet bu gün, Sabah Gazetesi’ndeki haberi okurken kanım dondu. Emeli öğretmen Nuran İbiş’in ‘Zelal’in hikayesini’ yazdığını öğrenince gözlerim yaşardı. Hala yaşarıyor ya bakmayın. Çocukluğunu geçirdiği ilçede ‘etek’ giyinmeye zorlanan ben, kadının yok sayıldığı bir ilçede ‘korkarak’ büyüyen ben, kadınların ‘hiç’ olduğu bir yerde ‘erkek’ baskısına maruz kalan ben Zelal’de kendimi buldum. Öldürülen kadınlarda kendimi buldum. Yaşadıkları sıkıntıları ‘ben yaşıyormuşum’ gibi hissettim. Pek, çok mu aktifim, hayır değilim. Yukarıya yazdıklarım bir nevi kendi özeleştirim. Bakın ne diyeceğim, alın Nuran İbiş’in ‘Durdurun!’ adlı kitabını okuyun. Sonra bir kere daha oturup hep birlikte düşünelim…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-3357240824045949320?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/3357240824045949320/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=3357240824045949320&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/3357240824045949320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/3357240824045949320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2012/01/durdurun.html' title='Durdurun!..'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-8qZ2sLedMjI/TxaK_E6HchI/AAAAAAAAAhA/So1-1hM9oh8/s72-c/1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-1787592179673683052</id><published>2012-01-17T09:24:00.000-08:00</published><updated>2012-01-17T09:30:05.728-08:00</updated><title type='text'>Bugün 'Daha ne istiyorsunuz?' deme günü değildir...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/--moGHt242Jo/TxWvu7GRzUI/AAAAAAAAAgc/0IuNHuAs454/s1600/%25281%2529.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/--moGHt242Jo/TxWvu7GRzUI/AAAAAAAAAgc/0IuNHuAs454/s400/%25281%2529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5698654124180098370" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün 19 Ocak 2007’de İstanbul’da işlenen cinayetin duruşması sona erdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin davada tutuklu olarak yargılanan Yasin Hayal’i ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Erhan Tuncel’in ise tahliyesine karar verdi. Tuncel, Hrant Dink davasından değil ama Mc Donald’s’ın bombalanması eylemiyle ilgili 10 yıl 6 ay hapis cezası aldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün mahkeme çıkışı Hrant Dink’in avukatı Fethiye Çetin, ‘Bu kadarını beklemiyorduk!’ diye tepki gösterdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Hrant Dink’in katili Yasin Hayal’in babası mahkeme çıkışı ‘Sarkozy savcı, Sarkisyan hakim olsaydı bu kadar ceza vermezlerdi’ diyerek birilerinin ‘faşist’ cümlelerini tekrarladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün, birisi Yasin Hayal’e verilen ceza sonrası eleştiride bulunan Hrant Dink ve ailesine “Daha ne istiyorsunuz?” diye sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün benim canım bir kere daha yandı. Öfkem taştı. Kabıma sığamaz oldum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Affınıza sığınıyorum, 2007 yılından beri tekrarladığım cümleleri bir kere daha yinelemek istiyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-RWGOvB5KkDM/TxWv49yPl-I/AAAAAAAAAgo/0V9De0bT4ig/s1600/%25282%2529.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-RWGOvB5KkDM/TxWv49yPl-I/AAAAAAAAAgo/0V9De0bT4ig/s400/%25282%2529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5698654296700065762" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2007’de ben de oradaydım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğuğa rağmen yüzbinlerce insanla birlikte ‘Hepimiz Hrant Dink’iz’ diye bağırdım. Hepimizin bir gün sokak ortasında, ‘ötekilere’ yaşam hakkı tanımayan birileri tarafından öldürüleceğimiz gerçeğini gözeterek haykırdım. O gün orada, hiçbir suçu yokken, medyanın da hain saldırısı ile ölüme yavaş yavaş ama sezdirilerek götürülen Hrant Dink’in yanında olduğum için haykırdım. O gün orada hiç tanımadığım, elini sıkamadığım, boynuna sarılamadığım, yüzünü göremediğim, gözyaşlarına dokunamadığım adamın yok oluşuna ağladım, haykırdım, öfkelendim….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra ne oldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birileri ‘Mehmetçikler teröristler tarafından öldürüldüğü zaman niye çıkıp niye bağırmıyorsunuz’ denilerek orada bulunan güruh ötekileştirildi. Hatta, yok abartmıyorum, vatan haini ilan edildi. Oysa orada o gün ‘bile bile’, milletin gözüne sokula sokula Hrant Dink öldürüldü. Hrant Dink’in öldürülmesini de medya ‘mehmetçik’ ile bağdaştırıp unutturmak istedi, o medya Hrant’ın arkadaşlarını Türkiye’ye ‘vatan haini’ belletti … &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa oraya gelenler ‘Hrant Dink’ terörüne olduğu kadar, 80’lerden sonra Türkiye’de başlayan teröre de lanet yağdıran insanlardı. O gün oraya gelenler Türkiye’nin dış basındaki yüz akıydı, Türkiye’yi dışarıya karşı aklayan, Hrant Dink ailesine herkes adına özür dileyen insanlardı. O gün oraya gelen insanlar ‘Hrant’ gibi insanların öldürülmesine ağlayan insanlardı. O gün oraya gelenler aslında yaşam hakkına vurgu yapan insanlardı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-1FgmxHSuBFU/TxWwBDQgzpI/AAAAAAAAAg0/uujdLipLdyY/s1600/%25283%2529.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-1FgmxHSuBFU/TxWwBDQgzpI/AAAAAAAAAg0/uujdLipLdyY/s400/%25283%2529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5698654435608153746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün verilen cezayla ilgili ‘daha ne istiyorsunuz’ deme günü değil. Bugün, birileri tarafından yönlendirilerek, birileri tarafından doldurularak öldürülebilecek insanlara karşı, hepimiz bir gün birileri için ‘öteki’ olabiliriz gerçeğini gözeterek birlik olmak günü. Bugün belki geç ama Hrant Dink’in ailesine ‘özür dileme’ günü. Bugün Hrant Dink’in ‘Kendi kimliğini ötekinin varlığına göre konumlandırmak hastalıktır. Kimliğini yaşatman için sana bir düşman gerekiyorsa, senin kimliğin hastalıklıdır’ sözünü utanarak okuma günü. Bugün başka ‘Hrant Dink’ler öldürülmesin diye yalanla, şiddetle, faşizmle, ötekileştirmeyle mücadele etme günü…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Birileri tarafından bu yazım farklı algılanacak. Birileri tarafından ‘vatan haini’ diye adlandırılacağım. Umurumda değil. Ama bu kişilerden tek bir şey istiyorum. Canım acıyor. Ne olur okuyun. Ne olur Hrant Dink’in yazılarını okuyun. ‘Yalancı Medya’nın sizi yönlendirmesine izin vermeyin. Medyaya gözü kapalı inanmayın. Tek bir yayın organına bağlı kalarak gündemi takip etmeyin. Araştırın, gözlemleyin, izleyin, tartın, biçin ve karar verin. Eminim sonrasında ‘bu adamı neden öldürdüler?’ diye soracaksınız ve işin iç yüzünü anlayacaksınız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-1787592179673683052?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/1787592179673683052/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=1787592179673683052&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/1787592179673683052'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/1787592179673683052'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2012/01/bugun-daha-ne-istiyorsunuz-deme-gunu.html' title='Bugün &apos;Daha ne istiyorsunuz?&apos; deme günü değildir...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/--moGHt242Jo/TxWvu7GRzUI/AAAAAAAAAgc/0IuNHuAs454/s72-c/%25281%2529.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-5392241167490577288</id><published>2012-01-13T23:40:00.000-08:00</published><updated>2012-01-13T23:41:05.120-08:00</updated><title type='text'>Ne istiyorum?..</title><content type='html'>Bugünler biraz karışık… İçimden bir şey yapmak gelmiyor. Kitap okumak bile. Şu size ballandıra ballandıra anlattığım kitaplar var ya, hepsini neredeyse yokladım. İlk cümlelerini okuduktan sonra rafa kaldırdım. Niye? Bilmiyorum….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cildim uzun zamandır sıkıntılıydı, geçenlerde bir eczaneye girdim. Güzellik uzmanını görünce yakasına yapıştım. Analizdi bilmem neydi derken bana birkaç ürün verdi. Şimdi onları kullanıyorum. Uzun zamandır tek bir ürün kullanmak niyetindeydim. Belki psikolojik ama kendimi çok iyi hissediyorum. Bu arada cildim olması gerekenden de yaşlı çıktı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşler derseniz pek yolunda gitmiyor. Yeni planlarım var. Sağlam adım atmak istiyorum. Sevdiklerim aklımı çeliyor. Birkaç yere fikir danışıyorum. Geleceğimi kendi ellerimle mahvetmek istemiyorum. Benim için bir gelecek var mı iş dünyasında onu bile bilmiyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karamsar bir yazı oluyor sabah sabah farkındayım. Yakında 12 günlük bir tatile çıkacağım. Safranbolu, Ankara, Bursa, İstanbul’u ziyaret edeceğim. Yanımda en sevdiğim insanla birlikte. Belki bana iyi gelecek, belki daha sağlıklı karar alabileceğim. Öyle olmasını umuyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle arkama yaslanıp bakıyorum da geçmişime, ne hayal ettiysem gerçekleştirmişim. Eski inancımı ve azmimi geri kazanmak istiyorum. Yeni bir adım atıp, yılmadan, vazgeçmeden, ısrarla o işin üzerine yüklenmek istiyorum. Acaba gerçekten istiyor muyum?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-5392241167490577288?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/5392241167490577288/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=5392241167490577288&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/5392241167490577288'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/5392241167490577288'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2012/01/ne-istiyorum.html' title='Ne istiyorum?..'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-991792073847893811</id><published>2012-01-06T23:48:00.000-08:00</published><updated>2012-01-06T23:49:47.014-08:00</updated><title type='text'>Aslında hepimiz "Hrant Dink'iz"</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-18TBNYH7xJk/Twf5BH1satI/AAAAAAAAAgQ/ZnDYgj7800M/s1600/hrant-dink_48915.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-18TBNYH7xJk/Twf5BH1satI/AAAAAAAAAgQ/ZnDYgj7800M/s400/hrant-dink_48915.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5694794051512724178" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Ölüm,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazma kürek sesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de kuru toprak kokusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arapça bir melodi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anaç bir ağıt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sessizlik...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan tanımadığı bir insanın ölümüne ağlar mı? Tanımadığı bir adamı sever mi? Ona sarılıp ‘bakma sen bunlara her şey düzelecek’ demek ister mi? Yıllar sonra keşkeler dizi olup dökülürken ağzından, demez mi ‘arasaydım’ diye, yalnızlaştırılmaya çalışıldığında ‘ben de buradayım’ deseydim, ‘yanındayım Hrant Abi’ diye…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim Hrant Dink ile tanışıklığım 2006 yılına, ‘Türklüğe hakaret’ suçlaması ile yargılandığı o günlere denk gelir. Radikal Gazetesi yazarı Yıldırım Türker’in köşe yazısında atıfta bulunduğu “Kendi kimliğini ötekinin varlığına göre konumlandırmak hastalıktır. Kimliğini yaşatman için sana bir düşman gerekiyorsa, senin kimliğin hastalıklıdır” sözü ile vurulmuşumdur ben Hrant Dink’e. Birkaç defa da Agos edinip okumuşluğum vardır o kadar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonrası yok. Öldürülene kadar sonrası yok…..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 Ocak 2007’de hayallerimin kenti İstanbul’da hayallerim sönmüştü. Havaalanında aldım kötü haberi, içim yandı. Nasıl olur dedim. Rakel gibi, Ararat gibi, Delal gibi, Sera gibi inanamamıştım öldüğüne. Sonra sayısını bilmediğim kadar insanla birlikte cenazesinde, sanki onu geri getirecekmiş gibi “Hepimiz Hrant Dink’iz” dövizleri taşıyıp bağırmıştım, sonradan “Hepimiz Mehmetçiğiz” diye bağıranların ‘saldırılarına’ inat. Cenaze sonrası da, tıpkı “Türklüğe hakaret” suçlaması ile açılan o davalar silsilesi gibi yalnızlaştırılıyordu Hrant, hem de artık bu dünyada yokken. Birileri basın yolu ile tetikliyordu, birileri söylenenleri tıpkı o davaların açılma sebebi gibi tersinden anlıyordu. Oysa Hrant evimizin çocuğu, babası, amcası, dayısı, arkadaşı gibiydi….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuba Çandar’ın “Hrant” adlı kitabını yeni bitirdim. Yazı biraz gecikti. Ne yazacağımı da bilmiyorum, paramparça yüreğim. Bildiklerimi bir kere daha okuduktan sonra ‘keşkeleri’ sıraladım ardı arkasına. İstanbul’dayken neden gidip kapısını çalmadım ki tanışmak için, yüreğine ortak olmak için, sarılıp ağlamak için diye…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Davasını, ona yapılan saldırıları, yargının nasıl ‘eli kolu bağlı’ baktığını, sonra nasıl göz göre göre öldürüldüğünü… Okurken hepsini bir kere daha yaşadım, bir kere daha öldüm, bir kere daha öldürdüler sanki Hrant Dink’i….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep söylerim ailesinin yerinde olmak istemezdim diye. İnsan kabullenemiyor Türkiye’yi bu kadar çok seven bir dostun şimdi olmadığını, öldürüldüğünü. Aslında biliyor musunuz, hepimiz el birliği ile öldürdük Hrant’ı. Basında çıkan haberleri görünce, içim acıdı bir kere daha… Ne diyeyim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi şu karmaşık yazıyı kaleme alırken bile duygularım beni engelliyor. Yazamıyorum. Düzgün cümleleri kuramıyorum. Ama biraz olsun eğer Hrant Dink’e karşı ‘acaba’nız varsa, alıp okuyun Tuba Çandar’ın kitabını. Acıya ortak olum, direnişe ortak olun. Ya da ne bileyim, sırf okudum demek için okuyun, ama okuyun…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-991792073847893811?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/991792073847893811/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=991792073847893811&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/991792073847893811'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/991792073847893811'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2012/01/aslnda-hepimiz-hrant-dinkiz.html' title='Aslında hepimiz &quot;Hrant Dink&apos;iz&quot;'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-18TBNYH7xJk/Twf5BH1satI/AAAAAAAAAgQ/ZnDYgj7800M/s72-c/hrant-dink_48915.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-5872174450607664343</id><published>2011-12-31T05:45:00.000-08:00</published><updated>2011-12-31T05:51:07.536-08:00</updated><title type='text'>Dünyayı kurtaran kadın...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-1-o5FPKua9s/Tv8ScdNKhOI/AAAAAAAAAfs/HaqoOuW4vVc/s1600/%25281%2529.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-1-o5FPKua9s/Tv8ScdNKhOI/AAAAAAAAAfs/HaqoOuW4vVc/s400/%25281%2529.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5692288734105076962" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok değil, birkaç yıl önceydi.Ben dünyayı kurtaracaktım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra birdenbire her şey altüst oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu bisiklet gibi. Kullanılmış ve atılmış hissediyordum ruhumu. Kendimi işe yaramaz birisine benzetiyordum. Yavaş yavaş buna inanmaya başlamışken, dostlarımın desteği ile kendime geldim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra hayallerimi bıraktığım yerden aldım. Araya zaman girdi, heyecanımın dozu zaman zaman düşüşler gösterdi, üretmekten değil belki ama düşünmekten hiçbir zaman vazgeçmedim… Ben kendim için yapamayacağım şeyi yaptım, hayallerimi tamir ettim. Bu çocukların ‘özgürlük’ hevesi taşıdıkları gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-Hyr6QGcbVKo/Tv8Soc6mm4I/AAAAAAAAAf4/oGsXJEnjAiU/s1600/%25282%2529.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 268px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-Hyr6QGcbVKo/Tv8Soc6mm4I/AAAAAAAAAf4/oGsXJEnjAiU/s400/%25282%2529.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5692288940185656194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, bulunduğum yerden baktığımda kırımızı tişörtlü çocuğun bisikletine bindiği ilk günün heyecanını taşıdığımı hissediyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayallerim bıraktığım yerde değiller. Ruhum daha bir güven veriyor bana. Önümüzdeki yıla dair hayallerim var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-Lf12pPj7rfA/Tv8TKgimE2I/AAAAAAAAAgE/eHW-rjeHd-M/s1600/%25283%2529.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 268px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-Lf12pPj7rfA/Tv8TKgimE2I/AAAAAAAAAgE/eHW-rjeHd-M/s400/%25283%2529.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5692289525274252130" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Misal, şu çocuğun kırmızısı, mavisi beni çok heyecanlandırıyor. Bugün ki ben için değil de, çocuk kalan ben için artık harekete geçiyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2012 yılının hayallerin gerçekleştirildiği bir yıl olmasını diliyorum. Ben bu yıl dünyayı kurtaracağım, inanıyorum…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-5872174450607664343?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/5872174450607664343/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=5872174450607664343&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/5872174450607664343'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/5872174450607664343'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/12/dunyay-kurtaran-kadn.html' title='Dünyayı kurtaran kadın...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-1-o5FPKua9s/Tv8ScdNKhOI/AAAAAAAAAfs/HaqoOuW4vVc/s72-c/%25281%2529.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-1363036285243207723</id><published>2011-12-31T00:03:00.001-08:00</published><updated>2011-12-31T00:07:14.817-08:00</updated><title type='text'>Kırımızı papuçlu gazeteci gelin...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-aiGd-UhnqSE/Tv7CAHJ3KFI/AAAAAAAAAfI/CXZclSxILiA/s1600/DSC_0001.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-aiGd-UhnqSE/Tv7CAHJ3KFI/AAAAAAAAAfI/CXZclSxILiA/s400/DSC_0001.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5692200286219085906" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düğün öncesi çok üfürdüm biliyorum. Yok efendim ben öyle çalgılı çengili düğün yapmam, yok efendim gelinliğim kısa olacak, yok efendim ayağıma topuklu ayakkabı kesinlikle geçirmeyeceğim diye. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ne oldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aile eşrafının kararı ile düğün yapılmasına karar verildi. Hava şartlarından dolayı açık bir yerde yapılamayacağı için ve kesinlikle(!) nikah fikrine sıcak bakmadıkları için bir düğün salonu bulundu. Benim ‘yuvarlak masa’ takıntım da göz önünde bulundurularak salonu yuvarlak masalarla bezeli bir salon da tutuldu. Kuru pasta limonata tadında, çalgılı çengili (salonun sahnesi insan boyunu geçiyor, çok çirkin) bir düğün yapılmasına karar verildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelinlik derseniz, kısa olsun hatta gelinlik hiç olmasın be  kot tişörtle de gider düğün yaparım diyen bana inat yine aile eşrafının istediği oldu. Elaleme ne deriz sıkıntısı ağır basınca gelinlikçinin yolu tutuldu. Kardeşten kalma bir gece elbisesi model olarak önerildi, üzerinde birkaç değişiklik yapılarak  modele karar verildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-Fp5rbZ5H3Po/Tv7Cc3XoERI/AAAAAAAAAfU/LPJ-QyCh00c/s1600/DSC_0003.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-Fp5rbZ5H3Po/Tv7Cc3XoERI/AAAAAAAAAfU/LPJ-QyCh00c/s400/DSC_0003.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5692200780198056210" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz konusu damat 1.92 boyunda olunca ve gelin de 1.58’lik boyu ile damadın koltuk altı hizasına gelince ayakkabı için de bir seçim yapmak gerekti. İnce topuk giyilemediği gerçeği göz önünde bulundurularak girilen ilk ayakkabıcıda platform ayakkabı denenerek alındı. Rengi konusunda ise kırımızı olması ısrarla istendi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi ben bu kırmızı ayakkabılarla bugün gelinlik provasına gideceğim. Düğünde de konsmatris havasında masaları gezeceğim. Oynamaktan nefret eden bünyem, düğünde şayet birkaç duble bir şey yuvarlarsa ancak sahneye kendisini atacağından pek bir meshudum. Ben hala bir doğa olayının yaşanmasını ve düğün yerine nikahla kurtulmayı umuyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-RhOe8swjjsI/Tv7CnNxM2zI/AAAAAAAAAfg/AywI2dEZmrE/s1600/DSC_0002.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-RhOe8swjjsI/Tv7CnNxM2zI/AAAAAAAAAfg/AywI2dEZmrE/s400/DSC_0002.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5692200958009596722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha bir de düğünde çalınacak şarkıların Türk Halk Müziği’nin ‘oynak’ havalarından olmasını istiyorum. Eğer varsa aklınızda bana birkaç parça lütfen söyleyin. Şayet orkestra ‘Angaranın kızları da büklüm büklüm yolları’ diye bir şey çalarsa, o sahneye atlar onların saçlarını başlarını yolarım. Benim düğünün böyle bitmesini istemezsiniz değil mi:)?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-1363036285243207723?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/1363036285243207723/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=1363036285243207723&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/1363036285243207723'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/1363036285243207723'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/12/krmz-papuclu-gazeteci-gelin.html' title='Kırımızı papuçlu gazeteci gelin...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-aiGd-UhnqSE/Tv7CAHJ3KFI/AAAAAAAAAfI/CXZclSxILiA/s72-c/DSC_0001.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-8438015482422133981</id><published>2011-12-27T03:33:00.001-08:00</published><updated>2011-12-27T03:36:05.495-08:00</updated><title type='text'>Bugün benim şanslı günüm...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-2N89lXzQMLQ/TvmtOo2PbgI/AAAAAAAAAew/B-Hal2dF1LE/s1600/a.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 335px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-2N89lXzQMLQ/TvmtOo2PbgI/AAAAAAAAAew/B-Hal2dF1LE/s400/a.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690770071154028034" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az önce ofisin zili çaldı. Bizim apartmanın yöneticisi bize takmış bir kere, kapılar artık ‘kim o’ denilerek açılıyor. (Gazeteye her gün binlerce kişinin girip çıktığını iddia ediyor da kendisi. Yani apartmanın huzurunu bozuyoruz) Her neyse, abla açmaya gitti kapıyı. Kim gelmiş dedim. ‘Posta dedi galiba’ diye yanıt verdi. Evet gelen postacıymış. Hemen baktım PTT’mi diye, evet oydu. (sanki başka postacı varmış gibi) Ofisten bir arkadaşa kredi kartı faturasını getirmiş. Bana yok mu dedim, yok dedi. Baktım bir dosya var, üzerinde de ‘Leylak Dalı’ yazıyor. Abi dedim sen var ya sen, ver hemen paketimi o benim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldım paketimi. Geçen hafta ‘keşke ben de kart atma etkinliğine katılsaydım’ dediğim &lt;a href="http://leylakdali.blogspot.com/"&gt;Leylak Dalı&lt;/a&gt; ‘adresini ver ben de sana göndereyim’ demişti. Hemen kabul etmiştim. Bekle bekle gelmemişti kartım, her gün posta kutusuna bakıyordum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-6-o0AEfgQXM/TvmtY2oycII/AAAAAAAAAe8/dWXllZ5Ipqk/s1600/b.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 260px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-6-o0AEfgQXM/TvmtY2oycII/AAAAAAAAAe8/dWXllZ5Ipqk/s400/b.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690770246654390402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meğer kargom ağırmış, yanında bir kitap bir de dünyalara değer bir şans parası varmış. Ben Seyhan’ın kitabı gelsin de öyle tanıtayım kitaplarımı derken Leylak Dalı’nın da hediyesi çıktı. Sunay Akın’dan ‘Tuncay Terzihanesi’ adlı kitabı. Sunay Akın’ın yıllar önce bir kitabını okumuştum. Adını anımsamıyorum şimdi ama çok zevkli ve öğreticiydi. Bu kitabın da öyle olduğunu düşünüyorum ve tekrardan Leylak Dalı’na teşekkür ediyorum… Çok mutluyum çok :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-8438015482422133981?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/8438015482422133981/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=8438015482422133981&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/8438015482422133981'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/8438015482422133981'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/12/bugun-benim-sansl-gunum.html' title='Bugün benim şanslı günüm...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-2N89lXzQMLQ/TvmtOo2PbgI/AAAAAAAAAew/B-Hal2dF1LE/s72-c/a.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-8112282368427910917</id><published>2011-12-27T01:48:00.000-08:00</published><updated>2011-12-27T01:54:45.973-08:00</updated><title type='text'>İşte hediye(!) kitaplarım...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-LkBFMwSAzbg/TvmVAZfZTmI/AAAAAAAAAeM/iOEz1RutF1E/s1600/1.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-LkBFMwSAzbg/TvmVAZfZTmI/AAAAAAAAAeM/iOEz1RutF1E/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690743438234439266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz haftalarda başlattığım ‘kumbara’ kampanyasını okuyanlar bilir. Okumamış olanları şöyle &lt;a href="http://der-saadet.blogspot.com/2011/12/kumbara-fikrim.html"&gt;buraya&lt;/a&gt; davet edeyim. Neyse efendim, o kampanya kitap almak için başlatılmış olup amacına ulaşmadı. Ama beraberinde çok güzel hediyelere sahip olmamı sağladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizi sürekli oraya buraya sürükleyeceğim ama olsun. İlk hediyemi de &lt;a href="http://der-saadet.blogspot.com/2011/12/muradma-erdim.html"&gt;şurada&lt;/a&gt; yazmıştım. Bir daha yinelemenin anlamı yok diye düşünüyorum. Siz oradan okuyadurun ben size yeni cicilerimi tanıtayım efendim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk kitabımız Kelebek. Henri Charriere tarafından 1968 yılında yayımlanan ve yazarının başından geçenleri anlatan otobiyografik roman olan Kelebek ile tanışıklığım Ankara’da İmge Kitapevi yıllarıma dayanır. Almayı ertelediğim kitaplardandı. Ofis arkadaşımın hediyesi olarak kitaplığıma eklendi. Okuyunca fikrimi de yazacağım. Çevirisi sadece E Yayınları’nda olduğu için başka bir yayınevinden alma şansım olmadı. Benim çeviri kitaplarda yayınevi takıntım vardır maalesef. Umuyorum bu çevirisi güzeldir. Okuyup göreceğiz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci kitabım ise Barış Bıçakçı’nın Bizim Büyük Çaresizliğimiz adlı kitabı. Filmi çıktığında merak etmiş, önce kitabını okumak istediğim için filmine gitmemiştim. Bunu da Kelebek adlı romanı alan ofis arkadaşım hediye etti. Ya da ben zorla aldırdım, bilmiyorum. Ama hediye demek daha hoş geliyor kulağa…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-NgOjv9Qx6xM/TvmVQuXNKcI/AAAAAAAAAeY/vUqLY4DTTKM/s1600/3.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 314px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-NgOjv9Qx6xM/TvmVQuXNKcI/AAAAAAAAAeY/vUqLY4DTTKM/s400/3.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690743718715140546" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özen Yula ile de yeni tanıştım. Gizli Aşk bu adlı kitabını bir blogda okumuş akabinde edinip yutar gibi bitirmiş ve çok beğenmiştim. Dili ve anlatımı çok güzel bir yazar Özen Yula. Madem canım bana kitap alacak ben de ismi güzel geldiği için ‘Arızalı Kalpler’i alayım dedim. Nasıl bir hikaye var içinde merak ediyorum. Ama ikinci Özen Yula okumamda hayal kırıklığına uğramayacağımı düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönlümü fetheden, şarkıları kadar yazı dili de güçlü olan Hüsnü Arkan’dan da bir kitap hediye geldi. Mino’nun Siyah Gülü’nden sonra beni Uyku’da neler bekliyor bilmiyorum. Bu kitabı da içeriğini okumadan aldım. Şansıma bırakıyorum. Canım sevgilime de teşekkür ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Tezer Özlü. Benim ilk okumam olacak bu da, Tezer Özlü ile tanışacağım. Neden bilmiyorum ama çok heyecanlıyım. Güçlü bir kadın olmasından kaynaklı da olabilir bilmiyorum ama daha kitabını okumadan keşke hayatta olsaydı da daha çok yazsaydı diye düşünüyorum. Çocukluğun Soğuk Geceleri ile başlayacağım. Eğer başka tavsiyeleriniz de varsa alabilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeraltı edebiyatı dizisinden Chuck Palahniuk’ın Ölüm Pornosu adlı kitabı da yine ofis arkadaşımdan hediye. Bir ara toplatılması için dava açılmıştı hatta çevirmeni bile soruşturmaya girmişti diye anımsıyorum. Sonucu ne oldu bilmiyorum ama sırf bu yüzden ‘kitaplığımda olması gerekiyor’ dediklerimden di. Sonunda benim oldu. Bir arkadaşım da okumam için önermişti, okuyunca bunu da paylaşacağım….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-aTPQ2lWKxvE/TvmVp6oEGpI/AAAAAAAAAek/oI9_JG0zqQQ/s1600/2.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 313px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-aTPQ2lWKxvE/TvmVp6oEGpI/AAAAAAAAAek/oI9_JG0zqQQ/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690744151503805074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte son kitabım, Necati Cumalı’nın ‘Ay Büyürken Uyuyamam’. Blogda bahsetmiştim sanırım, &lt;a href="http://seyhandan.blogspot.com/"&gt;Seyhan&lt;/a&gt; almaya aday oldu, ben de yok demedim. Dün içinde güzel bir mektupla elime ulaştı. Yanında bir de &lt;a href="http://seyhandan.blogspot.com/2011/12/surpriz-mi-fiyasko-mu.html"&gt;şuradaki&lt;/a&gt; pastadan istemiştim, göndermemiş. Üstüne bir de bana ‘elini veren kolunu da kaptırır diye buna mı demişler?’ diye yorum yapmış utanmadan. Neyse ben bir şey demiyorum, yorumu size bırakıyorum:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben yeni yıla yeni kitaplarımla gidiyorum. Tuba Çandar’ın yazdığı 650 sayfalık Hrant adlı kitabı henüz bitiremedim. 200 sayfam kaldı yanılmıyorsam. Onu bitirdikten sonra Tezer Özlü’den başlayacağım. Sonrasında filmi kaçırmamak için Ay Büyürken uyuyamam adlı kitabı elime alacağım. Ondan sonrası benim ruh halime bakıyor. Okudukça buradan sizinle de paylaşacağım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benden bu kadar. Biraz uzun oldu biliyorum ama o kadar zamandan sora yazılan post da böyle olur diyip sıyrılacağım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NOT: Fotoğrafları dün gece evde çektim. Boşalan kitaplığımın bir rafını kullandım. Aksesuar olarak da &lt;a href="http://ayci.blogspot.com/"&gt;Ayci&lt;/a&gt;’nin bayıldığı fotoğraf makineli saatimi kullandım. Yok amacım kıskandırmak değil canım, sadece görüntü olsun istedim:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-8112282368427910917?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/8112282368427910917/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=8112282368427910917&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/8112282368427910917'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/8112282368427910917'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/12/iste-hediye-kitaplarm.html' title='İşte hediye(!) kitaplarım...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-LkBFMwSAzbg/TvmVAZfZTmI/AAAAAAAAAeM/iOEz1RutF1E/s72-c/1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-8695293796620993866</id><published>2011-12-17T01:18:00.000-08:00</published><updated>2011-12-17T01:21:36.680-08:00</updated><title type='text'>Sevda ve ölüm üzerine...</title><content type='html'>...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevda kırımızı şarap rengindedir&lt;br /&gt;Ateşli ve ıslak.&lt;br /&gt;Ölüm ise karadır,&lt;br /&gt;Sessiz ama içten içe çığlık dolu.&lt;br /&gt;Çoraktır ölüm&lt;br /&gt;İç Anadolu’nun kurak toprağı gibi,&lt;br /&gt;Gözyaşlarıyla ıslanır&lt;br /&gt;Kırkikindi yağmurlarının toprağı ıslattığı gibi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Yıllar önce üniversitede iken Attila İlhan için yazdığınm ve Aydın Doğan Genç İletişimciler Yarışması'nda ikincilik aldığım radyo programının girişi. Aklıma geldi paylaşayım istedim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-8695293796620993866?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/8695293796620993866/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=8695293796620993866&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/8695293796620993866'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/8695293796620993866'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/12/sevda-ve-olum-uzerine.html' title='Sevda ve ölüm üzerine...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-4908340064332950694</id><published>2011-12-12T07:42:00.000-08:00</published><updated>2011-12-12T07:44:48.063-08:00</updated><title type='text'>Muradıma erdim...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-lUoP8JV-4Q8/TuYhItjrqPI/AAAAAAAAAeA/lQ6LBCdo6UM/s1600/DSC_0059.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 268px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-lUoP8JV-4Q8/TuYhItjrqPI/AAAAAAAAAeA/lQ6LBCdo6UM/s400/DSC_0059.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5685268013153757426" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün yeni bir kitaba daha sahip oldum. Bizim kuruma başladığı günden beri her fırsatta başının etini yediğim arkadaşım sonunda bana Hakan Günday’ın ‘Az’ adlı kitabını aldı. Muradıma erdim yani. Ama kolay olmadı, nasıl mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha ofise ilk geldiği günlerde, tanışıklığımız geçmişe dayansa da, evleneceğimi söyleyince bana inanmamış ve bir markanın çatal bıçak ve tencere takımını gösteren dergi sayfasının altına ‘Tamam kız sen evlen ben sana alıcam’ bunları diyerek imza atmıştı. Geçen gün o imzalı kağıdın yırtılarak unutulması karşılığında bana bu kitabı aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hrant Dink'in kitabı bitince hemen buna başlayacağım. Benim ilk Hakan Günday okumam olacak. merakla bekliyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada bana bugünlerde ofise koyduğum kumbara nedeni ile ‘modern dilenci’ diyorlar. Alınıyor muyum? Hayır. Kitap almaya giden her yol mübahtır, hele ki ben alamıyorsam….&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-4908340064332950694?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/4908340064332950694/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=4908340064332950694&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/4908340064332950694'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/4908340064332950694'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/12/muradma-erdim.html' title='Muradıma erdim...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-lUoP8JV-4Q8/TuYhItjrqPI/AAAAAAAAAeA/lQ6LBCdo6UM/s72-c/DSC_0059.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-4749218228269688557</id><published>2011-12-10T00:41:00.000-08:00</published><updated>2011-12-10T00:42:44.140-08:00</updated><title type='text'>Sen benim canımsın...</title><content type='html'>Sığınağımsın sen benim. Bakma güçlü göründüğüme. Aslında çok kırılganım. Böyle zamanlarda hep camı örnek gösterirler ya, ondan da öte benimkisi. Çocukluğumdan kalan izleri bile silebilmiş değilim. Hala, yaşanan  her kötü şeyde, o günleri körüklüyorum. Bakma sen, ben daha çocuğum. Unutamıyorum. Kötü şeyleri biriktiriyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sen var ya, sığınağımsın benim. Hep derdin, ‘sana sarılmak beni rahatlatıyor’ diye. Şimdi ben de öyleyim. Kollarında rahatlıyorum. Yanında çocuk oluyorum, görmüyorsun belki. Seni kaybetme korkusu ağır basınca, kendimi gizleyerek ağlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen benim canımsın. Aldığım nefes kadar lazımsın bana. Yaşama sebebimsin benim. Ne muhteşem şeysin…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen hayatsın. Derler ya yeniden doğuyorum diye, ben de şimdi öyleyim. Seninle yeniden doğuyorum. Seninle kendimi tanıyorum. Seninle birlikteyken seni keşfediyorum. Bakma sert göründüğüme, aslında ben çok korkağım. Böyle gizliyorum kendimi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen var ya, benim için olmazsa olmazsın…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Desem ki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,&lt;br /&gt;Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor,&lt;br /&gt;Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,&lt;br /&gt;Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,&lt;br /&gt;Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,&lt;br /&gt;Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,&lt;br /&gt;Sende tattım yemişlerin cümlesini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Desem ki sen benim için,&lt;br /&gt;Hava kadar lazım,&lt;br /&gt;Ekmek kadar mübarek,&lt;br /&gt;Su gibi aziz bir şeysin;&lt;br /&gt;Nimettensin, nimettensin!&lt;br /&gt;Desem  ki...&lt;br /&gt;İnan bana sevgilim inan,&lt;br /&gt;Evimde şenliksin, bahçemde bahar;&lt;br /&gt;Ve soframda en eski şarap.&lt;br /&gt;Ben sende yaşıyorum,&lt;br /&gt;Sen bende hüküm sürmektesin.&lt;br /&gt;Bırak ben söyleyeyim güzelliğini, &lt;br /&gt;Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.&lt;br /&gt;Günlerden sonra bir gün,&lt;br /&gt;Şayet sesimi farkedemezsen,&lt;br /&gt;Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,&lt;br /&gt;Bil ki ölmüşüm.&lt;br /&gt;Fakat yine üzülme, müsterih ol;&lt;br /&gt;Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,&lt;br /&gt;Ve neden sonra&lt;br /&gt;Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,&lt;br /&gt;Hatırla ki mahşer günüdür&lt;br /&gt;Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cahit Sıtkı Tarancı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Orta okuldayken Türkçe öğretmenim okumuştu bu şiiri. Aşık olmuştum. Ne güzel anlatmış Cahit Sıtkı Tarancı. Ne güzel söylemiş üstad. Emeğine sağlık...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-4749218228269688557?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/4749218228269688557/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=4749218228269688557&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/4749218228269688557'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/4749218228269688557'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/12/sen-benim-canmsn.html' title='Sen benim canımsın...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-2732928280938182912</id><published>2011-12-03T04:52:00.001-08:00</published><updated>2011-12-03T04:56:19.769-08:00</updated><title type='text'>Kumbara fikrim...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-67QX4Nc4Qz8/Ttob38Su4bI/AAAAAAAAAdo/PS_ADmESdgI/s1600/1.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-67QX4Nc4Qz8/Ttob38Su4bI/AAAAAAAAAdo/PS_ADmESdgI/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5681884527772754354" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim çocukken hiç kumbaram olmadı. Bir ara halamın bankada çalışan eşi tarafından robot bir kumbara getirilmişti bize ama erkek kardeşime verildi. Ben daha çok yaşadığım küçük ilçede Almanya’dan gelen kuzenimle birlikte ‘dahi’ fikirler ortaya atıp ‘garip’ şeyleri satarak paraya dönüştürürdüm küçükken. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse efendim konuya geri dönelim. Hiç kumbaramın olmamasından doğan eksikliği dün akşam aklıma gelen ‘dahi’ fikirle sonlandırdım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorsunuz kitap alma konusunda kotam var. Yeni kitaplar çıktıkça çırpınıp duruyorum. Alamadıkça böyle bir eksiklik hissediyorum kendimde. İdefix’teki sanal kitap fuarından kitap alamamak da beni ziyadesi ile geriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-_YMXzoQxZ84/TtocMrXWXVI/AAAAAAAAAd0/GkId3kjHfq8/s1600/2.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 268px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-_YMXzoQxZ84/TtocMrXWXVI/AAAAAAAAAd0/GkId3kjHfq8/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5681884884005969234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün akşam işleri kolaylaştırdıktan sonra gazetelerin kültür sayfalarına daldım. Bir sitede Necati Cumalı’nın ‘Ay Büyürken Uyuyamam’ adlı kitabının sinemaya uyarlandığını okuyunca hemen şimşekler çaktı bende. Kitabın ismi de ilgimi çekince filmi izlemeden bir okuyayım istedim. Amacım ofisteki çalışma arkadaşlarımdan birisine hediye aldırtmaktı. Kredi kartı kullanmayan azınlıktan olan arkadaşım bana kitabın parasını uzattı. Kabul etmedim. O an aklıma bir kumbara yapıp kitaplarımı bu yolla almak geldi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şansıma haber müdürümün odasında kumbara için ideal bir kutu bulunca hemen para delikleri açılmak sureti ile fikrim hayata geçirildi. İlk parayı da sağolsun haber müdürüm attı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik içinde bozukluklar var. Fotoğraftaki 100 TL’lik banknot sizi yanıltmasın. Fotoğraf için kullanılıp akabinde kağıt para kısmından geri çekildi. Olsun, ben bozuk paralarla daha nice 100’leri devireceğimi düşünüyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl fikir, süper değil mi… Ofise gelen misafir muhabir arkadaşlarımdan da bozuk paraları alırsam kütüphanemi ihya ederim diye düşünüyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bu arada ofisin günlük söylemi 'bugün Gamze'nin kumbarası için ne yaptın?' sorusu oldu. Bu iş beni çok eğlendirdi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-2732928280938182912?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/2732928280938182912/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=2732928280938182912&amp;isPopup=true' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/2732928280938182912'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/2732928280938182912'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/12/kumbara-fikrim.html' title='Kumbara fikrim...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-67QX4Nc4Qz8/Ttob38Su4bI/AAAAAAAAAdo/PS_ADmESdgI/s72-c/1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-3744012118781579222</id><published>2011-12-02T04:25:00.000-08:00</published><updated>2011-12-02T04:37:08.471-08:00</updated><title type='text'>Bugün ben...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-r2KPLw_mEYE/TtjGZlHXVjI/AAAAAAAAAdc/Y1OTpiyzEN8/s1600/DSC_0004.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 277px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-r2KPLw_mEYE/TtjGZlHXVjI/AAAAAAAAAdc/Y1OTpiyzEN8/s400/DSC_0004.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5681509072689911346" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazmayalı baya olmuş. Hoş ben ayları bulan ‘yazmama’ serüvenimi biliyorum ama neyse…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aralar yine depresif modaydım. Paris’e gidip geldikten sonra karşılaştığım birkaç olumsuz haber beni Paris gezisini yazmaktan alıkoydu. Hoş yazacak bir şey de yok. Sadece çantamda Eyfel Kulesi ve Seine Nehri gezintisi ile geri döndüm. Tarihine dokusuna dokunamadan hem de. Ama Paris’i bir daha gidilecek yerler listeme ekledim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aralar haberler pek iç açıcı değil. Her gün internette öfkeyle okuyorum haberleri. Kadın cinayetlerine karşı yapabileceğim hiçbir şeyimin olmayışı canımı ziyadesi ile sıkarken Cem Garipoğlu davasının sonuçlarını da ağzım açık izliyorum. Ha bu arada minik yavrular ölüyor, Van’daki depremin izleri hala sürüyor, Hrant Dink davası ile ilgili gelişmeler de kalbime hançer sokulmuşcasına beni etkiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu yüzden bu aralar kendimde değilim. Yine bilindik ‘ben ne yapıyorum’ sorgulamalarının içinde sürükleniyorum. Okuduğum kitaplardan notlar eklemek isterken ya da yaşadığım bir anı burada paylaşmak isterken küt diye ‘kara’ bir haberle karşı karşıya kalıyorum, hevesim kaçıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel şeyler yapmak istiyorum bu ara ama evlilik hadisesi hazırlıkları sürerken pek başarılı olamıyorum. Haftaya mesela bir arkadaşımın hikayesini dinleyeceğim, sonrada onu yazıya dökeceğim(z). Bir roman planı, başlamak lazım gelir bir yerden diye düşünüyorum. Hayallerimi unuttuğumun farkındayım ama ‘neden ben de yapamayayım’ diye kendimi dinlerken bahaneler uydurup yoluma engel çıkarmanın da artık manasız olduğunu düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir web sitesi planımız da var. Yazıldı, çildi notlar alındı ama daha vakit ayırıp sitenin yapımına gelinemedi. Göç yolda düzelir derler, şu evlilik tantanası bitsin ona da başlayacağım(z). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de yine ‘tatil’ isteğimi dillendireyim. Bu yıl bölük pörçük tatiller yaptım ve iyiden iyiye tembelleştim. Eski beni aramıyor değilim. Hani şöyle tuttuğunu koparan, aklına koyduğunu yapan Gamze’yi. Onu da yakında bulacağımı umuyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Hrant Dink'in hayatını konu alan kitaba yeni başladım. Geçen yıl almıştım ama fırsatım olmamıştı okumaya. Bir yıl sonra nihayet. Hrant Dink öldürüldükten sonra çıkan kitabı 'İki Yakın Halk İki Uzak Komşu' adlı kitabını da okumuştum. Bu kitap ondan sonra özel hayatına giriş yapmak gibi olacak sanırım. Hüznümü, bugünümü anlatsın diye kitabından bir kare paylaşmak istedim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-3744012118781579222?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/3744012118781579222/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=3744012118781579222&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/3744012118781579222'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/3744012118781579222'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/12/bugun-ben.html' title='Bugün ben...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-r2KPLw_mEYE/TtjGZlHXVjI/AAAAAAAAAdc/Y1OTpiyzEN8/s72-c/DSC_0004.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-8750125104945524311</id><published>2011-11-28T00:33:00.000-08:00</published><updated>2011-11-28T00:36:41.917-08:00</updated><title type='text'>Dil çıkarma problemi...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-fR6mhgcmXo0/TtNHoy8xG7I/AAAAAAAAAdQ/ti_6qQmq6Ww/s1600/myra.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-fR6mhgcmXo0/TtNHoy8xG7I/AAAAAAAAAdQ/ti_6qQmq6Ww/s400/myra.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5679962321241316274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az önce &lt;a href="http://reng-ihayat.blogspot.com/"&gt;şu &lt;/a&gt;blogun sahibi arkadaşım gönderdi Myra’da çektiği bu fotoğrafı. İçimde bir sıkıtı vardı, kulağımdaki kulaklığı çıkarıp çözmeye çalıştığım geç kalınmış röportajı kapatarak fotoğrafa baktım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu ortadaki adam, dil mi çıkarmış sahi? Hayatla mı dalga geçiyor, yoksa benimle mi? Bilmiyorum, ama ben de hayata bir dil çıkarmak istiyorum onun gibi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  &lt;br /&gt;                  &lt;em&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;*Bu fotoğraf Hamit Seçil tarafından Myra'da çekilmiştir...&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-8750125104945524311?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/8750125104945524311/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=8750125104945524311&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/8750125104945524311'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/8750125104945524311'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/11/dil-ckarma-problemi.html' title='Dil çıkarma problemi...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-fR6mhgcmXo0/TtNHoy8xG7I/AAAAAAAAAdQ/ti_6qQmq6Ww/s72-c/myra.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-4964430929949942719</id><published>2011-11-26T00:52:00.001-08:00</published><updated>2011-11-26T02:48:12.680-08:00</updated><title type='text'>Öfkeliyim...</title><content type='html'>Tesadüf değildi dün okuduklarım. Dün basına yansıyanlar tesadüf değildi. ‘25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü’ dolayısı ile ortaya çıkmış haberler değildi. Gazeteciler illa ‘cinayete, şiddete kurban olmuş kadın’ portreleri aramadı dün. Sokaklar cinayete kurban gitmiş, şiddete, tacize maruz kalmış kadınların ‘hikayeleri’ ile doluydu çünkü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan yıllar önce çocuk yüreğimle hissettiğim acıyı, dün izlediğim bir video ile yeniden yaşadım. Bir kadın vardı yatağında uzanmıştı, bacalarında bıçak yaraları, yanında minik kızı. Kızının saçlarını okşayıp öpüyordu. Unutsun diye yaşananları, belki de nefret etmesin diye babasından. Çünkü anneler, kızlarının babalarından nefret etmesini istemezler. Babadır nihayetinde çocuklarının gözünde. Acılarını içlerine gömüp oturur anneler, sineye çeker. Ama çocuklarının babalarından nefret etmesini asla istemezler….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün onu izlerken çocukken yaşadığım bir tablo geldi gözümün önüne. Nefretim, acım, güçlü bir kadın olma isteğim. Baş kaldırışım o zaman başladı. Ve ben dün o videoyu izlerken, o minik kızın dünü, önceki günü hiçbir zaman unutmayacağını bildim. Ben unutmadım. Güçlü bir kadın oldum, yine unutmadım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün yüzlerce haber geçti internet siteleri. Bir önceki günden farklı değildi hikayeler. Sadece daha görünür olmuşlardı. Evin içinden çıkıp sokağa taşmıştı şiddet ve taciz ve cinayet ve niceleri. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün yine genç bir kadın maruz kaldığı tacizi anlatırken titriyordu. Küçük bir çocuğun tacizi sonrası yaşadığı ‘erkek bürokrasisi’ sıkıntısını anlatırken gözyaşlarını tutamıyordu. ‘Bunu yapanların anneleri, kız kardeşleri, ablaları’ yok muydu diye soruyordu ağlayarak. Vardı dedim içimden, o ablasını, annesini, kızı kardeşini ve kızını ‘kendisi gibi sapkınlara’ maruz kalmasın diye eve hapsetmişti, sen göremezdin onları. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün, daha nice kadınlar evde, sokakta, işte tacize, şiddete maruz kalıp, cinayete kurban gidiyordu. Dün biz bize gösterildiği kadarını gördük internette, gazetelerde, televizyonlarda. Ama dün olanlar, ‘şiddete karşı bir gün’ dolayısı ile gösterilmedi. O şiddet, taciz, cinayetler hep vardı. Dün olağan bir günü yaşadık sadece….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Daha çok şey var; kızını satan ‘anne ve baba bozuntuları’, eşini öldüren ‘koca bozuntuları’, çocukken evlendirilen minik kızlar, kendi cinselliğini öğrenemeden koca şiddetine maruz bırakılıp çocuk yaşta anne olanlar, entelektüel şiddete maruz kalan kadınlar…. Öfkeliyim, yazamıyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bir şey daha ekleyecektim, aklımdan çıkmış. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin. Muhteşem bir kadın. Antalya'da izleme fırsatım oldu. Samimi, sıcakkanlı, çocuk sevgisi en üst seviyede muhteşem bir anne her şeyden önce. Deneyimli ve bakanlığa yakışır bir kadın. Bir önceki, bakanları düşününce hele. Ben Bakan Şahin ile bir şeylerin değişeceğini umuyorum. Zor ama umuyorum....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-4964430929949942719?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/4964430929949942719/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=4964430929949942719&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/4964430929949942719'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/4964430929949942719'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/11/ofkeliyim.html' title='Öfkeliyim...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-3422999025521060232</id><published>2011-11-20T00:07:00.000-08:00</published><updated>2011-11-20T00:08:46.334-08:00</updated><title type='text'>Pazar karalaması...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-MRkREbS9QoI/Tsi1fViW8UI/AAAAAAAAAdE/nkbXCgv8Q_Q/s1600/IMG_0034.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-MRkREbS9QoI/Tsi1fViW8UI/AAAAAAAAAdE/nkbXCgv8Q_Q/s400/IMG_0034.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5676986880262336834" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşyerinden bir arkadaşım izne çıktığı için yokluğunda Pazar mesailerini ben yapıyorum. Haliyle Cumartesi günü çalışmıyorum. Aslına bakarsanız Cumartesi günlerinin yoğunluğunu arkamda bıraktığım için mutluyum ama Pazar gününün tatil olmasına alışmış olan bünyem işte olmayı pek kabullenemiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünlerde uykumu alamadığımdan, uyumaya doyamadığımdan yataktan zar zor kalkıyorum. Alarmın sesini bile son anda duyuyorum. Uzun çok uzun bir tatile gitmek istiyorum bu ara. Böyle hiçbir şey düşünmeden, bu nerede şu nasıl diye kafa yormadan. Telefonumun sesini duymadan hem de. Çok gezmek, çok fotoğraf çekmek ve kitabımı elime alıp okuyarak uyumak istiyorum.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle gidersem emekli olamayacağımı da biliyorum. Emeklilik hayali kuramadığım için tatil hayalleri ile yetiniyorum…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-3422999025521060232?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/3422999025521060232/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=3422999025521060232&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/3422999025521060232'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/3422999025521060232'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/11/pazar-karalamas.html' title='Pazar karalaması...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-MRkREbS9QoI/Tsi1fViW8UI/AAAAAAAAAdE/nkbXCgv8Q_Q/s72-c/IMG_0034.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-342441090818912833</id><published>2011-11-18T08:55:00.000-08:00</published><updated>2011-11-18T09:01:03.178-08:00</updated><title type='text'>Güzel Ankara'M...</title><content type='html'>Aslında dün yazacaktım bu yazıyı, ama 63 yaşında işyerini kaybetmiş bir adamın gözyaşlarına şahit olunca içimden yazmak gelmedi. Hoş şimdi de yazacak durumda değilim ama az da olsa Ankara gezisinin ucuna dokunacağım….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-zyGvWxkatgI/TsaOVu7KMcI/AAAAAAAAAcU/NcmGGEngIDc/s1600/3.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-zyGvWxkatgI/TsaOVu7KMcI/AAAAAAAAAcU/NcmGGEngIDc/s400/3.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5676380884371648962" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beklediğim gibi miydi derseniz, Ankara değişmiş, güzelleşmiş. Tadına doyamadım ama çok özlediğimi bir kere daha hissettim orada. Kalabalığını, kitapçılarını, sokaklarını çok özlemişim. O kendine has havasını çok ama çok özlemişim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim için bu gezinin en güzel yani yıllardır görmediğim bir dostumu görmek oldu. Nasıl sarıldım sımsıkı bilemezsiniz. Yanımızda başka arkadaşlarımız da olduğu için çok fazla dedikodu yapma şansımız olmadı açıkcası ama bize kalan zamanın tadını çıkardık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-lVMSmnOcAYk/TsaOhWqdcII/AAAAAAAAAcg/p44wwzud5-M/s1600/4.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 308px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-lVMSmnOcAYk/TsaOhWqdcII/AAAAAAAAAcg/p44wwzud5-M/s400/4.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5676381084017586306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşlarla buluşmadan önce yeni açılmış bir yerde yemek yedik. Sonra kitap alamama pahasına da olsa kitapçıları gezdik. Keşke Antalya’da da olsa diye geçirdim böyle güzel sokaklar, böyle güzel kitapevleri. Keşke Antalya’da da yaşı 15-16 olan erkek çocuklarını kitap karıştırırken görebilsem diye geçirdim içimden. Arkadaşlarla da bunu konuştuk. Yıllar önce, daha ben üniversiteye giderken Işıklar Caddesi’ne açılmış ama bir süre sonra kapanmış olan kitapevlerini anlattım onlara, hep birlikte şehrimizin kültürden nasibini alamamış yanına acıdık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Samatya kapanmıştı, o güzelim mekan. Baktım da ‘erotik shoplar’ vardı üst üste kapanan binada. Çok üzüldüm. Benim orada anılarım vardı oysa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-mM1ZQ-sbrBk/TsaOxhVubZI/AAAAAAAAAcs/FljM2Uqk52A/s1600/5.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-mM1ZQ-sbrBk/TsaOxhVubZI/AAAAAAAAAcs/FljM2Uqk52A/s400/5.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5676381361761316242" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakarya yine aynıydı, aynı güzel, aynı canlı. Yine hayıflandım Antalya’da neden bir Sakarya yok diye. Neden gidip siyasetten aşk meselelerine kadar rahatça konuşacağımız, kendimizi dünyadan yalıtılmış gibi hissedeceğimiz bir mekan yok diye.. Yine Ankara ile Antalya’yı karşılaştırırken buldum kendimi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tebdili mekanda ferahlık varmış ama gerçekten. Rahatladım orada. Dönüş yolunda molada bile uyanmadan Ankara’ya geldim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-hQPb4VSdVyo/TsaO93hsDjI/AAAAAAAAAc4/chhWcVsFGx0/s1600/6.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 281px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-hQPb4VSdVyo/TsaO93hsDjI/AAAAAAAAAc4/chhWcVsFGx0/s400/6.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5676381573875502642" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmadan AŞTİ’de canımı sıkan bir manzara ile karşılaştım. Ellerine bardak alıp dilenen genç kızlar vardı. Yanınıza boynu bükük yaklaşıp ‘ters’ bir cevap alınca dikleşen ve bir başka kurbanına gittikten sonra yine boynunu eğen gençler. Çok acıdım. İçlerinde 7-8 yaşlarında bir kız çocuğu da vardı. Yanıma yaklaşıp bardağı uzatarak ‘afedersiniz …’ diye başladı sözüne. Benim ‘Ablacım elinize bardak almışsınız…2 di,ye devam eden konuşmamı dinlemeden küfredip ayrıldı. Acıdım, çok acıdım. AŞTİ’deki bu durumu gören bilen yok u bilmiyorum ama Ankara’ya yakışmadığını düşünüyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not 1: Bu arada vizemi aldım. Salı günü Paris’e gidiyoruz. Programımız daha da güzelleşmiş. Bol bol fotoğraf çekeceğimi umuyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not 2: Ayfer Tunç’un Yeşil Peri Gecesi kitabını birkaç gün önce bitirdim. Bayıldım, öldüm bittim. Onun üzerine bir yazı yazacağım ama sanırım karşılaştırmalı olacak. Elimde Ayşe Kulin’in yeni kitabı ‘Gizli Anların Yolcusu’ var. Ayfer Tunç’tan sonra, nasıl desem ‘basit' geldi bana, kolay geldi ya da. Hikaye farklı bir boyut aldı, samimiyetsiz buldum ama tabi kitabı daha bitirmedim. Haksızlık etmeyeyim şimdiden…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-342441090818912833?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/342441090818912833/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=342441090818912833&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/342441090818912833'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/342441090818912833'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/11/guzel-ankaram.html' title='Güzel Ankara&apos;M...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-zyGvWxkatgI/TsaOVu7KMcI/AAAAAAAAAcU/NcmGGEngIDc/s72-c/3.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-4569884493392091669</id><published>2011-11-14T23:41:00.000-08:00</published><updated>2011-11-14T23:42:36.507-08:00</updated><title type='text'>'İkinbinaltı'da dönmüştüm hayallerimin şehrinden...</title><content type='html'>Bugün Ankara’ya gidiyorum. Akşam 23:30’da bineceğim otobüse, yıllar sonra yine Ankara yolcusu olacağım. Bu sefer yanımda dolu dolu valizlerim olmayacak. Ama her seferinde o şehre giderken yaşadığım heyecan kat be kat fazla olacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2006’da dönmüştüm hayallerimin şehrinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha 20001 yılındayken ben Ankara’da okuyacağım diye not etmiştim defterime. Hedefimi belirlemiştim. O zamanlar yollarda olan ve heyecanını yitirmediğini gördüğüm Tayfun Talipoğlu’nun Ankara’daki NTV stüdyosuna gidip ‘bunca zaman yazdığım maillere neden yanıt vermedin’ diye hesap soracak, hiç yanıt almadığım mailler sonrası ‘acaba eşi mi siliyor’ sorusuna yanıt bulacaktım. Yapmadım. Bir kere girdim NTV kapısından, kameraman arkadaşlardan birisi ‘burada değil’ demişti. Oturup çay içmiştik, montaj odasında gezinmiş ve çıkmıştık… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir daha da gitmemiştim Talipoğlu’nun yanına. Ta ki Antalya’da özel bir gecede, kıçımdan ter akarken yanına gidip ‘sizi çok seviyordum’ diyene kadar. Her zaman duyduğu sözlere aşina olan Talipoğlu, yüzüme bakmış, elimi sıkmış ve oturmuştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2006’da dönmüştüm ben hayallerimi yıkan şehirden…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heyecanlıydım o zamanlar, o kadar ok hayalim ve bunları yaparak inanılmaz bir gücüm vardı. Okulu bitirip bir an önce çalışmak, ‘dünyayı kurtarmak’ istiyordum. İlk hayal kırıklığımı yaşadığım şehirden, hiçbir beklentimin olmadığı şehre giderken otobüsün camına akıtıyordum göz yaşlarımı. Nerden bilebilirdim ki hayatımın burada şekilleneceğini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bir İstanbul macerası oldu ki şimdi onu buraya sıkıştırmayayım. Ankara’ma gidiyorum ben bugün, vize almaya. 2006 yılında bıraktığım şehre. Dostlarımı görmeye daha çok. Ankara’nın soğuğunu içime çekmeye. Simit yemeye, Karanfil’de dolaşmaya, Sakarya’da sarhoş olmaya, Güvenpark’ta Kurtuluş’ta oturmaya. Belki eski okulumun önünden de geçerim, bilmiyorum. Ama ben bu gece Ankara’ya gidiyorum. 5 yıldır görmediğim şehre, canım Ankara’ma, canım dostlarıma, canım başkentime gidiyorum…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-4569884493392091669?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/4569884493392091669/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=4569884493392091669&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/4569884493392091669'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/4569884493392091669'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/11/ikinbinaltda-donmustum-hayallerimin.html' title='&apos;İkinbinaltı&apos;da dönmüştüm hayallerimin şehrinden...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-3597562307192018450</id><published>2011-11-12T01:26:00.003-08:00</published><updated>2011-11-12T01:26:44.630-08:00</updated><title type='text'>Keşke benim gibi korkak olaydınız...</title><content type='html'>Deprem olurken, yani Van’da ilk deprem olurken, İHA muhabiri kamerasını açmış deprem anını çekiyordu. Dolaplar bir bir yere düşüyor, bina zangır zangır titiryordu. Görev aşkı mı denir buna, refleksmi inanın bilmiyorum. Başıma gelmedi. Ama o an onun yaptığını izlerken, ‘Manyak mısın bırak kaç, canını kurtar’ diyordum içimden…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün bir toplantıdayken Van’a gidip Bayram Oteli’nde yer olmadığı için başka bir otelde konaklayan TRT muhabiri arkadaş kendisi için şöyle söylüyordu, “Cahil aklı işte, arabada uyu ne diye otele gidiyorsun ki”. Cahillik mi cesaret mi, cahil cesareti mi bilmem. Ben orda olsaydım korkumdan ayağımı sokmazdım içeriye, arabayı binalardan uzak bir yere park ettirir içinde uyumaya çalışırdım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkuyorum evet. Artık Antalya’da 30-40 yılını geçmiş, 99 depreminden sonra çıkan Yapı Denetim Yasasına rağmen ‘denetlenmeden’ yapılan binalarda yaşadığım için korkuyorum. Ölümden korkuyorum. Bok yoluna ölmekten korkuyorum. Nefes alamamaktan korkuyorum. Cem gibi Sabahattin gibi beton yığının altında kalıp bir ‘hiç’ uğruna hayatımdan olmaktan korkuyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görev şehitleri diyor internetlerde, ‘görev şehidi’ ne cafcaflı bir söz. Sonra ‘ses getirmiş’ haberleri sıralanıyor. Aman ne mühim, ne hoş. Daha bir gün sonra kese kağıdı olup unutulmaya yüz tutmuş haberleri. Kızıyorum, ikisini de tanımıyorum. Ama ne şartlar altında çalıştıklarını az çok biliyorum. Keşke diyorum, keşke o lanet olası otelde kalmasaydınız. Keşke bana ‘bir gün boku bokuna’ öleceğim gerçeğini hatırlatmasaydınız. Keşke oradan sağ çıksaydınız da umutlarımız tükenmeseydi. Keşke diyorum siz de benim gibi korkak olaydınız…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-3597562307192018450?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/3597562307192018450/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=3597562307192018450&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/3597562307192018450'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/3597562307192018450'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/11/keske-benim-gibi-korkak-olaydnz_12.html' title='Keşke benim gibi korkak olaydınız...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-2857772013999493867</id><published>2011-11-11T01:47:00.000-08:00</published><updated>2011-11-11T01:51:20.240-08:00</updated><title type='text'>Bugünü birileri ölümle anımsayacak...</title><content type='html'>Az önce 11.11.2011’in saat 11:11’de doğurtulacak olan çocuğunun haberini yapmak için ofisten çıktım. Dün planlanmıştı, vaktim azdı. Gittiğim yerde hastanın daha ameliyata alınmadığını, genel anestezi olacağını ve sezeryan sonrası uyanmasının 1 saati bulacağını öğrendim. Çantamı alıp çıktım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün yine 11.11.2011 çılgınlığı için Antalya’da iki düğün olacak. İnsanlar ‘dünya evine’ girecek. Çocuklar doğurtulacak, birileri 11.11.2011’de ölümle tanışacak. Birileri mutlu olurken birileri yas tutacak….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her günün özel olduğunu düşünen birisi olduğum için bu gün, bugünü özel hissedenlerin aksine, bana hiçbir şey hissettirmeyecek. Sabah neden bilmem ODTÜ’den mezun olduktan sonra Antalya’da saçma sapan bir trafik kazasında yatalak olan arkadaşımı düşüneceğim. Sonra gelip gazeteleri açacak ve ta Japoonya’dan gelip Van’ depreminde hayatını kaybeden adamın tanıdık yüzüne bakıp acıyacağım. Utanacağım. Öfkeleneceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayram Oteli’nin enkazı altında kalan gazeteci meslektaşlarımı düşüneceğim. Ben de bir gün onlar gibi mi öleceğim diye geçireceğim aklımdan. &lt;a href="http://yolunneresindeyim.blogspot.com/"&gt;Serrose&lt;/a&gt;’nin bloguna girip yazdığı yazıyı okuyup daha çok kahrolacağım. Bugün, yani 11.11.2011 tarihli günü, bana kötü şeyler anımsattığı için hiç sevmeyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra messengerda çok sevdiğim bir abim “Gencecik körpeleri beton yığınları altında bırakmayı iyi becerdiğimiz gibi, vakti gelmemiş çocuğu da doğurtmaya kalkıyoruz.” diyecek. O mesaja bakıp kalacağım….&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-2857772013999493867?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/2857772013999493867/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=2857772013999493867&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/2857772013999493867'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/2857772013999493867'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/11/bugunu-birileri-olumle-anmsayacak.html' title='Bugünü birileri ölümle anımsayacak...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-8847471874852230460</id><published>2011-11-09T04:22:00.000-08:00</published><updated>2011-11-09T04:24:55.287-08:00</updated><title type='text'>Ve Paul Auster ile de tanıştım...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-Dh5PT_zKQso/Trpw2dcxSRI/AAAAAAAAAbs/jzaa4dXycEw/s1600/1.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-Dh5PT_zKQso/Trpw2dcxSRI/AAAAAAAAAbs/jzaa4dXycEw/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5672970761547106578" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç yerde daha anlatmıştım. Ama tekrar etmekte fayda var diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paul Auster ile tanışıklığım Ankara günlerime kadar uzanır. Bir Ekim Ankara’sında Kızılay Metrosu’nun hemen çıkışında bulunan küçük Dost Kitapevi’nden alınıp İstanbul’a gönderilen bir doğum günü hediyesiydi Yanılsamalar Kitabı. Arka kapakta yazan hikaye, bu hediyenin en doğru seçim olduğuna inandırmıştı beni. Kendime de söz vermiştim o sıra, alıp okuyacağım diye ama bir türlü fırsatını bulamamış ertelemiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz Eylül ayında Bir Dilim Sohbet’in leziz yazarı sevgili Zero &lt;a href="http://birdilimsohbet.blogspot.com/2011/09/hatalym-oyleyse-varm.html"&gt;blogunda&lt;/a&gt; önermişti Paul Auster’i. Merak edip o günleri anımsamış ve hemen akabinde Yanılsamalar Kitabı’nı İdefix’ten sipariş etmiştim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel beğeni görmüş olan kitapları ben de çoğu zaman beğeniyorum. Ve okuduğum kitaplarda beni daha çok yazarın kıvrak zekası içine çekiyor. Paul Auster’de bu kitabında kıvrak zekası ile beni kendisine bağladı. Kitabı elimden bir an olsun bırakmak istemedim desem yeridir. Vaktim olabilir belki düşüncesi ile işyerine bile getirdiğim oldu kitabı. Bugün işlerin sakin olmasını fırsat bilip, klasik müzik eşliğinde de bitirdim kitabı. Hem de yüzümde bir gülümseme ile. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben kitap okurken film izler gibi hissederim kendimi. Roman kahramanları ete kemiğe bürünüp oynamaya başlarlar kafamda. Yanılsamalar Kitabı da bana bu duyguyu yaşattı. Kitabın içinde anlatılan film senaryoları ise film içinde film çekme zevkini bana yaşattı. Bir ara film kahramanının yüzü bile geldi gözümün önüne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-3UJvnLHKEzo/Trpw8ocsTFI/AAAAAAAAAb4/uzwEkpiJV2M/s1600/2.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-3UJvnLHKEzo/Trpw8ocsTFI/AAAAAAAAAb4/uzwEkpiJV2M/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5672970867578784850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsana gerçeklik hissi uyandıran, ayrıntıların ince dizilimi, olay örgüsünün birbirini tamamlaması ise yazılan romana beni hayran bırakan bir başka sebeptir. Yanılsamalar Kitabı, roman yazma hevesi olan ve bu konuda ilk adımlarını yakında atacak olan beni kendisine hayran bıraktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabın arka kapağına baktığınızda basit bilindik hiçbir sürprizi olmayan bir olay örgüsü ile karşılaşacağınızı sansanız da Paul Auster sizi kendine has uslubu ile şaşırtıyor. Hayran bırakıyor ve içine çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka ne söylenir bilmiyorum. Ben Yanılsamalar Kitabı ile Paul Auster’e il adımımı attım.  Umuyorum bir gün ben de yazdığım romanla insanları düşündürür, kitabın son cümlesi bitip kapağı kapandığında insanlarda kitabın ön yüzünü okşama hissi uyandırır ve gülümsemelerine sebep olurum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-8847471874852230460?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/8847471874852230460/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=8847471874852230460&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/8847471874852230460'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/8847471874852230460'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/11/ve-paul-auster-ile-de-tanstm.html' title='Ve Paul Auster ile de tanıştım...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-Dh5PT_zKQso/Trpw2dcxSRI/AAAAAAAAAbs/jzaa4dXycEw/s72-c/1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-4945700369244834704</id><published>2011-11-09T00:43:00.000-08:00</published><updated>2011-11-09T00:45:36.861-08:00</updated><title type='text'>Sen İdefik’te misin…</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-RxHz_vGXP9A/Tro9onNGZxI/AAAAAAAAAbg/ig1NNlsYRtA/s1600/12.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 338px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-RxHz_vGXP9A/Tro9onNGZxI/AAAAAAAAAbg/ig1NNlsYRtA/s400/12.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5672914448554551058" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslına bakarsanız ben de sizlerdenim. Yani kitap görünce dayanamayanlardan. Kitaplığımda aldığım ve okumadığım bir sürü kitap var. Çoğu araştırma kitabı. Roman okumayı sevdiğimden önceliğimi onlara veriyorum, ama sonra başka bir roman çıkıyor, sonra başkası ve diğer kitaplarıma sıra gelmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim bu kitap ‘hastası’ halimi gören sevgilim, biz evlenen kadar kota koydu bana. Geçenlerde Mino’nun Siyah Gülü’nü ve İnci Gibi Dişler’i hediye etmiş olsa da kitaba dokundurtmuyor, kitapevlerinin önünden geçmeme dahi izin vermiyor. Sıra internete gelince kota koyamayacağı için de içi içini yiyiyor biliyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az önce ben yine idefixe girmişken onu aradım. Vedat Türkali’nin Fatmagül’ün Suçu Ne kitabının yeni basımı yapılacakmış, görünce ‘aaaa’ diye bir tepki verdim. Ne oldu dedi, böyle böyle diye anlattım. Bana verdiği tepki aynen şu oldu, ”Sen İdefixte’ misin?” Ağlanacak halime güldüm dostlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ben en son İdefixe alışverişimden aldığım üç kitabın ikisini bitirdim, hediye aldığım iki kitaptan da birisini yedim yuttum, diğeri beni sarmadı zamanı gelince elime alayım diye bıraktım. Şimdi beni bekleyen bir tane taze kitabım var, onu da okuyacağım. Sonra ne yapacağım bilmiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında kitap alamıyorum diye kitap hediye eden blogerları takibe aldım, kendimden utanıyorum. Bana çıkmıyor, kaç kere denedim ama yılmayacağım. O kitaplar benim olana kadar savaşımı sürdüreceğim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-4945700369244834704?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/4945700369244834704/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=4945700369244834704&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/4945700369244834704'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/4945700369244834704'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/11/sen-idefikte-misin.html' title='Sen İdefik’te misin…'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-RxHz_vGXP9A/Tro9onNGZxI/AAAAAAAAAbg/ig1NNlsYRtA/s72-c/12.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-6431413890629483468</id><published>2011-11-08T08:05:00.000-08:00</published><updated>2011-11-08T08:06:13.761-08:00</updated><title type='text'>Benim de bir pasaportum var...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-YqTsK234U4s/TrlTW2qcMeI/AAAAAAAAAbU/9NXuTzvdshQ/s1600/DSC_0016.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-YqTsK234U4s/TrlTW2qcMeI/AAAAAAAAAbU/9NXuTzvdshQ/s400/DSC_0016.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5672656857745600994" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen hafta çok yoğun geçti. hele Cuma günü benim için bir azaptı. Kamu kurumları tatile giriyor diye işlerimizi bitirmemiz gerekiyordu.  Son ana işlerini bırakan bendeniz hayli zorlandım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayın 22’sinde Paris’te Antalya’nın EXPO için kararı açıklanacak. Buradan da basın mensupları bu olaya tanıklık edecek. Ben de onlarla birlikte gideceğim. O yüzden Cuma günü pasaport işlemlerini halletmem gerekiyordu. Sabah Serik’e okul tanıtımı için gittikten ve hiçbir şey yapamadan döndükten sonra pasaport işlemleri için uğraştım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet emniyete gitmeden önce arayıp “ben öncelik istiyorum” da dedim. Gerek yokmuş, gelen insanların işleri hemen çözülüyor. Aslında kalabalık da yoktu. Yani araya sıkıştırılmadan halledildi işim. Bugün de pasaportumu aldım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu işin en heyecan verici kısmı ne biliyor musunuz, Ankara’ya da gidecek olmamız. 5 senemi geçirdiğim o güzel memlekete. Nasıl özledim bilemezsiniz. Vize işlemleri için yanılmıyorsam 16 Kasım da Ankara’da olacağız. Havasını solumak bile yetecek bana inanın. Yazarken bile gözlerim doluyor. 2006’dan beri gidemedim oraya. Çok özledim çok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paris’te benim için ilkleri yaşayacağım yer olacak. İlk yurtdışı seyahatim benim anlayacağınız. Bir de sadece ayın 23 ‘ünde işimiz olacak. 22’sinde güzel bir şehir tutu ve Sen Nehri üzerinde yemek, 24’ünde de akşam 5’den önce Paris gezisi, plansız programsız hem de. Arkeoloji okuyan kız kardeşimin Louvre Müzesi, talebi var, oraya gitmem gerek. Daha araştırma yapacağım. Hatta hiçbir şey yapmasam da gidip bir meydanda oturup insanları izleyeceğim. Değişik bir deneyim olacak anlayacağınız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-6431413890629483468?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/6431413890629483468/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=6431413890629483468&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/6431413890629483468'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/6431413890629483468'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/11/benim-de-bir-pasaportum-var.html' title='Benim de bir pasaportum var...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-YqTsK234U4s/TrlTW2qcMeI/AAAAAAAAAbU/9NXuTzvdshQ/s72-c/DSC_0016.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-7522839233095038173</id><published>2011-11-04T09:35:00.001-07:00</published><updated>2011-11-04T09:37:10.097-07:00</updated><title type='text'>Ispanağı çok severim...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-FRC4qW4VuZ8/TrQUkvUqSTI/AAAAAAAAAbI/rLiXMwsoSu4/s1600/1.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 235px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-FRC4qW4VuZ8/TrQUkvUqSTI/AAAAAAAAAbI/rLiXMwsoSu4/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5671180452177266994" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah kahvaltıları, öğle ve akşam yemekleri bizim meslekte hep sorundur. Hızlı tüketir hazmedemez, düzensiz beslenirsiniz. Ayaküstü bir şeyler atıştırır, iki saat sonra karnınızdaki gurultu ile kendinize gelirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben mesela, yemeklerde çok seçici değilimdir. Sebzeyi çok severim, hamur işine bayılırım. Sıra ete gelince beyaz olanını tercih ederim. Eğer kırmızı et yenecekse de köfte haline getirilmişini isterim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğle yemeklerinden genelde dışarıda olurum ben. Eğer sulu yemek yiyeceksem, yıllardır lezzetli yemekleri ile Antalya’yı ‘doyuran’ Mina’yı tercih ederim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslına bakarsanız ben burayı yeni keşfettim. Bir öğlen arkadaşım götürdü beni buraya, bir tabak ıspanak yedim, aşçısına tarifini sordum, bildiklerimi anlattı bana ama lezzetine şaşırdım. “Usta bana doğruyu söyle ne katıyorsun buna dedim” hiç usanmadan aynı şeyleri bana anlattı, pes ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç gün önce yine gittim. Beni ‘ıspanak yiyen kadın’ diye hatırlayan ustaya “Hani benim ıspanağım” diye sordum. “Artık ıspanak olmadığı zamanlarda geliyorsun” dedi. Sonra bana ‘semizotu yemeğini’ takdim etti. “Başka yerde bulamazsın” diye ekledi. Gülüştük arkadaşımla, “Sadece bu restorantta” diye söylemeyi de ihmal etmedi. Onu da sevdim, diğerlerini de. Eğer Antalya’ya gelecekseniz Antalya Valiliği’nin yanında bulunan Mina’ya kesinlikle uğrayın derim. Öğlen yemek çıkarıyorlar sadece ve hemen bitiyor. 12’yi geçirmeden gidin, temiz lezzetli yemeklerinizi yiyin ve karnınızı doyurun,i çayınızı için ve mutlu olun derim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bugünlerde işler yoğun, post giremiyorum. Hasta olmakla olmamak arasında gidip geldiğim için tembelleştim, çok yoruluyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Fotoğraf Mina’nın yemeklerini yapan aşçıya ait. Kendisi işyerinin ortağı aynı zamanda…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-7522839233095038173?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/7522839233095038173/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=7522839233095038173&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/7522839233095038173'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/7522839233095038173'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/11/ispanag-cok-severim.html' title='Ispanağı çok severim...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-FRC4qW4VuZ8/TrQUkvUqSTI/AAAAAAAAAbI/rLiXMwsoSu4/s72-c/1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-7758267090652888583</id><published>2011-10-31T06:21:00.000-07:00</published><updated>2011-10-31T06:22:03.897-07:00</updated><title type='text'>Gamze'nin 'milletvekili' imtihanı...</title><content type='html'>Antalya’da ulaşım alanında işler karışık. Minibüs ve otobüs esnafları ile odaların yönetimleri, belediye ve muhalif grup arasında bir savaş söz konusu. Kim neyi kazanıri kim haklı çıkar bu savaştan inanın kestirmek zor. Çünkü insan değişen bir varlık, bugün yaptığını uyarın unutur gider. Bugün düşman olduğu ile yarın kol kola gezer. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün ulaşım esnafının bir toplantısına katılmak üzere yola çıktım. Bizim ofisin aracı geç kalacağı için toplantıyı organize eden bey ‘sizi aldırayım’ dedi, kabul ettim. Gönderdiği araca binip toplantının yapılacağı kahvehaneye girdim. Bir iki fotoğraf çektikten sonra, yaklaşık 15 dakika önce başlayan toplantıda konuşulanları kaçırmayayım diye not almaya başladım. Tam ben iki cümle karalamışken defterime, toplantıyı organize eden bey yanıma gelerek ulaşım esnafının ‘sorunlarını’ dinlemeye gelen bir partinin milletvekilinin durumdan rahatsız olduğunu, dışarıya çıkmamı istediğini söyledi. Şaşırmadım, ben fotoğraf çekerken yüzündeki gerginliği okuyabiliyordum o vekilin. ‘Ama beni siz davet ettiniz’ diyip dışarıya çıktım. Ben o kahvehaneden çıkana kadar tek kelime etmedi o vekil. Dışarıya çıkıp haber müdürümü ararken de fark ettim ki sayın vekilim benim oradan uzaklaşmamı bekliyor. İnadına bir masaya oturup sigaramı yaktım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplantıyı organize eden bey yeniden yanıma geldi. Bu yaptıklarının ayıp olduğunu, benim geleceğimi haber vermesi gerektiğini söyledim ona. Bana ‘Söyledim bir gazetecinin geleceğini, ses etmedi. Ama sizi görünce ‘bunlar bire on katar yazarlar’ diyip gitmenizi istedi” dedi. O an, o salona girip “Sayın vekilim, karını dövdüğün için bebeğini düşürdü, yazdık. Sesin çıkmadı. Kayınvaliden için karına ‘onu kucağıma alırım’ dedin, yazdık. Yine ses etmedin. Madem bire on katıp yazıyoruz, madem sen bunlardan rahatsızsın, niye kalkıp mahkemeye vermedin, niye Antalya’yı başımıza yıkmadın” demek geldi. Sustum. Ben olsam, benim hakkımda böyle şeyler yazılmış olsa, kalkar o gazeteye gider, o gazetecinin gazeteciliğini bırakmazdım. Sözlerimle onu yerin dibine geçiri, sonra da bir gazete alıp savcılığa suç duyurusunda bulunmaya giderdim. Gitmedi, çünkü yazılanların hepsi eşinin polise verdiği tutanaklara geçmiş belgeli yazılardı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ben yediremedim kendime sayın vekilimin sözlerini. Mesleğim boyunca, insanların ağzından çıkan sözlere dikkat kesilen, yanlış yazmamak için özen gösteren ben, mesleğim adına yapılan bu terbiyesizliği kaldıramadım açıkcası. Orada, yüzlerce ulaşım esnafının yanında bunları söylemeyi de kendime yediremedim. Bir vekilin gözünden, bu kadar cahilce sözlerin çıkmasına da anlam veremedim. O kadar insanın gözünde ‘yalan yanlış yazan’ gazeteci moduna büründürüldüğüm için öfkelendim. Çünkü ben öyle değilim….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet kabul ediyorum, ulaşım esnafının yanında başka, kendi partisinde başka, oda yöneticilerinin yanında başka konuşacak birisinin ‘korkakça’ tutumuna; kendi sözlerinin arkasında duramayacak kadar korkak birisinin iftirasına maruz kaldım. Benim değil, onun utanması lazım…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-7758267090652888583?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/7758267090652888583/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=7758267090652888583&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/7758267090652888583'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/7758267090652888583'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/10/gamzenin-milletvekili-imtihan.html' title='Gamze&apos;nin &apos;milletvekili&apos; imtihanı...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-7930167767828214377</id><published>2011-10-25T06:34:00.001-07:00</published><updated>2011-10-25T06:39:26.346-07:00</updated><title type='text'>Bu bir 'ÖZÜR' yazısıdır...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-VfNHToKI39Y/Tqa7BXkAqjI/AAAAAAAAAa8/l-XTRtUnAw4/s1600/DSC_0091.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-VfNHToKI39Y/Tqa7BXkAqjI/AAAAAAAAAa8/l-XTRtUnAw4/s400/DSC_0091.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5667422813271665202" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatım boyunca hep öğretmenlerine karşı hayranlık duyan birisi oldum. Gözümde yerleri hep bambaşka idi. Kimisi yaptığı hatalarla kimisi de harcadığı emekle beni besledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anaokulunu anımsamıyorum ama ilkokulda bizi üçüncü sınıftayken bırakıp giden Feyza Çobanlar adlı öğretmenim bir başka idi. Ben ‘kaybedeceğim’ korkusu ile oyunlara katılmazken beni hep idare ederdi. Korkaktım, biraz da çekingen. El yazım güzel olduğundan kümelerin hep ‘yazarı’ idim, sözcüsü olup kalabalığa karşı konu anlatmak hiç bana göre değildi. Korktum ve kaçtım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra Nuran Evran geldi. Hem de Ankara’dan. O soğuk ilçeye resmen renk kattı. Bir gün arkadaşlarla toplanıp onun bekar evine gittik. Belki de 25’li yaşlarındaydı, bilmiyorum. Ama bana çok büyük gelirdi. Fotoğraf çektirmiştik onunla, bize ailelerimize kitap aldırmamız yönünde öğüt vermişti. İlk kitabıma onun sayesinde sahip oldum. Sonrası da zaten çorap söküğü gibi geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antalya’ya geldiğimde dördüncü sınıfın ikinci dönemiydi. Tüm notlarım pekiyi idi o zaman. Karnem de keza öyle. Öğretmenin masasının üzerinde duran karnemi birisi yırtmıştı. Herkesin önünde öğretmenim bana sormadan ‘karneni yırtmışsın’ diyip kulağımı çekmişti. Ondan hep nefret ettim. Kendime olan güvenimin kaybolmasına neden olan o öğretmenin ismini, yüzünü bile anımsamam. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşinci sınıfta mahalle değiştirince, başka bir okula kaydoldum. Orda da bit salgını yüzünden sınıfta yaşadığım bir olay beni öğretmenimden soğuttu. Sırf ‘doğu’dan geldiğim için bana ‘Gamze kaşınan yerlerini göster’ dedi. Saçımda bit yoktu, olabilirdi de, ama tüm sınıfın önünde bizim saçlarımızı kontrol eden sınıf arkadaşımıza bağırışını hiç unutamam. Bit onun kafasından çıkmıştı. Ona bir pislikmiş gibi davranıp eve göndermişti. İsmini dahi hatırlamadığım bu öğretmenim benim insanları ‘oralı buralı’ diye ayırt etmeden ve ‘fişlemeden’ sevmemi sağladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonrası orta okul. Türkçe ve matematik öğretmenlerimi seviyordum. Emine Aktuğ benim Türkçe öğretmenimdi. Onun için anı defterimin son sayfasına ‘Önce Edebiyat Fakültesi’ni bitirip Edebiyat Öğretmeni olacağım, sonra da Gazetecilik bitirip gazeteci olacağım’ yazmıştım. Edebiyat okumadım, lise dönemimde gazetecilikte karar kıldım. Matematik öğretmenim ise Mehmet Öncül idi. Bizim sınıfımızın derslerine girmediği bir dönemde onu her gördüğüm yerde ağlardım. Hatta okuldan mezun olunca tayin edildiği okula gidip orda da ağlamışlığım vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lise de ise okul dergisini birlikte çıkardığımız İsme Güler, öğretmenden ziyade hep arkadaşım olan Edebiyat Öğretmenim Özlem Güleç, bir yöneticiden ziyade herkesi çocuğu gibi seven okul müdürüm Birol Orak’ın yeri bir başkaydı. Farklılardı, ben yeni büyüyordum, yeni tanışıyordum kendimle, kendimi öğreniyordum. Bana kendimi bulmam konusunda yardımcı oldular. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları neden mi yazdım? Az önce eğitim sayfası için bir ilköğretim okulundaydım. Çok yoruldum, gürültüden de çocukların söz dinlememesinden de. Çok bağırdım, öğretmenlerin çocukları düzene sokamamasına çok sinirlendim. Düşündüm, acaba biz de böylemiydik diye. Öğretmenlik zor iş, gerçekten zor iş. Eğer ben de zamanında onları canlarından bezdirdiysem diye bir özür yazısı kaleme almak istedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatıma yön vermeme yardımcı olan, bugün ki beni ortaya çıkaran öğretmenlerim. Sizleri çok seviyorum. Hata yaptıysam özür diliyorum. Emekleriniz için teşekkür ediyorum. Ben büyüdüm. Dünyam büyüdü. Siz olmasaydınız, biz birbirimizi sevmeseydik, bugün ki ben olmazdım…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-7930167767828214377?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/7930167767828214377/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=7930167767828214377&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/7930167767828214377'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/7930167767828214377'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/10/bu-bir-ozur-yazsdr.html' title='Bu bir &apos;ÖZÜR&apos; yazısıdır...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-VfNHToKI39Y/Tqa7BXkAqjI/AAAAAAAAAa8/l-XTRtUnAw4/s72-c/DSC_0091.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-1053438083541031422</id><published>2011-10-22T07:33:00.000-07:00</published><updated>2011-10-22T07:38:30.067-07:00</updated><title type='text'>Mino'nun Siyah Gülü...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-7xQyr4j3Z2U/TqLUhv9PJaI/AAAAAAAAAaY/ywMDHdHD1yY/s1600/1.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-7xQyr4j3Z2U/TqLUhv9PJaI/AAAAAAAAAaY/ywMDHdHD1yY/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5666324957459588514" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Ben bu bahar çok değiştim anne&lt;br /&gt;Yüreğim durup durup rüzgarlanıyor...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle başlıyor şarkı. Piyano eşliğinde. İçinize işliyor. Kitap gibi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yıl kadar önce tanıştım ben Hüsnü Arkan ile. Ayıplamayın hemen. Genelde dinlediğim kişilerin isimlerini bilmem. Oysa daha orta okuldayken ‘Düşer Sokağı’ ile hayatıma girmişti. Anımsayamadım. Albümünü alıp dinlediğimde, kendimi dinliyormuş gibi hissettim. Aşık değildim ama aşık oldum. Aşkı yeniden tattım. Adile Naşit’in sesini duyar gibi oldum. Öyle zaman oldu ki, bulunduğum ortamdan soyutlanıp hayal kurarken buldum kendimi. Sonra durmadım, albümü hediye ettim, başkaları da duygularıma ortak olsun diye…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde de kitapçıda Hüsnü Arkan’ın kitabına rastladım. Niyetim başka bir kitap almaktı. Hakkımı ondan yana kullandım. Ama ne iyi ettim. Şarkıları gibi içime işledi kitabı da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henüz bitiremedim kitabı, ikinci günüm. 55 sayfa falan kaldı. Ama daha fazla dayanamadım. Size de anlatmak, sizinle de paylaşmak istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-o-eTRV565v4/TqLUoO2Rs1I/AAAAAAAAAak/CyjlTCZVi3o/s1600/2.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-o-eTRV565v4/TqLUoO2Rs1I/AAAAAAAAAak/CyjlTCZVi3o/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5666325068831109970" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz hiç Hüsnü Arkan dinlediniz mi? Eğer dinlediyseniz, aynı naiflikte bu kitap da. Olay örgüsü o kadar güzel, ayrıntılar hikaye ile o kadar bir ki. Hüsnü Arkan kitabı size okuyormuş gibi hissediyorsunuz. Bir anda şaşırıp kalıyorsunuz bir diğer bölüme geçerken. O kadar duygu yüklü ki, birkaç gözyaşı damlası akıyor kitabın sayfasına. O kadar gerçekçi ki, kendinizden çok şey buluyorsunuz her bir sayfada. O kadar yalın ki, o kadar yalansız ki…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi inanmayacaksınız ama ben bu kitaba bağlandım. Şimdi gözlerim doluyor yazarken. Daha fazla bahsetmeyeceğim Mino’nun Siyah Gülü’nden. Alıp okuyun derim. Hafta sonunda çıkın dışarıya, bir cafeye, deniz kenarında bir banka oturun. Rüzgara akıtın gözyaşlarınızı. Okuyun, dinlenin. Yeniden aşık olun, hayata yeniden başlayın. Düşünün, düşündükçe çoğalın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-F5FxhDNIzWE/TqLUv7eQuMI/AAAAAAAAAaw/sGzwVN-qaIo/s1600/3.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-F5FxhDNIzWE/TqLUv7eQuMI/AAAAAAAAAaw/sGzwVN-qaIo/s400/3.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5666325201069062338" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve gidince de kitabın hediyesi olan Hüsnü Arkan’ın tek şarkılık o CD’sini dinleyin. En başına gelerek, tekrar tekrar dinleyin. Ve ‘Mino’nun Siyah Gülü’nü  kitaplığınızdaki en güzel yere koyun. Ben öyle yapacağım…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-1053438083541031422?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/1053438083541031422/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=1053438083541031422&amp;isPopup=true' title='16 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/1053438083541031422'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/1053438083541031422'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/10/minonun-siyah-gulu.html' title='Mino&apos;nun Siyah Gülü...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-7xQyr4j3Z2U/TqLUhv9PJaI/AAAAAAAAAaY/ywMDHdHD1yY/s72-c/1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>16</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-6925938342771757737</id><published>2011-10-19T07:24:00.000-07:00</published><updated>2011-10-19T08:26:37.346-07:00</updated><title type='text'>Ne söylesem bilemedim...</title><content type='html'>İçimden hiçbir şey yapmak gelmiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine kendime kapandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu akşam canımla birlikte Antalya Devlet Tiyatrosu’nun ‘Küçük Adam Ne Oldu Sana’ adlı oyununa gideceğiz. Geçenlerde Nuri Bilge Ceylan’ın ‘Bir Zamanlar Anadolu’ filmine gittik. Çıkarken ‘Neden bir yere bağlamadın usta filmi’ diye yakınıyordum. Yanılmışım, ustalar bir şeyi sona bağlamak zorunda değildir…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben, Seyhan’ın beğenmediği Patrick Süskind’in kitabı ‘koku’yu bitirdim. Bayıldım. Kurgusu, konusu muhteşem. Beklemediğim bir sonla karşı karşıya kalınca daha bir hayran oldum. Sonra  Zadie Smith’in ‘İnci Gibi Dişler’ kitabına başladım. Sırf bir yerde ‘Elif Şafak İskender’i bu kitaptan araklamış’ dendiği için. İyi ki öyle yazmışlar. İskender’den sonra okuyacağım güzel kitaplardan birisi olacak sanıyorum. Ayrıca yazarın hikayesi de oldukça kıskanılası. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni bir şeyler yapmaya hazırlanıyorum. Bir blog ve arkadaşım vesile oldu. Bir roman yazma girişimi diyelim biz buna. Bakalım kendi romanımdan önce becerebilecek miyim. Aslına bakarsanız bu ‘ilk’ roman benim romanımın önceleyicisi olacak. Tabi romanın kahramanına ulaşabilirsem. Tek iletişim kanalım mail ama ona ulaşamıyorum. İkinci bir kanal denedim, yanıt yok. Bekliyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ara evlilik hazırlıkları sürüyor. İnsanların ‘Sen evlenmem derdin, ama bak görürsün çocuk da istemiyorum diyorsun ya onu da yaparsın’ demelerine deli oluyorum. Bu dünyaya gerçekten bir çocuk getirmek istemiyorum. Hem ben daha çocuğum… Çocukluğumu yaşamak istiyorum… Bir de salon düğünü yapılacaksa yapılsın, umurumda değil. Herkes çıksın göbek atsın hatta. Ben sadece ömür boyu onunla yaşamak istiyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünler de haber yazmak istemiyorum nedense. Dönemsel mi bilmem ama, sanki boş gibi her şey. Yani ‘kime ne benim yazdığım haberden’ derken buluyorum kendimi zaman zaman. Geçmesini umuyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de birkaç ay önce bir ajanstan iş teklifi gelmişti, ikinci kanaldan diyelim. Kabul etmemiştim. Şimdi de yine ikinci kanal aracılığı ile bir televizyon kanalından teklif geldi. Korkak birisine teklif ettiklerini bilmiyorlar ama. Yerimden kıpırdamaya korkuyorum ben. Ama şikayet de ediyorum. Hem de ne şikayet. Doğru adım nasıl atılır bir bilen varsa söylesin bana… Çaresizim…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-6925938342771757737?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/6925938342771757737/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=6925938342771757737&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/6925938342771757737'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/6925938342771757737'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/10/ne-soylesem-bilemedim.html' title='Ne söylesem bilemedim...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-6052796563562100833</id><published>2011-10-08T05:58:00.001-07:00</published><updated>2011-10-08T05:58:48.931-07:00</updated><title type='text'>Arka kapak güzeli yerini sürmanşet 'şiddete' bıraktı</title><content type='html'>Yaklaşık bir ay önce, Antalya’nın Korkuteli ilçesinde yol kenarında, yüzü koli bandı ile sarılı, elleri iple bağlı bir kadın cesedi bulundu. Adli Tıp’a getirilen cesedi bizim polis adliye muhabiri de gidip çekti. Gözleri açık kalan cesedin yüzündeki koli bantlarının izleri hala duruyordu. Meraktandır sanırım, ben de yazı işlerine gönderilmesi için atılan fotoğraflara baktım. Hissettiğim, düşündüğüm tek şey bunu bir insanın yapmış olamayacağıydı. Kimliği belirlenemeyen cesedin hem kimliği hem de ‘gerçek’ halini gösteren fotoğrafı da geçtiğimiz gün bulundu. Bir erkek tarafından zulüm görmüş olduğunu düşündüğümden midir bilmem ama opak fotoğrafı bana ‘zorla evlendirilmiş, her gün dayak yiyen, insan olma hakkı bile yenilen’ bir kadının portresini çizdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün de ulusal bir gazetenin sür manşetinde, sırtından kocası tarafından bıçaklanarak öldürülmüş bir kadının fotoğrafı vardı. Nasıl yaparlar bunu diye söylenirken, fotoğrafı gazeteye ‘zorla’ koyan zat açıklama yaptı. Okudum, ‘kadına yönelik şiddetin birkaç mor gözden ibaret olmadığını’ anlatmak için koyduğunu söyledi. Her gün üçüncü sayfalarda okuduğum ‘boşanmak isteyen karısını öldürdü’ şeklindeki haberlerin alt metnini okuyan, kadına nasıl bakıldığını, kadının nasıl görüldüğünü, küfürlere, sosyal hayata, gelenek göreneklere bile kadının nasıl ‘yerleştirildiğini’  bilen birisi için eminim ‘kadına yönelik şiddet’ birkaç mor gözden ibaret değildir. Benim için keza öyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşananları, hissedilenleri anlamak için ‘sırtında bıçak’ olan ve şu an hayatta olmayan bir kadının fotoğrafının konulması gerekmediğini, tamamen ticari amaçlarla yapılmaya başlanan bu işin, arka sayfa güzelinden sonra ‘kadının en şiddetli hali’ fotoğrafına dönüştüğünü üzülerek görüyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiddet bu toplumun ‘olmazsa olmazı’ haline gelmişken, şiddeti meşru gösteren bir sürü ‘insan’ hala yaşarken, onlara ‘örnek’ teşkil edecek böyle ‘çirkin’ bir fotoğrafın gazetede yer almasını ise ‘ticaret mantığı ile gazetecilik yapmaya’ yoruyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bu tür fotoğrafları ne gazetede görmek ne televizyonda izlemek istiyorum. Kocası tarafından tartaklanan kadını görünce içi acıyan, ‘o kadının yerinde olsaydım ben ne yapardım’ diye düşünmekten kendini alamayan ben, evet itiraf ediyorum, televizyondan kolumu içeriye uzatıp o ‘herifi’ öldürmek(!) istiyorum. Tıpkı yıllar önce Malatya’da yurtta kalan çocuklara zulmeden o ‘bakıcı’ kadınlara (!) yapmak istediğim gibi. Şiddeti onaylamayan ‘ben’i, şiddete yönelten ‘habercilik’ anlayışını ise kınıyorum…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-6052796563562100833?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/6052796563562100833/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=6052796563562100833&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/6052796563562100833'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/6052796563562100833'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/10/arka-kapak-guzeli-yerini-surmanset.html' title='Arka kapak güzeli yerini sürmanşet &apos;şiddete&apos; bıraktı'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-528814967405836438</id><published>2011-10-03T01:31:00.000-07:00</published><updated>2011-10-03T01:33:30.719-07:00</updated><title type='text'>Alfabenin kağıtla buluşmasının kokusuydu kitap...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-q4cVxg0A8xo/TolzK_-yFWI/AAAAAAAAAaI/2m2IMkYTuxc/s1600/4.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-q4cVxg0A8xo/TolzK_-yFWI/AAAAAAAAAaI/2m2IMkYTuxc/s400/4.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5659181039578387810" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunan birkaç yıl önceydi. İstanbul’daydım. Mezun olduktan sonra oraya ‘büyük umutlarla’ çalışmaya gitmiştim. Hiçbir şey umduğum gibi olmadı. Doğru adımlar atamadım, kendime aşırı güveniyordum, ki bu güven 20’li yaşlarda insanın yolunu belirlemesinde pek sağlıklı olmuyormuş onu anladım. Rüyaların gerçekleşeceği şehir olarak adlandırılan İstanbul maceram bu kadar karamsar bitmedi elbet. Orada güzel şeyler de yaşadım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son çalıştığım gazetenin bulunduğu binanın üst katında siyasi bir partinin ilçe örgütü bulunuyordu. Her gün farklı insanlar gelip gidiyordu oraya. Farklı kişiliklere sahip, farklı talepleri bulunan insanlarla orada karşılaştım. Bir okul gibiydi. Zaman zaman ağladım, zaman zaman isyan ettim anlatılan hikayelere. Ben orada hayata bir farklı bakmayı öğrendim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O siyasi partinin bir de kütüphanesi vardı. Söz konusu bir siyasi partinin kitaplığı olunca, kitaplara yaklaşma konusunda pek hevesli değildim. Edebiyatın da politik bir yanı vardı elbet ama bangır bangır ‘politika’ kokan kitaplardan da hoşlanmıyordum. Evet at gözlüklerimi çıkarmamıştım o zamanlar. Sonradan benimle aynı olmasa da hemen hemen her ideolojiye yaklaşıp okumayı öğrendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel zaman git zaman o siyasi partinin ilçe başkan yardımcısı bana bir anı kitabı verdi. ‘Işığı Arayan Köy Kızı’ idi adı. Kapağı oldukça kötüydü. Nasıl derler, alışılmış büyük yayınevlerinden çıkmayan, belli ki kıt kaynaklar kullanılarak bastırılmış bir kitaptı. Nasıl bir hikaye ile karşılaşacağımı bilmiyordum ama okudum. Okudukça sevdim, okudukça hayata açılan pencereme bir mum daha dikmiş oldum. Gökyüzünde bir yıldız benim için parlamaya başladı. Kadınların zamanında ne kadar zor şartlarda eğitim aldıklarını, okumaya olan heveslerini, karanlıktan aydınlığa çıkma savaşlarını gördüm. Önümüze serilen onlarca fırsata rağmen, hayatlarımızı bu kadar berbat etme dürtümüzün nerden kaynaklandığını merak etmeye başladım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap bana ‘okumam’ için verildiği için onu aldığım yere koydum. Kütüphanemde kitap dursun istediğim için Ankara’da ‘Öğretmen Dünyası’ tarafından basılan kitabı aramaya başladım. Sanırım tesadüflere olan inancımdan, kitabı bulmak için çok çaba sarf etmedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-P31VDHQzCDU/TolzRfFRlzI/AAAAAAAAAaQ/0OgQEr7KeRY/s1600/3.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-P31VDHQzCDU/TolzRfFRlzI/AAAAAAAAAaQ/0OgQEr7KeRY/s400/3.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5659181151006332722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antalya’da 1 Ekim’de Konyaaltı’nda bu yıl ikincisi gerçekleştirilen kitap fuarımız açıldı. Bir önceki yıl açılan fuara nispeten bu seferki daha bir donanımlıydı. Evet gelecek olan konuklardan haz etmediklerim yok değildi ama adımdı işte. Kitaptı, alfabe ile buluşmuş kağıtların kokusuydu nihayetinde fuar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de bu fuara katıldım. Açılış sonrası standları gezerken işte bu muhteşem kadının kitabına rastladım. Fatma Sarıhan Türkmen. İtiraf edeyim çok duygulandım. Stadın başında duran adam bana çalıştığım gazete ve adımı söyleyince daha bir garip oldum. Yazılarınızı okuyorum dedi bana, çok heyecanlandım. Yazıdan kastı haber olsa da ne bileyim işte, sevindim. Kitaplığıma bir de öneri bir anı kitabı eklemek için Fatma Sarıhan Türkmen’in kardeşi Ayhan Sarıhan’ın öğretmenlik anılarını yazdığı ‘Düşe Kalka’ adlı kitabı aldım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizde naısl duygular uyandırır bilmem. Benim için de şu an tarifi zor. Fatma Sarıhan Türkmen’in anılarını anlattığı kitap beni birkaç yıl öncesinin İstanbul’una götürdü. Yaşadığım zorluklar, çektiğim sıkıntılar, otobüs arkadaşlarım ve niceleri. Sanırım güzel bir tesadüf sonucu kitaplığıma gelen, hoş gelen bu kitap, orda kaldığı sürece anılarımın da canlı tutulmasını sağlayacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-528814967405836438?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/528814967405836438/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=528814967405836438&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/528814967405836438'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/528814967405836438'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/10/alfabenin-kagtla-bulusmasnn-kokusuydu.html' title='Alfabenin kağıtla buluşmasının kokusuydu kitap...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-q4cVxg0A8xo/TolzK_-yFWI/AAAAAAAAAaI/2m2IMkYTuxc/s72-c/4.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-8112834424894264197</id><published>2011-09-27T06:22:00.001-07:00</published><updated>2011-09-27T06:22:50.665-07:00</updated><title type='text'>Sigara içiyor musun?</title><content type='html'>Okullar açıldı ya, benim de eğitim maceram kaldığı yerden devam etmeye başladı. Başlamaz olaydı diyorum ama başladı işte. Bugün eğitim sayfası için bir ilköğretim okulundaydım. Aslına bakarsanız dün telefonla aradığımda okulun müdürünü, bugün için çok zorlanacağımın sinyallerini almıştım ama, ‘ben zordan kaçmam’ diyerek kendimi kandırdım. Ve sonucunda ağrıyan bir baş ile masamda al yazmamı başıma bağlamış kıvranırken buldum kendimi. Durum size olayı anlatayım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah 10’da okulda buluşacaktık. Aracın başka bir işi olduğu için ben erkenden çıkmak zorunda kaldım. Olsun dedim, işleri erken bitirir diğer işlerime bakarım. Aman demez olaydım. Okula adımımı attım, okul müdürünün yanına çıktım. Başladık sohbete. Benim istediğim bilgilerin dışında tüm ıvır zıvır bilgileri hocam sağolsun aktardı bana. Ben o ara öğrencileri tören alanına nasıl indireceğiz, sıcakta pişecekler bir de susmaz bunlar şimdi diye düşünürken hocam oldukça iyimserdi. Her şeyi halledeceğini düşünüyordu. Gelin görün ki ben bunca yıllık deneyimime dayanarak haklı çıktım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar bir felaketti. Sıraya dizilmelerini geçin, susmuyorlardı bile. Bir ara mikrofonu elime aldım. Nereden geldiğimi söyledim, başladılar bağırarak alkışlamaya. Boğazım kurumuş, öksürmeye başladım. Susmadılar tabi. Bir ara işgüzar anasınıfı öğretmenleri, o minikleri bin 600 kişinin arasına sokmak istediler. Gerek yok onları çıkarmayın dedim. Böyle söylememe rağmen bir baktım merdivenlerden tek sıra halinde tören alanına iniyorlar. Sinirlerim tepeme geldi, sustum. Susmak bana baş ağrısı yapıyormuş, sonradan anladım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fotoğraf çok kötü oldu haliyle, umursamadım bu sefer. Sırasıyla sınıflarda fotoğraf çekmem gerekiyordu. Söz konusu ilköğretim öğrencileri olunca bir azaptı benim için fotoğraf çekmek. Odasındayken ‘bizim öğrenciler çok usludur’ diyen okul müdürü bir iki sınıf gezdikten sonra halime acıyarak ‘sigara içiyor musun?’ diye sordu. ‘İçiyorum’ dedim. Hay onu da demez olaydım. Dışarıya çıktık, bu sefer hocam öğle arasına az bir vakit kalmasına rağmen konuşmayı bir türlü bitiremedi. Aklımda çekeceğim fotoğraflar varken, dinleyemedim bile onu. Ben paketi alıp ‘hadi hocam gidelim’ demeseydim öğretmenliğin nereden nereye geldiğini bana anlatmaya devam edecekti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuldan kendimiz ar zor attım. Öğle zili çalmıştı ve kapıda kimliğimi alıp ziyaretçi kartı veren görevli ortalıkta yoktu. Ben bu kadar gerginliğe hakikaten gelemezdim. Onu ararken birkaç kişiye sordum, olumsuz yanıt alınca okulun karşısında buluna kafelere baktım. Okul öğretmenlerinden birisini bulup yakasına yapıştım. Biz okul kapısına gelince elinde kimliğimle güvenliği kapıya doğru koşarken gördüm. İçimden küfürler salladım okula da söz dinlemeyen öğrencilere de. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araç geç kalmıştı, onu beklerken okul bahçesinin dışında bir sigara daha içtim. Aracı aradım, okulun yanında beni bekliyordu, kaputu açık şekilde. Bilin bakalım ne olmuştu. Benim yaver giden şansım, arabasız kalmama razı olmuştu. Bir taksiye binip kendimi ofise attım. Kıtlıktan çıkmış gibi yemek yedikten sonra baş ağrım geçmedi. Zulamdaki al yazmayı çıkarıp başıma bağladım, bir ilaç içtim yetmedi. Beni ancak bir duş paklar diyerek kendimi eve attım. Şimdi yoldan geliyorum. Kendimi iyi hissetmiyorum, başka nedenler de var elbet ama. Ne bileyim, her şey güzel olsun istiyorum…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-8112834424894264197?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/8112834424894264197/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=8112834424894264197&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/8112834424894264197'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/8112834424894264197'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/09/sigara-iciyor-musun.html' title='Sigara içiyor musun?'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-6868659216028248548</id><published>2011-09-25T23:09:00.000-07:00</published><updated>2011-09-29T23:43:17.100-07:00</updated><title type='text'>İşte ben böyle bir hal içindeyim...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-YMZBDj0Q2gA/ToAX_4hKB1I/AAAAAAAAAaA/uiQVzoVGX84/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 228px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-YMZBDj0Q2gA/ToAX_4hKB1I/AAAAAAAAAaA/uiQVzoVGX84/s400/1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5656547518247995218" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süredir okuma yetimi kaybetmiş gibiydim. Elime en az beş kitap alıp, daha beşinci sayfalarına gelmeden bıraktım. O süreye kadar ne okudun diye sorun, ona da yanıt veremem. O kadar karmakarışığım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde beni en çok ne rahatlatıyor diye bakınırken, arkadaşımın benim için TÜYAP’ta imzalatarak gönderdiği Ahmet Ümit’in ‘Beyoğlu Rapsodisi’ kitabını elime aldım. İyi de ettim hani. Tarzına hayran olduğu bir yazar Ahmet Ümit. Bir roman yazmaya hevesli olan ben, kitabındaki ayrıntıların olayla bütünleşmesine, her bir sayfayı çevirirken bıraktığı heyecana, anlatımına, kahramanların diyaloglarına bayılıyorum. Okurken bende yaşanmışlık hissi veren bir yazar kendisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse efendim, konu bu değil. Konu benim açgözlülüğüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ara sıra böyle ‘okuyamama’ anlarım olduğu için kendime hep ertelediğim kitaplardan alırım. Aslında her kitabın okunmak için bir zaman ihtiyacı olduğunu düşünenlerdenim. Ama böyle zamanlarımda genelde kendimi ‘ertelenmiş- alınmamış kitaplar’ listemi kurcalarken bulurum. Geçenlerde bir blogda okuduğum ‘Tutunamayanlar’ romanından bir alıntı sonrası hemen sanal kitapçıma giriş yaptım. Bir süre önce &lt;a href="http://seyhandan.blogspot.com/2011/07/bu-kitap-koktu.html"&gt;Seyhan&lt;/a&gt; tarafından ‘olumsuz’ eleştirilen 'Koku', aşçılığını bilmiyorum ama yazı dili muhteşem olan &lt;a href="http://birdilimsohbet.blogspot.com/search/label/Paul%20Auster"&gt;Zeren&lt;/a&gt;’in önerdiği ‘Yanılsamalar Kitabı’nı ve Ankara döneminden beri ‘okunacaklar ve alınacaklar’ listesinde bekletilen ve işte &lt;a href="http://yorgandosek.blogspot.com/2011/09/ayn-beni-anlatyor-dersiniz-ya-hani.html"&gt;bu&lt;/a&gt; blogda görerek anımsadığım ‘Tutunamayanlar’ adlı kitapları listeme ekledim. Dün nasılsa bir güç beni durdurdu. Bu sabah işe gelir gelmez siparişimi verdim. Az önce aldığım mail de beni havalara uçurdu. Paketim hazırlanmış, yola çıkmıştı bile. İlk defa bu kadar hızlı kitap satın aldım İdefixe’ten. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik kendimi Beyoğlu Rapsodisi sonrası bu üç kitabı okumaya adadım.İlkin hangisinden başlayacağımı bilmiyorum. Ama enfes bir polisiye romanın ardından biraz durulmam gerektiğine inanıyorum…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-6868659216028248548?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/6868659216028248548/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=6868659216028248548&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/6868659216028248548'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/6868659216028248548'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/09/iste-ben-boyle-bir-hal-icindeyim.html' title='İşte ben böyle bir hal içindeyim...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-YMZBDj0Q2gA/ToAX_4hKB1I/AAAAAAAAAaA/uiQVzoVGX84/s72-c/1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-8810019729804521633</id><published>2011-09-24T00:34:00.000-07:00</published><updated>2011-09-24T00:38:00.344-07:00</updated><title type='text'>Bugün Antalya çok güzeldi…</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-DhPiqxZnW_o/Tn2IXZMiHvI/AAAAAAAAAZo/nn4awiIvJ4o/s1600/1.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 268px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-DhPiqxZnW_o/Tn2IXZMiHvI/AAAAAAAAAZo/nn4awiIvJ4o/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5655826642529033970" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmurdan sonra Antalya,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek keyifli&lt;br /&gt;Hava açık&lt;br /&gt;Hevesli…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-QvNa4X8YjNY/Tn2IjuVXClI/AAAAAAAAAZw/DHqrpoyvpRk/s1600/2.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-QvNa4X8YjNY/Tn2IjuVXClI/AAAAAAAAAZw/DHqrpoyvpRk/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5655826854361631314" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Renkler yerinde,&lt;br /&gt;Canlı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-JEGQIBnHLhc/Tn2Iws8GxzI/AAAAAAAAAZ4/5idhL9Red8Q/s1600/3.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-JEGQIBnHLhc/Tn2Iws8GxzI/AAAAAAAAAZ4/5idhL9Red8Q/s400/3.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5655827077325571890" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz rüzgar,&lt;br /&gt;Çok değil&lt;br /&gt;İçini serinletecek kadar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-8810019729804521633?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/8810019729804521633/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=8810019729804521633&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/8810019729804521633'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/8810019729804521633'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/09/bugun-antalya-cok-guzeldi.html' title='Bugün Antalya çok güzeldi…'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-DhPiqxZnW_o/Tn2IXZMiHvI/AAAAAAAAAZo/nn4awiIvJ4o/s72-c/1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-6061190092467859320</id><published>2011-09-22T10:11:00.000-07:00</published><updated>2011-09-22T10:15:22.437-07:00</updated><title type='text'>Başım belada...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-HOL3DTvwbNI/Tnts9lqSUBI/AAAAAAAAAZg/L6GT5AbLn2c/s1600/2993%2B%25281%2529.gif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 260px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-HOL3DTvwbNI/Tnts9lqSUBI/AAAAAAAAAZg/L6GT5AbLn2c/s400/2993%2B%25281%2529.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5655233562431082514" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan yıllar önce, tamam tamam birkaç yıl önce, benim de her ‘sağlıklı’ insan gibi bir facebook hesabım vardı. İnternetle tanışmam ve iletişim serüvenim pek sağlıklı geçmediği için facebook maceram da kötü bir şekilde son buldu. Duvarımı kirleten ‘sevgili’ arkadaşlarım tüm kirli çamaşırlarımı bir bir ortaya dökünce, ben de çantamı kaptığım gibi çıktım. O zamanlar hesabı kapatma diye bir seçenek vardı- sanıyorum artık yok, şimdi dondurabiliyorsun sadece- ona tıkladım ve facebook ile iletişimimi sonlandırdım. Sonrasında bir kere bile pişman olmadım. Ta ki bu yıla kadar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahalle baskısı denen şey başıma bela oldu anlayacağınız. Mesleğim gereği bir facebook hesabı edinmem gerektiği gerçeği ile karşı karşıya kaldım defalarca, direndim. Bir hesabım olursa gün boyu onunla uğraşacağım gerçeğini her defasında dillendirerek ‘mahalle baskısı’nı susturmayı denedim, yemedi. Her seferinde karşıma çıkan ‘facebook’tan örgütlenmişler eylem yapacaklar’, ‘bilmem kime hakaret etmişler’, ‘bilmem ne için grup oluşturmuşlar milyonlar üye olmuş’ şeklinde basına yansıyan haberleri, yapamadığım için okudum. Arkadaşlarımın evliliklerinden, bebeklerinden bi haber oldum. Hayat hızla akıp giderken kendimi bir an yerimde sayarken buldum. Cep telefonunun elzem olduğu bir dönemde, cep telefonsuz dolaşıyormuş gibi hissettim kendimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç saat önce bir arkadaşımın ‘Gamze şu twiti paylaşır mısın twitter’ından’ sorusu ile de kalakaldım. Çünkü benim ‘facebook’un yanı sıra bir ‘twitter’ım bile yoktu. Kınandım, yerin dibine sokuldum. İnternete de girebilen bir telefon hediye edilmesi koşulu ile twitter ve facebook hesabı açacağımı söyledim – evet telefonlarım internete giremiyor- ama ikna edemedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ise ne yapacağını bilemeyen bir haldeyim. Yeni bir facebook hesabı açıp arkadaş listesi oluşturmaya, gruplara üye olmaya, bişiler paylaşmaya, bişilere ortak olmaya zamanım var mı bilmiyorum. Yok ‘internet zaman kaybı’ diyenlerden değilim. Sadece kendimi bildiğimden böyle söyledim. Bir twitter açıp, günün her saati kim ne yazmış, kim ne demiş diye takip edebilecek kadar da ‘hızlı’ değilim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hesap açtıktan sonra yine bir şeylerden geri kalacağımın bilincindeyim. Şimdi söyleyin, ben ne yapayım? Zaten uzak kaldığım bu iki sosyal paylaşım sitesine üye olup azıcık yaklaşayım mı? Yoksa hiç bulaşmadan yoluma mı devam edeyim? Başım dertte bana bir yol gösterin!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-6061190092467859320?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/6061190092467859320/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=6061190092467859320&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/6061190092467859320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/6061190092467859320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/09/basm-belada.html' title='Başım belada...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-HOL3DTvwbNI/Tnts9lqSUBI/AAAAAAAAAZg/L6GT5AbLn2c/s72-c/2993%2B%25281%2529.gif' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-4132673993071453363</id><published>2011-09-19T08:38:00.000-07:00</published><updated>2011-09-19T08:50:40.607-07:00</updated><title type='text'>Onu fotoğraf makinası güldürdü...</title><content type='html'>Birkaç günlük tatilin ardından işe başladım. Evet kabul ediyorum, tatil sonraları için işe gitmek hayli azap verici bir durum. Ve evet sabah işe ayaklarımı sürüye sürüye geldim. Bugün okullar açıldı ya, sabahtan hemen ilköğretim haftası etkinliklerine katıldım. Üç okulun açılışı vardı. Bir omzumda fotoğraf makinesı çantam, birisinde laptop, üztüne bir de nemli ve bunaltıcı bir hava. Yoruldum, hem de çok. Kemiklerimin ağırdığını hissediyorum. Hamama gitmek istiyorum. Ve biliyorum karman çorman yazıyorum. Neyse….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-fEa1_wenZvU/TndjivyMvrI/AAAAAAAAAZY/DHpaB0EIh2I/s1600/DSC_0169.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-fEa1_wenZvU/TndjivyMvrI/AAAAAAAAAZY/DHpaB0EIh2I/s400/DSC_0169.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5654097305780666034" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün okul açılışlarının birisinde bu çocuğun fotoğrafını çektim. Halk oyunu ekibindeydi, hepsinden de farklıydı. Yüzüne takındığı o ciddi hal ile oynuyordu. Fotoğrafını çekmek istedim. Bir iki kareden sonra çekildiğini fark edip sırıttı. Tüm ciddiyetini bozdum, ben de sırıttım. Ama ben onun daha çok bu ciddi halini sevdim. Sizinle de paylaşayım istedim….&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-4132673993071453363?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/4132673993071453363/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=4132673993071453363&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/4132673993071453363'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/4132673993071453363'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/09/onu-fotograf-makinas-guldurdu.html' title='Onu fotoğraf makinası güldürdü...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-fEa1_wenZvU/TndjivyMvrI/AAAAAAAAAZY/DHpaB0EIh2I/s72-c/DSC_0169.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-3739252870027742808</id><published>2011-09-12T02:43:00.000-07:00</published><updated>2011-09-12T02:44:14.144-07:00</updated><title type='text'>Hayallerini unuttu...</title><content type='html'>Daha orta okul yıllarındayken Mehmet Aslantuğ’un ‘Sıcak Saatler’ dizisindeki ‘gazetecilik’ figürüne kapılmış, ‘ben de gazeteci olacağım’ demişti. O yıllarda edebiyat öğretmenine olan tutkusu, yazma ve okuma sevdası ‘edebiyat öğretmeni’ olması yönünde kendisini sıkıştırsa da ‘Önce edebiyat fakültesini bitirip edebiyat öğretmeni olacağım, ardından da gazetecilik okuyup mesleğimi yapacağım’ diye karalamıştı anı defterinin son yaprağına. Kararı kesindi….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lise yıllarında edebiyat tutkusunu gazetecilik ile harmanlayıp tek bir şey, gazetecilik okumaya karar verdi. Sınav sisteminin karmaşası yüzünden son sınıfta, yıllardır aynı sıraları paylaştığı arkadaşlarından ayrıldı. Okulun rehberlik öğretmeni ile uzun soluklu konuşmalar yapıp, kararlılığını belirtti. 40 kişilik sınıftan, tanımadığı yüzlerle dolu 60 kişilik sınıfa geçiş yaptı. Öğretmenleri onu bu çılgın kararı yüzünden örnek gösterdi. Kendisi mezun olduktan sonra da, okulunda 6 kişi için sözel bölüm açıldı okul tarihinde ilk defa. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kararlılığını lise yıllarında da yine bir defterin son yaprağına karalamıştı. ‘2001 yılı Haziran ayında ben Ankara Üniversitesi Gazetecilik Bölümünü kazanacağım’ diye. Sınava girdi, oldukça rahattı. Soruları tek tek yanıtlayıp çıktı. Sınav sonrası sonuçlara bakmadı bile. Emindi, kazanacaktı. Puanı istediği okulun puanından 3 puan fazla geldi. Artık okulu kazanmıştı. O kadar tercih hakkını geride bırakıp sadece iki tercihe istediği okulun adını yazdı. Ankara Üniversitesi Gazetecilik ve Gazi Üniversitesi Gazetecilik. İlk tercihini kazandı, bölüme altıncı sıradan girdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nice gazetecilerin yetiştiği okulun sıralarında oturdu, hayatını kaybetmiş büyük düşünürlerin isminin verildiği dersliklerde hocalarını dinledi. Haylazlık yaptı, derslerine çalışmadı. Aşık oldu, sınıfta kaldı. Ama gazetecilikten hiçbir zaman vazgeçmedi. Bir an önce mezun olup dünyayı kurtarmak istiyordu. Son senesini bu duygularla geçirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mezuniyetten sonrası ise tam bir hayal kırıklığı idi onun için. Bakkal dükkanı işletirken, ‘onu tanıyorum, bunu biliyorum, belediye başkanının söğüşlerim’ diyerek ‘gazete dükkanı’ açan işyerleri ile çalıştı. İstanbul hasreti idi, oraya gitti. Barınamadı. Yaşadığı şehre döndüğünde ise tablo hiç iç açıcı değildi. ‘Benim hayal ettiğim dünya bu değil’ diyerek içine kapandı. Birkaç yer gezdi. Sonunda pes etti. Yerel gazetelere CV bıraktı, dergi çıkarak bir yerden teklif geldi. Oraya girdi. Her şey yolunda giderken dergi kapandı. ‘Acaba haber yazabiliyor mu’ denilerek çökmüş bir yolun haberi yaptırıldı. İşi yaptığı anlaşılınca ‘haberci’ oldu. Sektörü tanıdı. Lüzumsuz insanların doldurduğu sektörde ayrı bir yer edinmeye çalıştı. Farklıydı, farkını gösterdi. Ama bunların hiçbirisi yetmedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllardır hayalini kurduğu meslek gözünde birden küçüldü. Girdabın içinde debelenirken buldu kendisini. Bir anda birilerinin ‘fettecisi’ oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yola başlarken kurduğu hayaller kısa sürede bitti. Hayaller gidince yaşama sevinci de kalmadı. Yorgun düştü, öfkesi arttı, tembelleşti,, verimi düştü, kendisi olmaktan çıktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi aynada baktığı yüzünden nefret etmemek için kendisine bir yol arıyor. Ne yapacağını ise bilmiyor. Hikayesine yeni bir yerde devam etmek istiyor ama neresi olduğunu kestiremiyor. Unuttuğu hayallerini anımsamak ve onları hayata geçirmek için güç istiyor…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-3739252870027742808?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/3739252870027742808/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=3739252870027742808&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/3739252870027742808'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/3739252870027742808'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/09/hayallerini-unuttu.html' title='Hayallerini unuttu...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-6398085215940339979</id><published>2011-09-09T23:33:00.000-07:00</published><updated>2011-09-09T23:36:52.563-07:00</updated><title type='text'>Yaş 28 ama göstermiyormuşum...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-3GC_b9sfeRI/TmsFe8r70LI/AAAAAAAAAZI/wE2InzmDbzo/s1600/taksi.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-3GC_b9sfeRI/TmsFe8r70LI/AAAAAAAAAZI/wE2InzmDbzo/s400/taksi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5650616186711036082" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ben sigarayı bıraktım ya, tamam tamam bırakmadım ama arifesindeyim, neyse ofisteki arkadaşlardan otlanıyorum. Dolayısı ile günlük 7, bazen de 14 TL cebimde kalıyor. Evet arkadaş zararlısıyım. Bu kalan parayı da ben taksi parası yapıyorum, illa harcayacağım ya. Bir ara daha çok uyumak için geç kalkan ve ofise taksi ile gelen arkadaşıma benzedim. Bir 15 dakika daha uyumak için cep telefonunun ayarlarıyla oynuyorum. Sabah da evin dibindeki taksi durağına ‘Günaydın’ dedikten sonra sıradakine binip ofisime geliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün de aynısını yaptım. Önceki gün başka müşteriye gideceği için beni aracı ile bir diğer taksinin yanına götüren şoföre denk geldim. Az sohbet ettik. Bana ‘çalışmayı seviyor musun?’ diye sordu. ‘Evet ama iş beni soğuttu’ dedim. Kızından bahsetti, okumamış üniversiteyi, kazandığı halde hemde. Sonra bir işe girmiş, bir ay dayanamamış, evlenecekmiş. Koca parasına mahkum olmak istemem açıkcası, ama o bunu seçmiş. Üzüldüm onun durumuna. Kızının yapmadıklarını oğlu yapmış ama. Hem ikinci üniversitesini okuyor hem de çalışıyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sohbet ederken bana hani, üniversiteden mezun olduğumu sordu. Ankara Üniversitesi dedim, o da Gazi’den mezunmuş. İşini yapmamış ama kamuda çalışmış. Emekli olunca da evde duramadığı için taksicilik yapmaya karar vermiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Laf arasında yaşımı sordu. 28 dedim. ‘Göstermiyorsun bacım’ dedi. ‘Kot tişörtle göstermem zaten’ dedim. ‘Yok yok göstermiyorsun, daha genç duruyorsun’ dedi. İçime su serpti. Yaşla sorunu olan ben güne mutlu başladım. Akşam gördüğüm kabus sonrası içime oturan ‘acaba ne olacak’ korkusu, yerini mutlu bir başlangıca bıraktı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-6398085215940339979?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/6398085215940339979/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=6398085215940339979&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/6398085215940339979'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/6398085215940339979'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/09/yas-28-ama-gostermiyormusum.html' title='Yaş 28 ama göstermiyormuşum...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-3GC_b9sfeRI/TmsFe8r70LI/AAAAAAAAAZI/wE2InzmDbzo/s72-c/taksi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-3716515777688919551</id><published>2011-09-09T03:33:00.001-07:00</published><updated>2011-09-09T03:33:56.565-07:00</updated><title type='text'>Git bunları blogunda yaz...</title><content type='html'>Biliyor musunuz, 28 yıllık hayatımda, ‘bu yıl bunu öğrendim’ dediğim hiç bir şey olmadı. Ama bu yıl ben çok önemli bir şey öğrendim. BÜYÜK KONUŞMAMAYI!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben nasıl böyle oldum bilmiyorum. Hayatımda hiç ‘pembe panjurlu bir ev’ hayali kurarken yakalamadım kendimi. İlk aşkım, ilk hevesimde bile böyle değildim. Annemin amcası ‘kızlar pantolon giymez’ dediği için pantolon giyemeden büyüdüm. ‘Büyüdüğünde gelin olacaksın’ denildiği için evliliğe hep karşı durdum. Hem yanlış kişilerle karşılaşmaktan, hem yanlış seçimler yapmaktan dolayı yıllarca ‘ben evlenmeyeceğim’ diyip durdum. Ta ki bundan birkaç ay öncesine kadar….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımda her şey ‘birdenbire’ başlar benim. Güzel bir hayata merhaba diyeceğim ilişkimde de keza öyle oldu. Kırk yıldır birbirimizi tanıyormuşuz gibi doldurduk içimizi geçen sürede. Ayrı evlerde kalmak bize yetmedi, aynı evi paylaşmak için adım attık. Birbirimizi ailelerimizle tanıştık, ailelerimizi birbirleriyle. Sonra da işin ikinci aşlamasına geçtik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtik geçmesine de ben yine büyük konuşmaya başladım. Vay efendim nişan alışverişi de neymiş, efendim eve yün yorgan istemezmişim, yok efendim düğünde çalgı çengi olmayacakmış, kokteyl ve nikah nelerine yetmiyormuş, kabarık uzun gelinlik giymek de neymiş, ben öyle sarı altın falan takmazmışım, gümüşlerim bana yetiyormuş… gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana göre evlilik, iki kişi arasında gerçekleşmesi gereken bir şey. ‘Elalem ne der?’,  ya da birileri eğlensin diye yapılan bir eylem değildir. Bu görüşümü her dillendirdim yerde ‘ama onların ilk heyecanları, heveslerini almaları lazım’ sözleri ile kandırılmaya çalışıyorum. Ben ‘yapmayacağım’ diye ısrarla bir şeyler söylerken de ‘git bunları bloğunda yaz, er ya da geç sen bunları yapacaksın’ diye tehdit ediliyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendim, ben 28 yaşındayım. Dediğim dedik birisiyim. Bunca zaman evlenmeyeceğim diye tutturan bendeniz evleneceğim. Elbette benim istediğim olacak. O eve yün yorgan sokulmayacak, düğünde çalgı olmayacak, gelinlik sade ve kısa olacak, nişan alışverişi falan gerçekleşmeyecek… Ve o gün düğünde üç saatten fazla kalınmayacak….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Git bunları blogunda yaz diyenlere ithaf olunur. İşte yazdım … :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-3716515777688919551?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/3716515777688919551/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=3716515777688919551&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/3716515777688919551'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/3716515777688919551'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/09/git-bunlar-blogunda-yaz.html' title='Git bunları blogunda yaz...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-5097254556936007572</id><published>2011-08-26T05:43:00.000-07:00</published><updated>2011-08-26T05:50:44.811-07:00</updated><title type='text'>Bir blog, bir takı, bir macera ve birazcık şans...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-ZwSjzqMFfjg/TleVM_i0JuI/AAAAAAAAAYw/OWZxu0sPoB0/s1600/1.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 346px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-ZwSjzqMFfjg/TleVM_i0JuI/AAAAAAAAAYw/OWZxu0sPoB0/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5645144708380632802" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geç kalınmış bir yazı kabul. Ama yumurta kapıya dayanınca iş yapmayı adet edinen ben, ofiste biriken işlerimi tamamlamak zorundaydım… Şimdilik affınıza sığınıyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşler o kadar karışık ki, zaman kavramımı da yitirmiş durumdayım. Ama sanırım bu hafta başındaydı. Kötü bir haftaya başlamış olmanın yorgunluğunu taşıyordum. Verimli değildim, canım hiçbir şey yapmak istemiyordu. Boş boş web sitelerini gezerken kendimi blog alemine dalmışken buldum. Sadece takip ettiğim blogları değil, onların da takip ettiklerini incelerken &lt;a href="http://www.nilisilver.com"&gt;Elif&lt;/a&gt; hanıma rastladım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gümüşe olan hayranlığım aşikar. Sarı altını dökün önüme, takmam. Onları satıp kendime gümüş ciciler alırım, orası da ayrı bir gerçek. Uzun zaman önce internet üzerinden yaptığım gümüş alışverişi sonrası uğradığım hüsranı bir kenara bırakıp, Elif hanımın sitesinden kendime, beni mutlu edecek takılar aramaya başladım. Canı sıkıldıkça alışveriş yapan değil de, canı sıkıldıkça kendisine şans getirecek takılar alan kadınlardan birisi olduğum için, uzun süre sitenin içinden çıkmadım. İlk bakışta aşk yaşadığım bu takıyı almak için de hemen kendisi ile iletişime geçtim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-LCfmbYvO-sw/TleVTJpJaZI/AAAAAAAAAY4/m_iMlY6dpZs/s1600/2.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 276px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-LCfmbYvO-sw/TleVTJpJaZI/AAAAAAAAAY4/m_iMlY6dpZs/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5645144814170761618" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fiyatıydı, kargosuydu derken güzel bir sohbet başladı İstanbul-Antalya arasında. Alışveriş değil de arkadaş sohbetine dönüştü bizimkisi biraz. İnternet iletişimi soğutuyor diyenlere inat, sıcak bir iletişim kurduk kendisi ile. İndirim yapıldı, ödeme gerçekleşti derken kargom ertesi gün muhteşem bir kutu içerisinde yanında da şans kalemi ile adresime geldi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece kalemin değil de şans getirmesi niyetiyle aldığım bu kolyenin de bana şans getireceğine inanıyorum. Ve Elif hanıma buradan da teşekkür etmek istiyorum. Hatta onu kıskandığımı, ben neden gümüş takı yapamıyorum diye kendimi parçaladığımı da bilmesini istiyorum. Tamam bazı şeyler beceri ister ama sonradan da öğrenilen şeyler olmalı değil mi canım….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-yJSEFpjGrkY/TleVcq2oOuI/AAAAAAAAAZA/Us2fhrYhjR8/s1600/3.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-yJSEFpjGrkY/TleVcq2oOuI/AAAAAAAAAZA/Us2fhrYhjR8/s400/3.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5645144977704499938" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Yok yok, kargocuyu kapının önünde beklediğimi, heyecanla paketi açıp kolyeyi hemen boynuma taktığımı anlatmayacağım  Hatta uzun bir süre bu kolyeyi boynumdan çıkarmayacağımı da… Hatta ve hatta düğünde takmak için birkaç parça beğendiğimi de yazmayacağım. Yok yok yazmayacağım&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-5097254556936007572?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/5097254556936007572/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=5097254556936007572&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/5097254556936007572'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/5097254556936007572'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/08/bir-blog-bir-tak-bir-macera-ve-birazck.html' title='Bir blog, bir takı, bir macera ve birazcık şans...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-ZwSjzqMFfjg/TleVM_i0JuI/AAAAAAAAAYw/OWZxu0sPoB0/s72-c/1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-773523261021171525</id><published>2011-08-16T07:57:00.000-07:00</published><updated>2011-08-16T13:50:02.472-07:00</updated><title type='text'>Ve hayat...</title><content type='html'>&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç defa daha söylenmişti.&lt;br /&gt;Göz ardı edilmiş, korkulmuş belki de zamansız bulunmuştu. &lt;br /&gt;Ama nedendir bilinmez, isteniyordu.&lt;br /&gt;Birlikte olmak,&lt;br /&gt;Birlikte yaşlanmak,&lt;br /&gt;Birlikte hayatın tadını çıkarmak…&lt;br /&gt;Söz konusu hayat ise paylaşılması zordu. &lt;br /&gt;İnsan bencildi. Zaman dardı. &lt;br /&gt;Yapılmak istenilen şeyler birikmişti. &lt;br /&gt;Ama işte birden oluverdi.&lt;br /&gt;Rusya’dan bir ses geldi.&lt;br /&gt;Sıcacık, samimi, aynı benim gibi…&lt;br /&gt;Antalya’dan bir ses yükseldi…&lt;br /&gt;Aynı onun gibi.&lt;br /&gt;Tamam dedik, tam olduk ve biz olduk…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;……………&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında film izleyecektik. Şirinler’i. Ben iş çıkışı ona gittim. Yok yok o beni almaya geldi. Özlemişim, sarıldım. Çektim kokusunu içime… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az kaldı az kaldı diye diye oyaladı beni. O filmi hazırlarken ben birer kahve yaptım ikimize. Şekersiz ve sade. Kahvemizi içerken ben bir sigara yaktım. ‘Ne zaman bırakacaksın?’ diye sordu, ‘Senden ayrıldıktan sonra’ dedim. Sustu, lafını etmedi bir daha. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ara ortadan kayboldum. Yanına geldiğimde ‘Daha fazla beklemenin anlamı yok’ dedi. Bilgisayardan bir görüntü açtı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce neresi olduğunu idrak edemedim. Anıt gibi bir şey vardı. Üzerinde ‘Nazım’ yazıyordu. Ekrandaki ses ‘Hayatım, filmi bölüyorum ama’ diye başladı söze. Gerisini duyamadım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerime baktı, ‘Bir ömür boyu’ dedi. Sarıldım, ‘Evet’ dedim. Kokusunu içime çektim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra defalarca onu izledim ekrandan. Bir kere değil, defalarca aşık oldum. Daha çok sevdim. Daha çok sarılmak istedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi birlikte bir yola çıktık. Yapacak çok işimiz var. Nazım'ın dizelerindeki gibi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;………………..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;GİDERAYAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Giderayak işlerim var bitirilecek, &lt;br /&gt;                                                    giderayak. &lt;br /&gt;Ceylanı kurtardım avcının elinden &lt;br /&gt;ama daha baygın yatar ayılamadı. &lt;br /&gt;Kopardım portakalı dalından &lt;br /&gt;ama kabuğu soyulamadı. &lt;br /&gt;Oldum yıldızlarla haşır neşir &lt;br /&gt;ama sayısı bir tamam sayılamadı. &lt;br /&gt;Kuyudan çektim suyu &lt;br /&gt;ama bardaklara konulamadı. &lt;br /&gt;Güller dizildi tepsiye &lt;br /&gt;ama taştan fincan oyulamadı. &lt;br /&gt;Sevdalara doyulamadı. &lt;br /&gt;Giderayak işlerim var bitirilecek, &lt;br /&gt;                                                    giderayak. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                                    Haziran 1959&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-773523261021171525?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/773523261021171525/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=773523261021171525&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/773523261021171525'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/773523261021171525'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/08/ve-hayat.html' title='Ve hayat...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-8292253067341908664</id><published>2011-08-08T04:55:00.000-07:00</published><updated>2011-08-08T04:56:00.172-07:00</updated><title type='text'>Fareler çekirdek sever...</title><content type='html'>Geçenlerde bizimkiler eve yeni bir buzdolabı aldı. Buzdolabı ile birlikte eve küçük bir misafir de geldi. Halk arasında adı ‘fındık faresi’ olan ama benim için iğrenç bir haşereden öte gitmeyen bir ‘fare’. Depodan çıkan buzdolabının kartonuyla birlikte eve gelen fare, kendisi için bu sıcak yaz gününde banyoyu mekan seçti. Hal böyle olunca da Antalya’nın sıcağında günde defalarca banyoya girme gereği duyan ben, duşumu tuvalette almak zorunda kaldım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ev ahalisinin fareyi yakalamak için kurduğu kumpasları, bizim ‘fındık’ faresi günlerce yemedi. Yapışkanlı bir tuzağın değil üstünden geçmek, yanına bile yaklaşmadı. Üzerine konulan ekmek ve peynir gibi yiyeceklere ise dokunmadı bile. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç gün süren bu kovalamaca, Cumartesi günü komşumuz tarafından verilen bir öneri ile son buldu. Eskiden Adana’da bahçeli bir evde oturan komşumuz, fare kapanının içine insan eli değmemiş (şaşırmayın hemen, pakette satılan çekirdekten bahsediyoruz. Dökerken de paketle dökeceksiniz, avucunuza alarak değil) çekirdek konuşmasını önerdi. İyi de etti hani. Akşamdan koyduğumuz çekirdeklere giden farenin sabah cansız bedeni ile karşılaştık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir canlının ölümü korkunç bir şey gibi gelebilir, haklısınız da. Ama doğal yaşam alanı banyo olmayan bir canlıyı, evde beslemek de bana pek sevimli gelmiyor. &lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-8292253067341908664?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/8292253067341908664/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=8292253067341908664&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/8292253067341908664'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/8292253067341908664'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/08/fareler-cekirdek-sever.html' title='Fareler çekirdek sever...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-2674059956599980145</id><published>2011-07-31T23:02:00.001-07:00</published><updated>2011-07-31T23:03:45.037-07:00</updated><title type='text'>Kısa kısa Cumartesi notları...</title><content type='html'>Cumartesi gününün üzerinden çok geçti biliyorum. Ama bazen hayat, hiç beklemediğiniz anlarda sizi sürprizle karşılayabiliyor. Biz de Cumartesi günü öyle bir sürprizle başladık güne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşımın bebeğinin nefes alma sorunu çıktı. O yüzden başka bir hastaneye kaldırıldı. Sadece sezaryenden sonra öpebildi bebeği, sonrası ayrılık malumunuz. Şimdi yoğun bakımda, en kısa zamanda çıkmasını diliyorum. Ki inanıyorum çıkacak, çünkü evde kardeşini dövmeyi bekleyen bir abi var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanışma faslı gayet güzel geçti. Sabah ben tek başıma iki hastaneye de uğradım, aşksam da erkek arkadaşımla birlikte gittik. Akşam ziyaretinde “siz gidin dinlenin” diyen arkadaşıma erkek arkadaşımın annesi “ya sohbet ediyoruz ne güzel, ama tabi işleri varsa gitsinler” şeklinde yanıt vermesi pek hoştu. Ben pek sevdim kendisini. O da beni sevdi, yani galiba, yok yok sevmiştir, canım ben sevilmeyecek hatun muyum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Terledim, ama üzerimde açık renk bir şey olduğu için çakmadı kimse. Tabi saçlarım sırılsıklam oldu. Ama güzel haber, kekelemedim:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-2674059956599980145?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/2674059956599980145/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=2674059956599980145&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/2674059956599980145'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/2674059956599980145'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/07/ksa-ksa-cumartesi-notlar.html' title='Kısa kısa Cumartesi notları...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-210858636184737939</id><published>2011-07-30T01:23:00.001-07:00</published><updated>2011-08-01T06:53:50.138-07:00</updated><title type='text'>Aklıma geldi...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-rnJkOeol83w/TjO_8JOdMPI/AAAAAAAAAYo/s1SwcvHgtyU/s1600/5.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 316px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-rnJkOeol83w/TjO_8JOdMPI/AAAAAAAAAYo/s1SwcvHgtyU/s400/5.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5635058598760231154" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç gün önce arkadaşlarımla okey oynadım. Yenen taraftaydım, eşim sağlandı yani. Okey sonrası sigarayı bırakacağıma dair bir söz verdim. Vermez olaydım. Benimle iddiaya girenlerden birisine kitabına, birisine de ‘ne istersen’nine sözleştik. Yok yok okeye dördüncümüz de vardı, onu da ‘İncir Reçeli’ filmi ile daha önce alt etmiştim. İşte o hain, girdiğimiz iddiayı kaybetmeyi hazmedememiş olacak ki, ertesi gün messengerdan yanlışlıkla ‘ben bir sigara molası vereyim’ sözümü hemen iddiaya girdiğim arkadaşıma yumurtlamış. Dün telefonla aradı beni iddiaya girdiğim arkadaşım “Henüz nasıl bir kitap istediğime karar veremedim” dedi. Sonuna kadar inkar metodunu uygulayıp, “İşim var” diyerek telefonu kapattım. Bu işin altından nasıl sıyrılacağımı bilmiyorum.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilenler bilir, ben aslında hümanistim. Ama dün tüm hümanistliğimi bir kenara bıraktım. Eve giderken birkaç bacaksız çingene üzerime yürüdü. Küfürler havada uçuştu. Nereden cesaret alıyorlar bilmiyorum. Yanımdaki arkadaşımla birlikte baya bir gerildik. Hemen olayın olduğu yerde bulunan ve beni de tanıyan taksiciler ise kıllarını kıpırdatmadı. Çok öfkelendim, “Çingenelerden nefret ediyorum, nasıl çocuk yetiştiriyorlar” dedim. Arkadaşımdan da zılgıtı yemem bir oldu. Antalya’da uyuşturucu ile anılan Zeytinköy’de (Çingeneler de yaşıyor burada) bir proje var, güzel proje, bölgeyi ayağa kaldıracak bir proje. Ama sıcak paraya alışmış olanların hiç yanaşmayacağı bir proje. Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü bölgede proje kapsamında kurs açtı, başvuru az. Neden mi? Düşünün bakalım….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**********&lt;br /&gt;Geçenlerde mutfaktaydık, konu nereden geldi bilmiyorum ama aklıma üniversite yıllarım geldi. Okuldayken solcu erkeklerin ‘Kurtlar Vadisi’ni izlemesine anlam verilmez, hatta yadırganırdı. Neden mi? Bilmiyorum. Siyaset Bilimi hocamız bir keresinde, o dönem baya meşhur olan Biri Bizi Gözetliyor adlı programı kim izliyor demişti. Sınıftan kimse oralı olmamıştı. Oysa herkes izliyordu. İyi hatırlıyorum, Türkiye’nin profiline göz atmak için hem onu hem de evlendirme programlarına bakın demişti. Yani, muhalefet olup ezberden konuşmamak lazım. bir de okumak, çok okumak lazım…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-210858636184737939?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/210858636184737939/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=210858636184737939&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/210858636184737939'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/210858636184737939'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/07/aklma-geldi.html' title='Aklıma geldi...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-rnJkOeol83w/TjO_8JOdMPI/AAAAAAAAAYo/s1SwcvHgtyU/s72-c/5.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-2717517419643299645</id><published>2011-07-27T03:38:00.000-07:00</published><updated>2011-07-27T06:10:37.220-07:00</updated><title type='text'>Sen 'feminem' değil misin? Nasıl evlenirsin?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-8YEJyeC51bA/Ti_rk47_a_I/AAAAAAAAAYY/8vBhkSuo44Q/s1600/1.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-8YEJyeC51bA/Ti_rk47_a_I/AAAAAAAAAYY/8vBhkSuo44Q/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5633980677855603698" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telefondaki ses bana ‘Sen feminem değil misin? Nasıl evlenirsin” diye soruyor. Aklımda ‘feminem değil, feminist’ sözcüğü dolaşırken “Neden olmasın?” diye sorusuna soruyla yanıt veriyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durun durun ben size iyisi mi en başından anlatayım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son birkaç gündür normal değil her şey. Belki ‘normal değil’ ağır bir sözcük oldu, biz buna ‘her zaman ki gibi değil’ desek daha doğru olur sanırım. Bugün de ‘her zamanki gibi olmayan’ günlerden birisine uyandım ben. İçimde anlamlandıramadığım bir heyecan. Ellimi nereye koyacağımı bilmiyorum, zaman zaman nefes alış verişlerin beni zora sokuyor, hatta öyle anlar oluyor ki nefes alamıyorum. Suyla takviye ediyorum kendimi. Heyecanlıyım anlayacağınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumartesi günü erkek arkadaşımın annesi ile tanışacağım bir hastane odasında. Tasarlanmış planlanmış bir durum değil. Benim orada olmam lazım, onun da annesinin. İkimiz de aynı yerde bulunmak durumundayız. Bir bebek dünyaya gelecek. Ben gidip korkak ellerimle ona dokunmaya çalışacağım, elime alamayacağım. Annesi de orada bebeğin annesine destek için bulunacak. Bebeğin annesi benim de arkadaşım olunca, buluşmak kaçınılmaz bir hal alacak anlayacağınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bunda ne var demeyin, başıma ilk defa geliyor. İlk defa böyle bir işe soyunuyorum. Aniden, birdenbire oldu her şey. Durun ben bir nefes alayım…. Rahatlayayım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet nerede kalmıştık, Cumartesi günü yaşanacak olan bu buluşmayla ilgili tek sıkıntı yaratan benim. Erkek arkadaşım oldukça rahat. Ne var bunda diye söylenirken pis pis sırıtıyor bile. Gelenek görenek tanımayan ben, kendimi göstermeye gidiyormuşum gibi hissediyorum. Hal böyle olunca da kasım kasım kasılıyorum. O gün orada ter batağına batacağımı, kekeleyerek konuşacağımı hayal edip kahroluyorum. Hastaneye gitmeme planları yaparken bir taraftan da ‘nereye kadar kaçacaksın’ diye soruyorum… Ayaklarım beni Cumartesi günkü buluşmaya götürebilecek mi inanın bilmiyorum….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günü hayal bile etmek istemiyorum….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin bu kısmının yanında bir de arkadaşlar, dostlar faktörü var. Yıllardır “Ben asla evlenmem, evlilik de neyin nesi” diye dolaşan ben, şimdi onunla bir ömür geçirmek istiyorken bunu arkadaşlarıma anlatamıyorum. “Sen mi, saçmalama. Kim? Adı ne? Yaşı kaç? Nereli?” sorularına maruz bırakılıyorum. (Bu sabah İstanbul ve Samsun’dan böyle telefonlar aldım) Bir dostum arayıp benim “feminem” olduğumu söylüyor. Oysa ben heteroseksüelim, ha bir de feminist. Aklım karışıyor. Etrafım kalabalık, yanıt veremiyor, sorusunu soruyla karşılıyorum. Kendimi anlatamıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçlerinden birisi kalkıp detayları almak için annemi aramaya yelteniyor. Annemin detay bilmediğini söyleyip telefona yelteniyorum. Arkadaşımın telefonu meşgul sinyali veriyor. kalbim sıkışıyor, terliyorum. Hemen akabinde telefonum çalıyor. Sırıtarak “ayrıntı için aradım” diyor. Kızıyorum sevimli şeye. Kapatıyoruz. Sonra İstanbul’dan arkadaşımın eşi arıyor, nikah şahidin olmak istiyorum demek için. Gülmekten yerlere yatıyor. Hissediyorum, duyuyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlenebileceğime inanamıyorlar, ‘düğün ne zaman, ne zaman oynayacağız’ diyorlar. Düğün olmayacağını söylüyorum. Oynamaya bahane arayan arkadaşlarım, hüsrana uğruyor. Kendimi anlatamıyorum. Aklıma Cumartesi günü geliyor. Elim ayağım birbirine dolaşıyor. Düşünüyorum…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-2717517419643299645?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/2717517419643299645/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=2717517419643299645&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/2717517419643299645'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/2717517419643299645'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/07/sen-feminem-degil-misin-nasl-evlenirsin.html' title='Sen &apos;feminem&apos; değil misin? Nasıl evlenirsin?'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-8YEJyeC51bA/Ti_rk47_a_I/AAAAAAAAAYY/8vBhkSuo44Q/s72-c/1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-8220109963623647015</id><published>2011-07-14T23:30:00.000-07:00</published><updated>2011-07-14T23:31:46.482-07:00</updated><title type='text'>Çocuk olmak çıplaklıkla eşdeğerdir burada...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-Uh-jr5rkdXE/Th_euSLd9NI/AAAAAAAAAYQ/E-vUL-Qu4bY/s1600/1.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-Uh-jr5rkdXE/Th_euSLd9NI/AAAAAAAAAYQ/E-vUL-Qu4bY/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5629462945971696850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün bir haber için Zeytinköy’e gittik. İsmine bakıp şirin bir köy hayal etmeyin sakın. İmarsız, tapusuz, yolsuz ve çoğunluğu gecekondulardan oluşan bir bölge burası. Araya birkaç apartman serpiştirilmiş ama o kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşam o kadar da kolay değil burada. İsmi ‘uyuşturucu’ ile anılan bir bölge olması hasebi ile genç olmak da, çocuk olmak da kolay değil bu bölgede. Ya içine karışır gidersin, ya da kendini korumak istersin. Adın ‘Zeytinköylü’ sıfatı ile anılsın istemezsin…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada çocuk olmak ise çıplak gezmekle eş değer çoğunlukla. Ayakkabısız, donsuz, tozun toprağın içinde debelenmektir çocukluk. Kırık dökük birkaç oyuncak ile yeni oyunlar hayal etmektir. Deli gibi koşmak, koşmak koşmak, nereye varacağını bilemeden hem de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen de camdan dışarıya bakmaktır. Hesapsız kitapsız. Zaten çocuk olmak hesap kitap yapmadan yaşamak demektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-8220109963623647015?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/8220109963623647015/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=8220109963623647015&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/8220109963623647015'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/8220109963623647015'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/07/cocuk-olmak-cplaklkla-esdegerdir-burada.html' title='Çocuk olmak çıplaklıkla eşdeğerdir burada...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-Uh-jr5rkdXE/Th_euSLd9NI/AAAAAAAAAYQ/E-vUL-Qu4bY/s72-c/1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-538204766938844213</id><published>2011-07-13T06:49:00.001-07:00</published><updated>2011-07-13T06:49:56.196-07:00</updated><title type='text'>Ankara'dan dostum gelmiş...</title><content type='html'>Hava sıcak, deli gibi hem de. Asfalta yumurta kırma hikayesi var ya, yalan değil. Kır, tuz ve karabiber dök, ye. O kadar. Yere basamıyorsunuz, ayakkabının tabanı yanıyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de böyle zamanlarda habere gidiyorsunuz, küfür ede ede. Bekliyorsunuz 15 dakika, eylem başlasın diye. O 15 dakika sıcakta oluyor 15 saat. Gölgede sıcaklık gölgesiz yerleri aratmıyor. Beklemek azap oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzaklardan birisi yaklaşıyor size doğru. Gülümseyerek. Hava sıcak, yüz tanıdık. Serap olması ihtimal, kafada şapka yok… Siluet yaklaştıkta sırıtması daha da büyüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sonra…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıcacık bir gülümseme beliriyor aynı anda iki kişide de. Sıcacık bir sarılma, sıcacık öpüşme. Sonra sitem, ‘Ne işin var burada?’ ya da ‘geldin de neden haber vermedin’ diye. Sitem yerini muhabbete bırakıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hava ısındıkça ısınıyor. Eylem başlıyor. Kola takılan makinenin vizörü göze yaklaştırılıyor. Karşıda eylemciler var. Arasında kocaman gülümseyişi ile Ankara’dan gelen dost… Sıcağa aldırmadan deklanşöre basıldıkça basılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Fotoğraf yok. Hayal gücünüzü kullanın canım:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-538204766938844213?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/538204766938844213/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=538204766938844213&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/538204766938844213'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/538204766938844213'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/07/ankaradan-dostum-gelmis.html' title='Ankara&apos;dan dostum gelmiş...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-649710932226059963</id><published>2011-07-11T23:58:00.000-07:00</published><updated>2011-07-12T03:27:36.417-07:00</updated><title type='text'>Ben de bazen...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-awMkHEhzJrg/Thvwug_Q31I/AAAAAAAAAYI/dfB9FoTEFHw/s1600/DSC_0008.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 238px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-awMkHEhzJrg/Thvwug_Q31I/AAAAAAAAAYI/dfB9FoTEFHw/s400/DSC_0008.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5628356841249496914" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın bazen kafası karışıktır.&lt;br /&gt;Yalnız kalmak ister…&lt;br /&gt;Kimi zaman ‘pembe’ yalanlar dökülür ağızlardan,&lt;br /&gt;‘Bugün dişim ağırıyor görüşmeyelim’ &lt;br /&gt;Kimi zaman kırıcı bir iki sözcük,&lt;br /&gt;‘Bugün seni görmek istemiyorum’&lt;br /&gt;Çünkü insan bazen yalnız kalmak ister.&lt;br /&gt;Aykırı bir ses istemez etrafında.&lt;br /&gt;Anlaşılmak ister,&lt;br /&gt;Anlayış ister,&lt;br /&gt;Zaman ister,&lt;br /&gt;İster ister ister…&lt;br /&gt;İnsan bazen gerçekten yalnız kalmak ister…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-649710932226059963?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/649710932226059963/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=649710932226059963&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/649710932226059963'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/649710932226059963'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/07/ben-de-bazen.html' title='Ben de bazen...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-awMkHEhzJrg/Thvwug_Q31I/AAAAAAAAAYI/dfB9FoTEFHw/s72-c/DSC_0008.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-4087975193240030097</id><published>2011-07-05T08:45:00.000-07:00</published><updated>2011-07-05T08:58:35.595-07:00</updated><title type='text'>Tatilin kısası uzunu olmaz dimi...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-K-p2R69Zjzk/ThMx3aI2vII/AAAAAAAAAWQ/1LPEZuTDfu8/s1600/%25281%2529.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-K-p2R69Zjzk/ThMx3aI2vII/AAAAAAAAAWQ/1LPEZuTDfu8/s400/%25281%2529.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625895187494911106" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında niyetim uzun bir tatil yapmaktı. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Ben de tatilin kısası uzunu olmaz diyerek yola çıktım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-E2-iHxkWI6k/ThMx_Tnh5II/AAAAAAAAAWY/frah3iKOSG4/s1600/%25282%2529.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-E2-iHxkWI6k/ThMx_Tnh5II/AAAAAAAAAWY/frah3iKOSG4/s400/%25282%2529.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625895323183473794" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-O2Pxj285b_Y/ThMyHffwVtI/AAAAAAAAAWg/xMQhylTRtTA/s1600/%25283%2529.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-O2Pxj285b_Y/ThMyHffwVtI/AAAAAAAAAWg/xMQhylTRtTA/s400/%25283%2529.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625895463811045074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nereye gideceğim konusunda uzun uzun araştırma yaptım desem yalan olur. O işi başkası halletti, ben sadece ‘evet burası’ diyerek yeri ayırttım. Tek isteğim sakin bir yer olmasıydı. Deniz, kum, güneş istemiyordum, hele hele kalabalık hiç. Dağ olsun, ağaç olsun yeterdi bana. Öyle de oldu. Kendimi Cuma günü, keyifli bir yolculuğun ardından telefonların bile çekmediği, organik tarım yapılan, kendi serası, tavuğu olan Pastoral Vadi’de buldum. Ama öncesi var bunun…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-ZEqLYpCZlpc/ThMySYnCkQI/AAAAAAAAAWo/jqKoJXhRD7o/s1600/%25284%2529.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-ZEqLYpCZlpc/ThMySYnCkQI/AAAAAAAAAWo/jqKoJXhRD7o/s400/%25284%2529.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625895650941112578" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cuma sabahı, güzel bir kahvaltının ardından yola çıktık. Aslına bakarsanız önceki gece biraz heyecanlı geçti. Yani uyumadım desem yeridir. İnternetten yaptığım araştırmaya göre gideceğim yer beklentilerimi karşılıyordu ama benim son dakika ‘heyecanlarımı’ işin içine katarsanız, biraz tereddüt etmiyor da değildim. Dağların sırtına kendisi vermiş meyve, mısır, gözleme, çay satan yerleri izleye izleye Fethiye’ye gittik. Hatta kalacağımız pansiyona varmadan önce Fethiye merkezinde kısa bir mola da verdik. Fethiye benim beklentilerimin çok altında bir yerdi desem yalan olmaz. Merkezde çok gezmediğim için de olabilir, bilmiyorum. Ama ben sade bir tatil kasabası bekliyordum, oysa turizmin acımasızca işgal ettiği bir yerle karşılaştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-874FWY8B2L8/ThMyd7UVWbI/AAAAAAAAAWw/le1ks9NB9Sc/s1600/%25285%2529.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-874FWY8B2L8/ThMyd7UVWbI/AAAAAAAAAWw/le1ks9NB9Sc/s400/%25285%2529.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625895849236453810" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-94APEFqMiA8/ThMyp4Tu-FI/AAAAAAAAAW4/AsqWqipS0dY/s1600/%25286%2529.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-94APEFqMiA8/ThMyp4Tu-FI/AAAAAAAAAW4/AsqWqipS0dY/s400/%25286%2529.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625896054587062354" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemek molasının ardından ve uzun bir yer arama macerasının sonrasında kendimizi Pastoral Vadi’de, bizim için ayrılan taş evin içinde bulduk. Dağın yamacına kurulu, şirin olduğu kadar doğa harikası bir yerde konakladık desem sanırım kaldığımız yeri özetlemiş olurum. Portakal ve limon ağaçlarıyla bezeli bir bahçe, olmazsa olmaz asma ağaçları, kendi sebzesini yetiştiren bir sera, minik civcivleri olan bir tavuk, ahşaptan yapılma bir restaurant, restauranta giden orman yolu, ağaçlar, böcekler, hamaklar, su sesi…  Dahası temiz hava. Uyuduğunuzun farkına vardığınız ve uydukça uyumak istediğiniz bir hava...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-FalYLbH7vzE/ThMy1dOow4I/AAAAAAAAAXA/KOlPuUxMDzY/s1600/%25287%2529.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-FalYLbH7vzE/ThMy1dOow4I/AAAAAAAAAXA/KOlPuUxMDzY/s400/%25287%2529.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625896253476356994" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-Fw_oSSgMHdM/ThMzJZC9icI/AAAAAAAAAXI/ZU0-nAueS4k/s1600/%252810%2529.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-Fw_oSSgMHdM/ThMzJZC9icI/AAAAAAAAAXI/ZU0-nAueS4k/s400/%252810%2529.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625896595951028674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-AsyGc1VkKYc/ThMzUClA_8I/AAAAAAAAAXQ/75VooTx4-wY/s1600/%252811%2529.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-AsyGc1VkKYc/ThMzUClA_8I/AAAAAAAAAXQ/75VooTx4-wY/s400/%252811%2529.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625896778898407362" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konakladığımız iki gece boyunca, Pastoral Vadi’nin yoga, havuz, dere, sera-tarla organizasyonlarına katılmadık. Hem hazırlıksızdık hem de daha çok kendimizi dinlemeye gitmiştik. Tamam biraz da tembellik ettik. Ama o doğanın ve huzurun tadını sonuna kadar çıkardık. Son derece konforlu olan taş evde konakladığımız ilk günün ertesinde kendimizi bir zamanlar Rum’ların oturduğu Kayaköy’de bulduk. Dağın yamacına kurulu olan evler, 1957 Fethiye depremi sonrası yıkılmış olsa da muhteşem bir görüntü sergiliyordu yamaçlarda. Bir zamanlar o evlerde birilerinin oturduğunu bilmek bile harikaydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-UAdiUbnIkWE/ThMzi-PCsuI/AAAAAAAAAXY/LBszZv0LZBc/s1600/%252813%2529.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 266px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-UAdiUbnIkWE/ThMzi-PCsuI/AAAAAAAAAXY/LBszZv0LZBc/s400/%252813%2529.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625897035430540002" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-0orPzta1EnU/ThMzshUw0KI/AAAAAAAAAXg/YMMM8OTPZ7o/s1600/%252817%2529.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-0orPzta1EnU/ThMzshUw0KI/AAAAAAAAAXg/YMMM8OTPZ7o/s400/%252817%2529.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625897199468597410" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonraki durağımız ise Gemili sahili oldu. Kesinlikle sessiz ve huzurlu bir ortamda denize girebileceğiniz bir sahil. Ya biz gittiğimizde kimse yoktu ya da hep öyleydi bilmiyorum ama muhteşem manzarası bile gitmeye değer yerlerden birisi derim. Benim gibi yüzme bilmeyenlerin sahilde oturup ıslanmasına olanak sağlayacak bir kıyı şeridine sahip, onu da belirtmek isterim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-PF8euTwahd8/ThMz1Ywlu-I/AAAAAAAAAXo/-PNUirEUcbk/s1600/%252812%2529.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-PF8euTwahd8/ThMz1Ywlu-I/AAAAAAAAAXo/-PNUirEUcbk/s400/%252812%2529.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625897351788215266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-IN_iq-Nb0fA/ThM0ACY31AI/AAAAAAAAAXw/sgfTyv6rquc/s1600/%252821%2529.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-IN_iq-Nb0fA/ThM0ACY31AI/AAAAAAAAAXw/sgfTyv6rquc/s400/%252821%2529.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625897534761718786" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaldığımız yerin yemekleri ise o bölgede köyde oturan bir abla tarafından yapılıyordu. Farklı lezzetleri tatma imkanı da bulabildiğimiz iki gün boyunca kahvaltıda katıksız süt içme şansına da sahip olduk. Akşam yemeği sonrası bahçeye kurulan mini sinemada ise tertemiz gökyüzünde ışıldayan yıldızların altında sinema izlemenin keyfine vardık….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-WJ0FU6SELK0/ThM0IFhcr9I/AAAAAAAAAX4/X20CFfR0KcU/s1600/%25289%2529.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-WJ0FU6SELK0/ThM0IFhcr9I/AAAAAAAAAX4/X20CFfR0KcU/s400/%25289%2529.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625897673041948626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlatacak aslında çok şey var. Orada bir dahaki sefere yaşanılabilecek çok anı da. İki güne sığdırabildiklerim ve hazırlıksız oluşum bana bunları yazdırdı. Tatilin bittiği gün kendimi oraya zincirlemek istedim.. Ama gitmek gerekliydi, işler beklerdi, Antalya beklerdi… Ve gittik… Yolda Saklıkent Kanyonu’na uğramayı da unutmadık tabi. Keyifli bir yolculuk, yolculuk arası gözleme molası ve bir saatlik ‘kaçamak uyku’ ertesi Antalya’ya geldik. Gelmekle iyi mi ettik bilmem ama bu tatil bana gerçekten iyi geldi. Çocukluğumun bahçesine dönmek istedim. Kendi toprağımda sebzelerim,i yetiştirmeyi hayal ettim….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-Ykcv9z0iId8/ThM0Uet0w2I/AAAAAAAAAYA/pNvxoSeuy-8/s1600/%252822%2529.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 268px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-Ykcv9z0iId8/ThM0Uet0w2I/AAAAAAAAAYA/pNvxoSeuy-8/s400/%252822%2529.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625897885963174754" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-4087975193240030097?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/4087975193240030097/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=4087975193240030097&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/4087975193240030097'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/4087975193240030097'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/07/tatilin-ksas-uzunu-olmaz-dimi.html' title='Tatilin kısası uzunu olmaz dimi...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-K-p2R69Zjzk/ThMx3aI2vII/AAAAAAAAAWQ/1LPEZuTDfu8/s72-c/%25281%2529.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-4534434833768909058</id><published>2011-06-29T02:18:00.000-07:00</published><updated>2011-06-29T02:29:41.111-07:00</updated><title type='text'>Geç kalınmış doğum günü partisi, sarhoş sözler ve uzun bir yürüyüş...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-24LOlnE-Qhg/TgruQiM0bpI/AAAAAAAAAVQ/Vd2gsTBULwU/s1600/1.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-24LOlnE-Qhg/TgruQiM0bpI/AAAAAAAAAVQ/Vd2gsTBULwU/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5623569052551376530" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz hafta Cumartesi günü, hem benim gecikmiş doğum günü partimi yapmak, hem ertesi gün doğum günü olan arkadaşımın erkek kardeşinin doğum gününü kutlamak için bir araya geldik. Malumunuz, ertesi gün Pazar olduğu için hepimiz rahattık. Muhabbet muhabbeti açtı ve birkaç kadeh rakıdan sonra ortaya ‘Gelidonya Feneri’ne gidelim fikri ortaya atıldı. Daha önce fenere çıkıp gelmiş olan arkadaşım HS, ‘Araba ile bir yere kadar gidiyoruz, sonra arabayı bırakıp 500 metre kadar yürüyoruz’ dedi. gecenin ilerleyen saatlerinde ‘Acaba ben bu yürüyüşten nasıl kaytarırım’ diye düşünürken, uykunun da bastırması ile ‘Siz yarın bensiz gidin’ diyiverdim. Tabi kabul görmedi. Nitekim ertesi gün saat 11:30’’da buluşmak sureti ile anlaştık….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-R-VCmEeLTz8/TgruiAmWmlI/AAAAAAAAAVY/PrqgN7MdlBI/s1600/2.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-R-VCmEeLTz8/TgruiAmWmlI/AAAAAAAAAVY/PrqgN7MdlBI/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5623569352769313362" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün uyanmak kolay olmadı tabi. Zor bela kalkıp, duşumu da aldıktan sonra beni bekleyen araca bindim. İlk şoku ‘arabada sigara içilmiyor’ sözleri ile yaşadım. Aracın sahibi CA, oldukça gaddardı bu konuda. Bir yerde dinlenir hem kahvaltı yaparız hem de sigara içeriz derken, kendimizi Kemer güzergahında yol kenarında süper bir yerde bulduk. Çaylarımızı yudumlayıp sigaralarımızı içtikten sonra tekrar yola koyulduk. Amaç Gelidonya Feneri’ne çıkmaktı tabi ama karnımız da acıkmaya başlamıştı. Benim gibi kahvaltı yapmayan birkaç arkadaşın karnını doyurmak için yol kenarında bulunan gözlemecilerden birisine attık kendimizi. Ben ısrarla orada kalıp kitap okumayı önerdim ama ‘buradan daha güzel yerleri görmeyeceğinin garantisini veremeyiz’ sözleri ile arabadaki yerimi almışken buldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-II8ydDGqWoY/TgruzK2EPjI/AAAAAAAAAVg/2nDhY9C_ZBk/s1600/3.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-II8ydDGqWoY/TgruzK2EPjI/AAAAAAAAAVg/2nDhY9C_ZBk/s400/3.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5623569647577349682" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolculuk güzeldi, araba taşlarla dolu yolda ilerlerken sarsılsak da güzeldi. Bir ara su ve sigara ihtiyacını karşılamak için bir çeşme başında durduk ama kurbağalar ve böceklerden ben pek tad alamadım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-Vz4quLjrdME/TgrvBTYXqQI/AAAAAAAAAVo/Wd2uMCHljw0/s1600/4.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-Vz4quLjrdME/TgrvBTYXqQI/AAAAAAAAAVo/Wd2uMCHljw0/s400/4.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5623569890386880770" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önceki akşam, ‘Arabayı belirli bir noktada bırakacağız, sonrasını yürüyeceğiz’ denilen yere geldiğimizde ise ben nelerin bizi beklediğini inanın bilmiyordum. Çantalarımıza sularımızı attıktan sonra yola koyulduk. Her 5 dakikada bir ‘ne kadar kaldı?’ sorusuna Ankaralı arkadaşım HS tarafından verilen ‘Az kaldı’ yanıtı, benim Ankaralıların yön ve zaman duygularına olan inancımı da azalttı. Yok yok azaltmak ne kelime bitirdi. Dar ve zaman zaman yokuş olan yol inanın bitmek bilmedi. Yol uzadıkça ben terledim, ben terledikçe küfürler savurdum. Bir dinlenme noktasında yine oyunbozancılık yaparak ‘siz gidin beni burada bırakın’ bile dedim. Benim sözlerime kulak asılmayınca ben de kurda kuşa yem olmamak için onlarla birlikte yola devam ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-rjDh46NsZhs/TgrvNn3J-FI/AAAAAAAAAVw/DH-bmkfl4IY/s1600/5.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-rjDh46NsZhs/TgrvNn3J-FI/AAAAAAAAAVw/DH-bmkfl4IY/s400/5.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5623570102043146322" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahmin ettiğiniz gibi önceki gece sarhoş ya da çakırkeyif HS tarafından dile getirilen ‘500 metrelik yürüyüş’, 500 metre ile sınırlı kalmadı. Yorulduk, tıkandık, susadık, terden sırılsıklam olduk ama değdi. Tüm somurtkanlığım feneri görünce birden kayboldu gitti. Tamam tamam birden gitmedi, azıcık dinlendikten sonra bitti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-vbObhYQrX2s/Tgrv07mSUHI/AAAAAAAAAV4/VprsNrEQJWU/s1600/7.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 266px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-vbObhYQrX2s/Tgrv07mSUHI/AAAAAAAAAV4/VprsNrEQJWU/s400/7.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5623570777355997298" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz dinlendikten sonra fenerin etrafını gezme şansım oldu. Bir dağın yamacına oturtulmuş güzel bir fener Gelidonya feneri. Likya Yolu’nun üstünde ama terk edilmiş bir fener. Bu durum onun geçmişine ihanet etmek gibi bir şey. Yıllarca denizcilere yol gösteren fenerin birdenbire insansız ve nefessiz kalması acımasızlık gibi geldi bana. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-agxFgHTv6zA/TgrwDmdB_lI/AAAAAAAAAWA/JxC6lXkOQHE/s1600/8.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 272px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-agxFgHTv6zA/TgrwDmdB_lI/AAAAAAAAAWA/JxC6lXkOQHE/s400/8.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5623571029378072146" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerden inmek, çıkmak kadar zor olmadı. Çıkarken sarf ettiğim küfürlerin aksine, inerken ‘Ben buraya bir daha çıkarım’ dedim. Yok yok yalan değil, nereye varacağını bilemeyen bir insanın sabırsızlığı ve öfkesi vardı bende. Yukarıya çıkınca eksikliklerimi tamamladım. Yani artık her an fenere nefes olabilirim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-mvAXTW4-Gs8/TgrwUd8nGbI/AAAAAAAAAWI/mv9VRsNaTgA/s1600/10.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-mvAXTW4-Gs8/TgrwUd8nGbI/AAAAAAAAAWI/mv9VRsNaTgA/s400/10.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5623571319152384434" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-4534434833768909058?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/4534434833768909058/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=4534434833768909058&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/4534434833768909058'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/4534434833768909058'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/06/gec-kalnms-dogum-gunu-partisi-sarhos.html' title='Geç kalınmış doğum günü partisi, sarhoş sözler ve uzun bir yürüyüş...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-24LOlnE-Qhg/TgruQiM0bpI/AAAAAAAAAVQ/Vd2gsTBULwU/s72-c/1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-7842923804254715985</id><published>2011-06-28T02:30:00.000-07:00</published><updated>2011-06-28T02:32:42.069-07:00</updated><title type='text'>Haydi Philips kalk, habere gidiyoruz...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-dWq0UQ7-Hhs/TgmfVMoEnEI/AAAAAAAAAU4/Pa-Dzdvrp6A/s1600/a.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 341px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-dWq0UQ7-Hhs/TgmfVMoEnEI/AAAAAAAAAU4/Pa-Dzdvrp6A/s400/a.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5623200796264143938" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gazeteciye verilebilecek en güzel hediye nedir diye sorsalar, kesinlikle fotoğraf makinesi, cep telefonu, ses kayıt cihazı, fotoğraf makinesi çantası, kalem, defter, IPAD, notebook, güneş gözlüğü, spor ayakkabısı… derim. (Evet listeyi hediye almak isteyenler için geniş tuttum) Şaka bir tarafa ben bundan birkaç ay öncesine kadar bir fotoğraf makinesi çantasına sahip oldum. İki yıl önce aldığım çantamın ‘harap’ halini gören ve bozuk fermuarına sürekli el atarak ‘Gamze şurayı yaptır artık’ diye beni ‘düzenli bir gazeteci olmam konusunda uyaran’ arkadaşım, bir gün elinde kocaman bir çanta ile çıkıp geldi. Nasıl anlatılır bilmem ama bayramlık giysilerine kavuşmuş bir çocuk gibi sevinçliydim o gün. Hemen eski çantamın içindekileri boşaltıp, ona iğrenerek baktıktan sonra yeni çantama aşkla bağlandım. Eskiye mazi derler ne yapalım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-yqgJrz3-vd8/TgmfgkvdkrI/AAAAAAAAAVA/aqKYr7R518Q/s1600/b.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 310px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-yqgJrz3-vd8/TgmfgkvdkrI/AAAAAAAAAVA/aqKYr7R518Q/s400/b.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5623200991716151986" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün de, gece 12 buçuğa kadar süren bir haber koşturmacasının ardından çantama konan ses kayıt cihazını gördüğümde aynı hislere kapıldım. 2005 yılında, henüz daha öğrenci iken aldığım ses kayıt cihazımın ‘USB’ özellikli olmamasının ceremesini çekerken, bir kere yanlışlıkla bir röportajın ses kaydını silmiştim, birden, hiç aklımda bile yokken çantama konulan USB’li süper ötesi bir ses kayıt cihazına kavuştum. Ben mutlu olduğum anların resmini çizemem, yok paylaşmak istemediğimden değil de, anlatmasını beceremem. Dün de anlatamadığım şeyler yaşadım. Eski kayıt cihazım Sony marka olduğu için yenisini ((Philips) çözmeme biraz zaman alacak ama olsun. Ona da alışırım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-r5YnPp9YEUE/TgmfoUxwIWI/AAAAAAAAAVI/bINBfIGUlwI/s1600/c.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-r5YnPp9YEUE/TgmfoUxwIWI/AAAAAAAAAVI/bINBfIGUlwI/s400/c.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5623201124869742946" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-7842923804254715985?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/7842923804254715985/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=7842923804254715985&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/7842923804254715985'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/7842923804254715985'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/06/haydi-philips-kalk-habere-gidiyoruz.html' title='Haydi Philips kalk, habere gidiyoruz...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-dWq0UQ7-Hhs/TgmfVMoEnEI/AAAAAAAAAU4/Pa-Dzdvrp6A/s72-c/a.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-1924287474591139295</id><published>2011-06-27T05:18:00.000-07:00</published><updated>2011-06-27T05:28:36.465-07:00</updated><title type='text'>Onu 'Pire Memed' diye bilirlermiş, ben başka bildim..</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-m6MRlYt2Lhs/Tgh1fNqLaLI/AAAAAAAAAUY/yO5ldc7zePE/s1600/2.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-m6MRlYt2Lhs/Tgh1fNqLaLI/AAAAAAAAAUY/yO5ldc7zePE/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5622873313875028146" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizde nasıldır bilmem ama ben genellikle alışverişlerimi sevdiğim yerlerden yaparım. Hele hele söz konusu gümüş takılarsa kesinlikle bildiğim yerden alışverişi yaparım, bu konuda taviz vermem. Tamam internetten bir iki kötü deneyim yaşadım ama onları şimdilik var saymayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendim, geçen hafta işlerimi bitirdikten sonra araba çağırmayıp yürüyerek ofise döneyim istedim. Ofise gitmeden önce de uzun süredir uğrayamadığım Kadir ağabeyin yerine gideyim dedim. İyi de etmişim hani. Orada muhabbeti hoş, bol kahkahalı bir sohbete tanıklık ettim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-kZNVPgtH41I/Tgh1qIA-q_I/AAAAAAAAAUg/yOR66cTVTAI/s1600/4.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 273px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-kZNVPgtH41I/Tgh1qIA-q_I/AAAAAAAAAUg/yOR66cTVTAI/s400/4.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5622873501338610674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadir ağabeyi ben birkaç senedir tanıyorum. Orta okul arkadaşıma hediye almak için girmiştim dükkanına yıllar önce. Dükkan kapandıktan sonra da tesadüfen yeni dükkanını bulmuştum. İyi ki bulmuşum. Karadenizli, özü sözü bir, hatta dükkanının ismi gibi delikanlı bir adam. Durun durun dükkanın adı delikanlı değil,&lt;a href="http://www.lagotgumus.com"&gt;Lagot&lt;/a&gt;. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte, iş arası onun yanındaydım. Havalar sıcak ama çaya düşkünlüğüm ayrıdır. Bir bardak çay içerim, muhabbet ederim diye gittim, Mehmet amca ile tanıştım. Mehmet amca bildiğin, Mehmet amcalardan değil ama. 78 yaşında bir delikanlı. Onu Tokat Turhal’da ‘Pire Memed’, ‘Avci Memed’, ‘Kuşçu Memed’, ‘Cılız Memed’ diye tanırlarmış. Ben de ‘Oyuncu Memed’ diye bildim onu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-II3BOTLTEBk/Tgh12yZZOiI/AAAAAAAAAUo/1atHjtsn_5s/s1600/7.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 317px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-II3BOTLTEBk/Tgh12yZZOiI/AAAAAAAAAUo/1atHjtsn_5s/s400/7.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5622873718873733666" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dükkana girdiğimde bir şeyler anlatıyordu. Kadir abi devam etmesi için işaret etti Mehmet amcaya, başını kaçırdığım için de hikayeye ben gelmeden önce anlattığı yerlerin üzerinden bir daha geçerek başladı. Hem dinledim hem güldüm, hem de o yaşına rağmen beden dilini bu kadar iyi kullanmasına şaşırıp kaldım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan birkaç yıl önce bir arkadaşı ile hacca gitmeye niyetlenmiş Mehmet amca. Arkadaşı bu konuda tecrübeli olduğu için yer konusunu ayarlaması için ona bırakmış. Arkadaşı yer yok yanıtını alınca iş Mehmet amcaya düşmüş. Gitmiş, sormuş, yanıt aynı ‘yer yok’. Eh serde oyunculuk da var ya, ben bir oyun edeyim müftülük çalışanlarına demiş. Bir gün sonra ‘Sarhoş Memed’ olarak girmiş müftülüğün içine. Şarap parası, rakı parası derken bizim ‘Sarhoş Memed’ amca bir bardak çaya tav olmuş. Biri gelmiş biri gitmiş çayların, muhabbet tabi sarhoş ağzı ile devam etmiş. En son birisi ‘Hacı amca sen ne istiyorsun?’ diye sorunca bizim Mehmet amca hemen kendi kimliğine bürünüvermiş. İyi de etmiş hani, oyunla başlayan hikaye mutlu sonla bitmiş. Müftülük çalışanları birkaç yer araştırdıktan sonra ona yer bulmuş. Mehmet amca da hacca gidip gelmiş tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-sHTHC7jz9Pk/Tgh2BV4Z4lI/AAAAAAAAAUw/4Ro5quJtDBc/s1600/9.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-sHTHC7jz9Pk/Tgh2BV4Z4lI/AAAAAAAAAUw/4Ro5quJtDBc/s400/9.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5622873900197732946" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Delikanlı dedim ya, gerçekten öyleydi Mehmet amca. O anı yaşayarak anlattı. Kah sarhoş oldu, kah kalktı ayakta canlandırdı. Oyunculuk işine işlemiş derler ya, işte onun da öyleydi. Gönüllü olarak yaptığı oyunculuğu, Şeker Fabrikası’ndan emekli olduktan sonra bırakmış ama görünürde. Dükkandan çıkmadan önce ‘yeri gelir dilenci olurum, el açarım’ demişti. Şimdi bekliyorum, bir kere daha farklı bir konseptle karşıma çıkmasını. Kim bilir dalgın bir günümde ‘el açar’ bana şakayla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-1924287474591139295?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/1924287474591139295/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=1924287474591139295&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/1924287474591139295'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/1924287474591139295'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/06/onu-pire-memed-diye-bilirlermis-ben.html' title='Onu &apos;Pire Memed&apos; diye bilirlermiş, ben başka bildim..'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-m6MRlYt2Lhs/Tgh1fNqLaLI/AAAAAAAAAUY/yO5ldc7zePE/s72-c/2.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-5082993946559327894</id><published>2011-06-23T06:01:00.000-07:00</published><updated>2011-06-23T06:02:07.176-07:00</updated><title type='text'>Tesadüfi karşılaşma...</title><content type='html'>Bugün bir haber için sabahtan dışarıya çıktım. Niyetim söz konusu haberle ilgili birkaç fotoğraf çekip ofise dönmek ve sıcağın etkisini en aza indirmek için ofisten telefon açarak gerekli bilgileri almaktı. Ama ayaklarım beni düşüncemin tam aksi istikametine doğru yönlendirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fotoğrafları çektikten sonra soluğu söz konusu haberle ilgili detay öğrenmek için kaymakamlıkta aldım. Kaymakam bey yerinde olmadığı için ilçe emniyet müdürünün odasına doğru yollandım. Eskiden trafik şubede müdürü olan kişiyi karşımda görünce önce biraz şaşırdım. Oraya atanalı 8 ay gibi bir zaman geçtiğini öğrendikten sonra da birimlerdeki değişimlere ne kadar uzak kaldığımı fark ettim. Neyse ne efendim, biz asıl meseleye dönelim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telefonla halledeceğim dediğim bilgileri birebir yüz yüze görüşerek tamamladıktan sonra, haberin bir ayağını daha oluşturmak için söz konusu olayla ilgili derneğin başkanının telefonunu da edindim. Kaymakamlık binasından çıkarken, dernek başkanının telefonunu tuşladım. ‘Merhaba ben bıdı bıdı gazetesinden Gamze’ diye kendimi tanıttıktan sonra, dernek başkanına yerinde olup olmadığını sordum. Dernek başkanı dışarıda olduğunu söylediği sırada ben kaymakamlık binasının köşesini dönüyordum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dernek başkanına telefonda ‘sizinle görüşmek istiyorum’ diyordum ki karşıma çıkan adam bana  ‘görüşebilirsiniz tabi’ dedi. Yok yok başka birisi değildi karşıma çıkan, daha önce yüzünü dahi görmediğim dernek başkanının ta kendisi idi. Şaşırdım mı? Şaşırdım. Tesadüfleri seviyor muyum? Evet. Ben bu dernek başkanını sevdim mi? Sevdim. Bu olay da benim ‘acayip günler’ listeme eklendi mi? Eklendi. Mutlu muyum, evet. Eh hadi bakalım…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-5082993946559327894?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/5082993946559327894/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=5082993946559327894&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/5082993946559327894'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/5082993946559327894'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/06/tesadufi-karslasma.html' title='Tesadüfi karşılaşma...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-1231753881108118046</id><published>2011-06-17T23:37:00.000-07:00</published><updated>2011-06-17T23:40:21.927-07:00</updated><title type='text'>Ben ve ceplerim...</title><content type='html'>Size oğlan çocukları gibi olduğumu söylemiştim değil mi. Hatta babamın beni ‘erkek Fatma’nın bir başka versiyonu olan ‘Hatçe’ ismi ile çağırdığını… Söylemediysem de öğrendiniz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden bunları anlatıyorum, birazdan söyleyeceklerime altlık oluştursun diye. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendim, uzun zamandır paralarımı, biraz kadınsı olayım diye aldığım kocaman siyah cüzdana koymak yerine cebime tıkıştırıyorum. Bunu o kadar severek yapıyorum ki, kendi kendimi ‘ya ne kadar kolay oluyor, çanta sırtındayken onu açıp cüzdanı çıkarmak ve paraya ulaşmak zorunda kalmıyorsun’ diye de avutuyorum. Eh iyi halt ediyorum. Neden mi? Çünkü cebime koyduğum 100 TL’mi kaybettim. Nasıl olur nerde düşürürüm diye dün, gün boyu debelendim, bulamadım. Oturdum aptallığımla hesaplaştım. Aptallığım bana ‘100 TL’ni yedim’ dedi, ‘Zehir zıkkım olsun’ dedim, çektim gittim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ben bu yaşadığım olaydan bir sonuç çıkardım. Artık cüzdan kullanacağım…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-1231753881108118046?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/1231753881108118046/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=1231753881108118046&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/1231753881108118046'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/1231753881108118046'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/06/ben-ve-ceplerim.html' title='Ben ve ceplerim...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-8801072818262719313</id><published>2011-06-12T02:27:00.000-07:00</published><updated>2011-06-12T04:10:03.570-07:00</updated><title type='text'>Güzel günler görecegiz çocuklar...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-TtcnK4iOgrs/TfSGt9TnJ7I/AAAAAAAAAUQ/N69SGvQOie4/s1600/DSC_0026.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-TtcnK4iOgrs/TfSGt9TnJ7I/AAAAAAAAAUQ/N69SGvQOie4/s400/DSC_0026.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5617262759346907058" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan birkaç ay öncesine kadar ‘bu süre bitmez’ diye ağlanıyorken işte geldik seçim gününe. Her yazımda söylerim ya aceleciyimdir diye, işte alın size kanıtı. Ünivesite son sınıftaykenden de ‘aman okul bitsin hemen işe girip çalışayım’ diye ağlanıp durmuştum. Sonuç mu, uzun süren işsiz geceler... neyse efendim ben konuyu daha fazla dağıtmadan seçimlere giriş yapayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malumunun buraya uzun zamandır yazmıyordum. Geçenlerde aşka gelip bir merhaba yazısı ile giriş yapmış, akabinde de yine aşka gelip bir iki şey karalamıştım. Şimdi beni bilgisayarın başına oturtan ve kimilerine göre geç kalınmış olan yazıyı yazmamın sebebi ise tamamen can sıkıntısı. Size uzun uzadıya siyaset terminolojisini de içeren bir analiz yazısı yazacak değilim. Şu hengamenin(!) bitiyor olmasından dolayı yaşadığım sevinci, can sıkıntımı giderecek bir araç ile paylaşmak istedim sadece...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizin oralarda nasıldı bilmem ama bizim buralarda pek bir sıkıcıydı seçim süreci. Adaylar açıklanırken bayağı bir heyecanlanmış, altyapısını bile oturtamamış siyasi partilerin genel merkezlerinin sitelerine giriş yaparken bile kalbim küt küt atmştı kabul, ama genel itibarı ile seçim süreci benim için orada başladı ve bitti. Arada dost masalarında seçim tahminleri yapıp, iddialara da girmedik değil. Ama dedim ya bununla sınırlı kaldı. Benim yerel seçimlerde yaşadığım o heyecanı bu genel seçimlerde yakalayamadım. Hatırlıyorum da gecenin bir yarısı bir belediye adayının seçim ofisinden diğerine gitmiş, ofislerde yaşanan heyecanlı bekleyişe tanıklık etmiştim. Bugün de  aynı heyecanı yaşayacağım kuşkusuz ama burada yaşanan ‘rehavet’ kimilerine göre ‘seçim sonucunun belli olmasından’ kimilerine göre de ‘vatandaşın artık bıkmasından’ ileri geliyordu. (Farklı bir görüşü olan varsa buyursun)Bana göre ise tam bir belirsizlik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçim meydanlarında yaşanan karmaşa, kavgalar, saldırılar, göz altılar, işkenceler, küfürler, yolsuzluklar, samimiyetsizlikler, yağcıların kavgası... yordu değil mi sizi? Beni de, hem de ziyadesi ile. İşte o yüzden bu hengamenin bitiyor olması beni sevindiriyor....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün nasıl bir sonuçla karşılaşacağımızı bilmiyorum. Sonuçlar beni tatmin edecek mi onu da bilmiyorum. Bildiğim tek şey, yaşadığım ülkede her şeyin bir 30 yıl sonra ‘gerçekliğine’ kavuşuyor olması. Bir 30 yıl bekleyecek, yalanlarla avunacak gücüm var mı, kuşkusuz hayır. Ama kandırılmak istemiyorum. Tüm dileğim, demokratik bir seçim sürecini kimsenin canı yanmadan gerçekleşmesi yönünde. Umarım yaşadığım ülke daha güzel günler görür...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-8801072818262719313?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/8801072818262719313/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=8801072818262719313&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/8801072818262719313'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/8801072818262719313'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/06/guzel-gunler-gorecegiz-cocuklar.html' title='Güzel günler görecegiz çocuklar...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-TtcnK4iOgrs/TfSGt9TnJ7I/AAAAAAAAAUQ/N69SGvQOie4/s72-c/DSC_0026.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-8907290352238146014</id><published>2011-06-10T02:00:00.000-07:00</published><updated>2011-06-10T02:02:45.339-07:00</updated><title type='text'>Ah ben ah ben...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-bLS-TjuiuTU/TfHdfrxh88I/AAAAAAAAAUI/WJg-xFvOghc/s1600/111.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-bLS-TjuiuTU/TfHdfrxh88I/AAAAAAAAAUI/WJg-xFvOghc/s400/111.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5616513746703872962" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden kendimle uğraştığımı merak diyorum. Hem de tüm uğraşlarımın sebebi eylemlerim iken. Galiba boşta kalmayı sevmiyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-8907290352238146014?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/8907290352238146014/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=8907290352238146014&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/8907290352238146014'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/8907290352238146014'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/06/ah-ben-ah-ben.html' title='Ah ben ah ben...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-bLS-TjuiuTU/TfHdfrxh88I/AAAAAAAAAUI/WJg-xFvOghc/s72-c/111.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-9200095533019043514</id><published>2011-06-07T10:57:00.000-07:00</published><updated>2011-06-07T11:01:55.277-07:00</updated><title type='text'>Dilimi eşşek arıları sokar mı?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-wH9YEL-pd14/Te5ndku8GTI/AAAAAAAAAUA/FErsgwhdCdg/s1600/e%25C5%259Fek-ar%25C4%25B1s%25C4%25B1_10927.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 290px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-wH9YEL-pd14/Te5ndku8GTI/AAAAAAAAAUA/FErsgwhdCdg/s400/e%25C5%259Fek-ar%25C4%25B1s%25C4%25B1_10927.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5615539543152007474" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben kendimi bildim bileli öfkeli bir hatunumdur. Herhangi bir olayda çok çabuk parlayıp, hatta parlamakla kalmayıp alev alev yanarım. Böyle zamanlarda doğru düzgün cümleler kurmayı, hakkımı savunmayı da beceremem. Ha zaman zaman bana bir güç gelir, arka arkaya sıralarım cümleleri ama bunlar çok nadirdir. Bir de çok küfür ederim, yanımda yöremde birisi var, aman ayıp olur demeden hem de… Kızgınlığımı yatıştıran en büyük enstürmnadır küfürlerim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün mesela, dolmuş durağına doğru yürürken telefonum çaldı. Arkadaşımla bir konuyu konuşurken duraktan yavaş yavaş ayrılan dolmuşa da el edip durmasını istedim. Dolmuş durmayınca biraz hızlandım, o da benimle birlikte hızlanınca ‘Amannn  S. git be’ dedim. Demez olaydım, yerin dibine girdim. O sırada durakta bekleyen iki gencin sırıtan bakışları ile  göz göze gelmem, telefondaki arkadaşımın küfürümü duymasını algılamam ve akabinde deli bir gülme krizine girmem bir oldu.  O ara dolmuş durup beni bekleyince de durakta bekleyen ‘küfürdaşlarım’ ‘Ben olsam binmem’ diyerek espiri yapmayı da unutmadı. Telefondaki arkadaşıma yaşadığım olayı kahkaha arasında anlattıktan sonra, duraktaki arkadaşlardan özür dilemeyi ihmal etmedim. O ara içlerinden birisinin fotoğraf makinesi çantamı görüp ‘Fotoğrafçı mısın?’ diye sorması akabinde ‘Hayır muhabirim’ yanıtını vermem doğru mu oldu yanlış mı bilmem. Sanırım yaptığım en büyük hata çalıştığım kurumun adını vermem oldu. “A” gazetesinin küfürbaz kadın muhabiri olarak çocukların belleklerinde yer ettim. Tebrikleri alabilirim…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-9200095533019043514?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/9200095533019043514/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=9200095533019043514&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/9200095533019043514'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/9200095533019043514'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/06/dilimi-essek-arlar-sokar-m.html' title='Dilimi eşşek arıları sokar mı?'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-wH9YEL-pd14/Te5ndku8GTI/AAAAAAAAAUA/FErsgwhdCdg/s72-c/e%25C5%259Fek-ar%25C4%25B1s%25C4%25B1_10927.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-7740459960533293138</id><published>2011-06-04T02:35:00.000-07:00</published><updated>2011-06-04T02:39:39.423-07:00</updated><title type='text'>Ben artık büyüyorum...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-KtogYxTUQ58/Ten9Eq9rmxI/AAAAAAAAAT4/JGzEuNS5sFk/s1600/2.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-KtogYxTUQ58/Ten9Eq9rmxI/AAAAAAAAAT4/JGzEuNS5sFk/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5614296667188337426" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aceleciyim. Hep birden olsun da bitsin istiyorum. Uzun zamandır burayı boşladığımın farkındayım. Ne zaman elimi klavyenin tuşlarına dokunduracak olsam, o kadar çok kelime ardı arkasına çıkıyor ki parmaklarımdan, bir süre sonra ne anlattığımı unutuyorum. Mesela az önce de öyle oldu. Yazdım yazdım, yazımın başıyla sonunu tutturamadım… Acele ettiğimin ayırdına varıp tane tane anlatmaya karar verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok şey oluyor son günlerde, zaman gerçekten hızla akıp geçiyor. 28 yaşıma gireceğim şu günlerde yeni yeni şeyler keşfediyorum. Hayatımda hiç olmaz dediklerim oluyor sanki. Ben de şaşırıyorum… Garip bir değişimin içindeyim. Belki de hazır olmadığımdan bu değişime, belki de beklenmedik bir zamanda yaşadığım için garipsiyorum. Büyüdüğümü fark ediyorum, kendimi değerli hissediyorum. Ama tüm bunlara ve yorgunluğuma rağmen kendimi hala küçük bir çocuk gibi de hissediyorum. Gencim, ruhum hala beni bırakmış değil. Galiba ben onunla da mutluyum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımda yeni bir insan girdi. Kalbimi ona açık tutup tutmamak arasında gidip geliyorum. Aldığım kararlar yok, her şey zaten birdenbire oldu. Bunun matematiğini yapacak değilim, sadece süreci belirtmek için söyledim. Her başlangıç gibi her bitiş de birdenbire oluyor bende. Sancılarını sonradan çekiyorum. Kısa yoldan, tam benlik. Acele eden bir ruha göre… Ama garip bir şekilde beni içine çekiyor. Zaman zaman kokusunu burnumda hissediyorum. Uzun zamandır yaşamadığım bir duyguyu tadıyor olmanın şaşkınlığını yaşıyorum. Umutsuz değilim aslında. Onunla birlikte daha bir güçlüyüm…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşle ilgili çok verimsizim. Seçimler bir rehavet havası yarattı üzerimde. Aslına bakarsanız güzel bir tatile gitmeye ihtiyacım var. Neresi olacağı konusunda da kararsızım. Bloglara girip tatil yapan insanların sayfalarını ziyaret ediyor ve iletişime geçiyorum şu günlerde. Cunda ve Asos’a bayılmış durumdayım. Butik tarzı, küçük, ekonomik ve cıvıl cıvıl sakin bir yer arayışındayım. (Aklınızda bulunsun) Bir de sanki tatilden sonra daha farklı bir ben olacak gibiyim. Tüm inkarlarıma rağmen ben galiba büyüyorum ve bunun heyecanını yaşıyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Bu fotoğrafı Kaleiçi'nde bir evden çektim. Dağınık ama bir o kadar da estetik ve huzur doluydu ev. Sanırım benim durumumu en iyi anlatan kare bu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-7740459960533293138?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/7740459960533293138/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=7740459960533293138&amp;isPopup=true' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/7740459960533293138'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/7740459960533293138'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/06/ben-artk-buyuyorum.html' title='Ben artık büyüyorum...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-KtogYxTUQ58/Ten9Eq9rmxI/AAAAAAAAAT4/JGzEuNS5sFk/s72-c/2.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-1437502089104814274</id><published>2011-05-28T14:30:00.000-07:00</published><updated>2011-05-28T14:31:08.506-07:00</updated><title type='text'>Yine ben...</title><content type='html'>Hoşbuldum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-jnl0kiTVw3s/TeFpfxwZsMI/AAAAAAAAATs/i36zkTg0POA/s1600/DSC_0007.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 290px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-jnl0kiTVw3s/TeFpfxwZsMI/AAAAAAAAATs/i36zkTg0POA/s400/DSC_0007.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5611882605333557442" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-1437502089104814274?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/1437502089104814274/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=1437502089104814274&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/1437502089104814274'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/1437502089104814274'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/05/yine-ben.html' title='Yine ben...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-jnl0kiTVw3s/TeFpfxwZsMI/AAAAAAAAATs/i36zkTg0POA/s72-c/DSC_0007.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-1704342914905423060</id><published>2011-04-27T02:45:00.001-07:00</published><updated>2011-04-27T02:45:49.133-07:00</updated><title type='text'>Hadi bakalım kolay gelsin...</title><content type='html'>Hayallerimi dillendiremediğim zamanlardan geçtim ben. Cesaretsizliğimden değil de, yaşamın yükü ağır geldiğinden. ‘Hayallerimi unuttum’ diye ağladığım zamanlar da oldu. Kendimi avutamadığım, içinden çıkılmaz bir hale soktuğum zamanlar. Şimdi onları geride bıraktım. ‘Yeni başlangıçlara gebeyim’ diyordu, Bursa’da bıraktığım can dostum. Sanırım ben de artık yeni bir başlangıca gebeyim. Hayaller kuruyorum, gerçekleştirmek için planlar yapıyorum. Harekete geçtim sayılır. Galiba bu sefer başaracağım…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-1704342914905423060?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/1704342914905423060/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=1704342914905423060&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/1704342914905423060'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/1704342914905423060'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/04/hadi-bakalm-kolay-gelsin.html' title='Hadi bakalım kolay gelsin...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-3561540863431672693</id><published>2011-04-16T11:11:00.000-07:00</published><updated>2011-04-16T11:28:36.987-07:00</updated><title type='text'>Gezengen taşlar...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-Qx2GCu68Sp0/Tane8TZNlGI/AAAAAAAAATk/Hw2qiyiIl0E/s1600/1.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 163px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-Qx2GCu68Sp0/Tane8TZNlGI/AAAAAAAAATk/Hw2qiyiIl0E/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5596249139564090466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen özlüyorum şehirleri.&lt;br /&gt;Gezengen arkadaşlarım oluyor, &lt;br /&gt;Ankara, Konya, İstanbul, Bursa'da...&lt;br /&gt;Onlara 'taş' sipariş ediyorum.&lt;br /&gt;Sonra da tam karşıma koyuyorum onları.&lt;br /&gt;Hem özlem gidermek hem de 'gidebilmek' için...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-3561540863431672693?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/3561540863431672693/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=3561540863431672693&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/3561540863431672693'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/3561540863431672693'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/04/gezegen-taslar.html' title='Gezengen taşlar...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-Qx2GCu68Sp0/Tane8TZNlGI/AAAAAAAAATk/Hw2qiyiIl0E/s72-c/1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-5811933601385123775</id><published>2011-04-04T07:54:00.000-07:00</published><updated>2011-04-04T08:19:03.583-07:00</updated><title type='text'>Yal(ın)nızlık üzerine...</title><content type='html'>Bir gün onlar gibi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-gbaF66bNmaA/TZncRmK8aEI/AAAAAAAAAS8/zSo_BLUZbLo/s1600/1.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-gbaF66bNmaA/TZncRmK8aEI/AAAAAAAAAS8/zSo_BLUZbLo/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5591742607219517506" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız kalacağız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-8N_7XZwq8MM/TZnhUF_wTFI/AAAAAAAAATM/68uwU4hPge4/s1600/2.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-8N_7XZwq8MM/TZnhUF_wTFI/AAAAAAAAATM/68uwU4hPge4/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5591748147680398418" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-5811933601385123775?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/5811933601385123775/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=5811933601385123775&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/5811933601385123775'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/5811933601385123775'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/04/yalnnzlk-uzerine.html' title='Yal(ın)nızlık üzerine...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-gbaF66bNmaA/TZncRmK8aEI/AAAAAAAAAS8/zSo_BLUZbLo/s72-c/1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-501732860265711590</id><published>2011-03-16T06:12:00.000-07:00</published><updated>2011-03-16T06:20:11.336-07:00</updated><title type='text'>Çocukları çok seviyorum...</title><content type='html'>Haylazlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-yEeAFX9Kw5U/TYC3xT3XZcI/AAAAAAAAASM/hfnEczHG5ek/s1600/1.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-yEeAFX9Kw5U/TYC3xT3XZcI/AAAAAAAAASM/hfnEczHG5ek/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5584665595713381826" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şirinler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-eg_BOdj6ffc/TYC37WcfHKI/AAAAAAAAASU/ZTpAwq7P5P0/s1600/2.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-eg_BOdj6ffc/TYC37WcfHKI/AAAAAAAAASU/ZTpAwq7P5P0/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5584665768204639394" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masumlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-VM0m_ztXbb4/TYC4H_62p0I/AAAAAAAAASc/vdzJ1YwbiJ4/s1600/3.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-VM0m_ztXbb4/TYC4H_62p0I/AAAAAAAAASc/vdzJ1YwbiJ4/s400/3.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5584665985496295234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzeller...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-8txPGxgxgcM/TYC4SBFfZEI/AAAAAAAAASk/DUJTVsiQ8jE/s1600/4.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-8txPGxgxgcM/TYC4SBFfZEI/AAAAAAAAASk/DUJTVsiQ8jE/s400/4.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5584666157608035394" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkusuzlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-Ef9voBY9oMY/TYC4nRBPAUI/AAAAAAAAASs/qasIP215exc/s1600/5.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 268px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-Ef9voBY9oMY/TYC4nRBPAUI/AAAAAAAAASs/qasIP215exc/s400/5.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5584666522662404418" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bazen de ürkek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-SqkyPyBAXoc/TYC45O8OC0I/AAAAAAAAAS0/ILKz2ACHuBM/s1600/11.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-SqkyPyBAXoc/TYC45O8OC0I/AAAAAAAAAS0/ILKz2ACHuBM/s400/11.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5584666831342144322" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-501732860265711590?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/501732860265711590/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=501732860265711590&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/501732860265711590'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/501732860265711590'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/03/cocuklar-cok-seviyorum.html' title='Çocukları çok seviyorum...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-yEeAFX9Kw5U/TYC3xT3XZcI/AAAAAAAAASM/hfnEczHG5ek/s72-c/1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-664977564951295181</id><published>2011-02-23T06:03:00.000-08:00</published><updated>2011-02-23T06:08:45.464-08:00</updated><title type='text'>Herkes gibi...</title><content type='html'>&lt;strong&gt;...benim de&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-a0D-dObpy0Q/TWUUPeR2eoI/AAAAAAAAASE/SiE76awyPJk/s1600/1.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-a0D-dObpy0Q/TWUUPeR2eoI/AAAAAAAAASE/SiE76awyPJk/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5576885969626757762" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  &lt;strong&gt;... BÜYÜK bir hayalim var&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-664977564951295181?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/664977564951295181/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=664977564951295181&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/664977564951295181'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/664977564951295181'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/02/herkes-gibi.html' title='Herkes gibi...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-a0D-dObpy0Q/TWUUPeR2eoI/AAAAAAAAASE/SiE76awyPJk/s72-c/1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-21787600424278228</id><published>2011-02-18T10:19:00.000-08:00</published><updated>2011-02-18T10:43:52.174-08:00</updated><title type='text'>Benden adam olmaz...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-V_1csQMYM6w/TV694Ouv7DI/AAAAAAAAAR8/I2dh3xVqM3w/s1600/2.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-V_1csQMYM6w/TV694Ouv7DI/AAAAAAAAAR8/I2dh3xVqM3w/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5575102162455751730" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha birkaç ay öncesine kadar 'ağzıma bile sürmem' diyerek bıraktığım, bir gönül yarası münasebeti ile içimdeki sıkıntıyı savurmak için –hem de o kadar zaman sonra- bir fırt çektiğim sigara ile bugünlerde pek bir sarmaş dolaş oldum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorum, verdiğim sözleri tutamıyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her akşam günü kapatırken ‘yarın paket almayacağım’ diyor, her sabah ise büroya sarhoş ayaklarla yürürken –beni sabahları yürürken görmenizi isterdim, gerçekten sarhoş gibiyim- köşedeki markete uğrayıp ‘bir tane bıt bıt alabilir miyim’ diyerek akşamki sözümü unutuyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendime sürekli söz veriyor ve bunu gerçekleştirmiyorum. Biliyorum, benden artık adam olmaz…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-21787600424278228?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/21787600424278228/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=21787600424278228&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/21787600424278228'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/21787600424278228'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/02/benden-adam-olmaz.html' title='Benden adam olmaz...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-V_1csQMYM6w/TV694Ouv7DI/AAAAAAAAAR8/I2dh3xVqM3w/s72-c/2.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-6203982985608811952</id><published>2011-02-17T07:44:00.000-08:00</published><updated>2011-02-17T07:47:30.748-08:00</updated><title type='text'>Vazgeçmeyin olur mu?..</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-ZfC-q9f9zrA/TV1CguQQjGI/AAAAAAAAARU/Xn2jIRBcHBY/s1600/4.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 308px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-ZfC-q9f9zrA/TV1CguQQjGI/AAAAAAAAARU/Xn2jIRBcHBY/s400/4.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5574685043694013538" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Antalya’nın kırsal mahallelerinden birisindeydim. Hava sıcaktı, insanlar sıcak, sımsıcak, çocuklar cıvıl cıvıl. Ne dediysem yaptılar. Hele birisi vardı ki, gözleri sımsıcak. Çok sevdim onu. Hayrettin’di adı ama ben onu iki kere İsmail diye çağırdım, ses etmedi. Alışkanlıktan olsa gerek, yeni yapılan parklarındaki oyuncaklarla oynamak yerine toza bulamıştı kendisini. Toprağı sevdiği için daha bir sevdim onu….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-4cRvNeR7tLE/TV1CrzHN9uI/AAAAAAAAARc/J8emLakTM6w/s1600/2.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-4cRvNeR7tLE/TV1CrzHN9uI/AAAAAAAAARc/J8emLakTM6w/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5574685233976833762" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahar gelmişti Antalya’ya. Dağlar çiçek çiçekti. İnekler, bir görseniz öyle sağlıklıydılar ki. Bir ara otlarken onları görünce, yerlerinde olmak istemedim değil. Gülmeyin, insan inek olmak da isteyebilir…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-YdqAyKdgDIw/TV1C0JrIP0I/AAAAAAAAARk/amgocq10Wxw/s1600/3.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 281px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-YdqAyKdgDIw/TV1C0JrIP0I/AAAAAAAAARk/amgocq10Wxw/s400/3.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5574685377471987522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra o teyze, adını bilmiyorum. Sormadım da. Nasıl bir sıcaklıktır bu ya. Aşık oluyorum her seferinde. Tarımdan bıkmışlar, onlar dertlendikçe başımla onaylıyorum sözlerini. Haklılar da. Ama içimden ‘topraktan vazgeçmeyin’ diye bağırıyorum. Bir tarafta geçim derdi, bir tarafta tarımın durumu. Bilmiyorum, ama yeşile hasretliğimi ben ancak buralarda giderebiliyorum. Seraların sıcaklığı bile dokunmuyor bana düşünün. Tezek kokusunu içime nasıl çektiğimi söylemeyeyim bile…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-AehGCVLBwrI/TV1C8Q2j_tI/AAAAAAAAARs/O660dLXpB7k/s1600/1.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 268px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-AehGCVLBwrI/TV1C8Q2j_tI/AAAAAAAAARs/O660dLXpB7k/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5574685516837945042" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukluğumu geri istiyorum böyle günlerde. Hele çocukluğumun o güllerini görünce, ağlamamak için zor tutuyorum kendimi. Daha önce de bahsetmiştim, bahçemizde gül gibi kokan güller vardı, kocaman. Her sabah toplanır ve reçel kaynatılırdı. Ben de afiyetle yerdim. Toprakta yetiştim, oyuncaklarım hep çamurdandı. Köyler kurardık kardeşimle, hayali köyler. Onunla oynardık. O zamanlar, işte öyle zamanlardı. Büyük bahçemizin son ürünlerini tırnaklarımızla kazıyarak topraktan çıkardığımız, bahçe ortasında büyük ateşler yakıp üzerinde patates pişirdiğimiz günlerdi. Güzel günlerdi, bir daha gelmesi ise olanaksız günler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün bunları bir kere daha hissettim, üzüldüm. Ama bana bu anıları hatırlattığı için de, bir yerlerde umudun varlığını hissettirdikleri için de şükran duydum onlara. Seviyorum Antalya’nın kırsal kesimlerini. Toprak, tezek, çiçek, hayat kokan yerlerini. Vazgeçmeyin olur mu topraklarınızdan… Lütfen vazgeçmeyin…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-6203982985608811952?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/6203982985608811952/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=6203982985608811952&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/6203982985608811952'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/6203982985608811952'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/02/vazgecmeyin-olur-mu.html' title='Vazgeçmeyin olur mu?..'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-ZfC-q9f9zrA/TV1CguQQjGI/AAAAAAAAARU/Xn2jIRBcHBY/s72-c/4.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-5311040974812982572</id><published>2011-02-16T05:15:00.000-08:00</published><updated>2011-02-16T05:18:19.939-08:00</updated><title type='text'>Bugün... Sanki...</title><content type='html'>Bugün...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-5UvrxYgoYco/TVvOHAyMdgI/AAAAAAAAAQ8/tpop2FQsxbs/s1600/1.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-5UvrxYgoYco/TVvOHAyMdgI/AAAAAAAAAQ8/tpop2FQsxbs/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5574275583666058754" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-95Gu6b2-4n4/TVvOOe6GiaI/AAAAAAAAARE/IZ1FwkAPiD0/s1600/2.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-95Gu6b2-4n4/TVvOOe6GiaI/AAAAAAAAARE/IZ1FwkAPiD0/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5574275712011372962" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek bir yalnızdı doğa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-3fbNgTuMAJg/TVvOdvu59AI/AAAAAAAAARM/r4krA_Xqirc/s1600/3.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-3fbNgTuMAJg/TVvOdvu59AI/AAAAAAAAARM/r4krA_Xqirc/s400/3.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5574275974225851394" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-5311040974812982572?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/5311040974812982572/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=5311040974812982572&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/5311040974812982572'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/5311040974812982572'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/02/bugun-sanki.html' title='Bugün... Sanki...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-5UvrxYgoYco/TVvOHAyMdgI/AAAAAAAAAQ8/tpop2FQsxbs/s72-c/1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-3057841974520115837</id><published>2011-02-16T02:55:00.000-08:00</published><updated>2011-02-16T03:02:05.637-08:00</updated><title type='text'>Bu sefer de ben yaptım...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-XcVz1t20ZTU/TVuucbsh4QI/AAAAAAAAAQs/b5z6dbWOfvQ/s1600/%25281%2529.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 335px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-XcVz1t20ZTU/TVuucbsh4QI/AAAAAAAAAQs/b5z6dbWOfvQ/s400/%25281%2529.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5574240767295217922" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün keyif yaptım. Bir süredir tabelasındaki kahve görüntüsüne aşık olduğum yere gittim. Bir sigara yakıp yudumladım kahvemi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-CpKpBLuItOA/TVuukS5SFfI/AAAAAAAAAQ0/IzElfme9pgI/s1600/%25282%2529.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 296px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-CpKpBLuItOA/TVuukS5SFfI/AAAAAAAAAQ0/IzElfme9pgI/s400/%25282%2529.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5574240902371743218" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahve fincanımı yorumlayacak kimse yoktu. Ben bakayım bari dedim. Üç vakte kadar aşk, beş vakte kadar mutluluk gördüm. Oh dedim, nihayet her şey yoluna giriyor. Fincanı da kanıt olsun diye fotoğrafladım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Hem ne bakıyorsun &lt;a href="http://seyhandan.blogspot.com/"&gt;Seyhan&lt;/a&gt;, hep sen mi içeceksin:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-3057841974520115837?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/3057841974520115837/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=3057841974520115837&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/3057841974520115837'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/3057841974520115837'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/02/bu-sefer-de-ben-yaptm.html' title='Bu sefer de ben yaptım...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-XcVz1t20ZTU/TVuucbsh4QI/AAAAAAAAAQs/b5z6dbWOfvQ/s72-c/%25281%2529.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-2398747867210865323</id><published>2011-02-15T08:41:00.000-08:00</published><updated>2011-02-15T08:43:21.824-08:00</updated><title type='text'>Sen.. Ve birkaç kelime, oradan buradan...</title><content type='html'>Sesleri kaldıramıyorum artık. Başımı ağrıtıyorlar ziyadesi ile. Anılar gibi. Onlar da artık ağır gelmeye başladı. Artık düşünmek istemiyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün senin evinin önünden geçtim. O yoldan kaç kere geçtim kim bilir. Mutluydum, seni arkamda bırakırken yok muydu aklımda sorular, acabalar? Vardı elbet. Bir önceki kandırılmışlığımı seninle unutmaya çalışıyordum zira. Ama mutluydum işte, senin dudaklarının sarhoşluğuna bırakmıştım, kendimi seninle keşfetmeye çalışıyordum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların hepsi geride kaldı aslında. Hem neden insanlar her başlangıcına eskileri de dahil ediyor ki. Pişmanlıkların içinde boğulmak için mi? Kim bilir…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklıma, artık gerçekten kaldıramadığım anılar geliyor bir bir. Soğuk bir duvarın üzerinde soğuk göz yaşlarımı bırakmıştım ardından mesela. Hatırlıyorum da, zordu. Terkedilmişliğimin nedenlerini sorguladığım bir akşamdı. Hani böyle durumlarda dünya durur derler ya, durmamıştı aslında. Havanın soğuğu içime işliyordu ve sanki gözyaşlarım soğuk yüzünden akamıyordu. İçim acıyordu, onu hatırlıyorum. Canım yanmıştı, yüreğimin olduğu yerde bir düğüm oluşmuştu. Ne düşünüyordum diye hatırlamaya çalışıyorum da şimdi. Yanına dönüp dönmemek arasında bocaladığımı anımsıyorum. Ha bir de ertesi gün başka bir erkeğin dudaklarıyla kendimi avutma çabalarımı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne saçmaydı oysa. Sen gitmiştin, ben birkaç yıl önce hoşlandığım ama korkaklığımdan adım atamadığım adamın yanındaydım. Sarhoştum. Hayır sarhoş değildim. Uzun zamandır kontrollü içiyordum. Ama zihnim bulanıktı. Onun kollarına bırakmak istedim kendimi. Saçma sapan bir yerde ona sarılmışken buldum bedenimi. Sonra, sonrası malum. Bir taraftan beni öperken bir taraftan erkekliğinin bedenime dokunuşunu hissediyordum. İstediğim bu değildi, geri çektim kendimi …&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımın bir çok evresinde ben ne istediğimi bilemedim. Hep başkaları beni istedi, ben de gittim. Hep başkaları tarafından tercih edilen oldum, tercih edenden ziyade. Korkaktım, adım atıp attığım adımın bir ötesine geçemezdim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya şimdi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi de sonunu bildiğim ilişkilere gebeyim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben adam olmam…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-2398747867210865323?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/2398747867210865323/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=2398747867210865323&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/2398747867210865323'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/2398747867210865323'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/02/ve-ben-ve-birkac-kelime-oradan-buradan.html' title='Sen.. Ve birkaç kelime, oradan buradan...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-6380653917477381532</id><published>2011-02-13T11:27:00.000-08:00</published><updated>2011-02-13T11:34:56.571-08:00</updated><title type='text'>Şimdilik, sadece şimdilik...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-EbJAQ_XhBlE/TVgxQF6Vv-I/AAAAAAAAAQU/1R6gq7ed2hE/s1600/DSC_0041.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-EbJAQ_XhBlE/TVgxQF6Vv-I/AAAAAAAAAQU/1R6gq7ed2hE/s400/DSC_0041.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5573258691405529058" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen insanlarla sadece gözlerinizle iletişim kurabiliyorsunuz. Bir gülümseme sizi o an tüm sıkıntılarınızdan arındırabiliyor. Ve hatta bazen, o arınmanın sonsuza kadar sürmesini istiyorsunuz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önceki gece böyle bir iletişim oldu içeridekilerle... Ben dışarıdaydım, onlar içeride. Ud, kanun, içerideydi, şarkılar dışarıda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar çaldı, ben dinledim....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar söyledi, ben sustum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece sustum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik sadece susmak istiyorum. Çok olup, çoğul olup susmak...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-6380653917477381532?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/6380653917477381532/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=6380653917477381532&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/6380653917477381532'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/6380653917477381532'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/02/simdilik-sadece-simdilik.html' title='Şimdilik, sadece şimdilik...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-EbJAQ_XhBlE/TVgxQF6Vv-I/AAAAAAAAAQU/1R6gq7ed2hE/s72-c/DSC_0041.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-881324898768069081</id><published>2011-02-12T14:10:00.000-08:00</published><updated>2011-02-12T14:13:42.616-08:00</updated><title type='text'>Ben...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-jaRwKewpP7o/TVcFcZmXTXI/AAAAAAAAAQM/manEIatLFD4/s1600/kirmizi.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-jaRwKewpP7o/TVcFcZmXTXI/AAAAAAAAAQM/manEIatLFD4/s400/kirmizi.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5572929049360551282" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı ışık saçan bu güzel şeye aşık oldum... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de buna...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Belki bu da onun alınyazısı, verimli beyinleri büyük kitaplara hamile bırakmak..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Nietzsche Ağladığında- Irvın D. Yalom Sfy: 363)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-881324898768069081?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/881324898768069081/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=881324898768069081&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/881324898768069081'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/881324898768069081'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/02/ben.html' title='Ben...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-jaRwKewpP7o/TVcFcZmXTXI/AAAAAAAAAQM/manEIatLFD4/s72-c/kirmizi.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-4308688678586530509</id><published>2011-02-11T08:28:00.001-08:00</published><updated>2011-02-11T08:28:28.565-08:00</updated><title type='text'>Geçimsizim kendimle...</title><content type='html'>Başkaları olmak istiyorum bugünlerde&lt;br /&gt;Mesela Murat Uyurkulak&lt;br /&gt;Mesela Melis Danişmend&lt;br /&gt;Bazen, hem de çokça Ece Temelkuran&lt;br /&gt;Zaman zaman Yaşar Kemal…&lt;br /&gt;Kendim olmak istemiyorum son zamanlarda&lt;br /&gt;Neden mi?&lt;br /&gt;Anlaşamıyorum kendimle&lt;br /&gt;Böyle sevimsiz sevimsiz bakıyorum aynadaki aksime&lt;br /&gt;Yola çıkmayı bırakın, çıktığı yoldan bile sıkılan bir tipim işte.&lt;br /&gt;İyi dilekler duymak istemiyorum…&lt;br /&gt;Kendimle geçinemiyorum…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-4308688678586530509?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/4308688678586530509/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=4308688678586530509&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/4308688678586530509'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/4308688678586530509'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/02/gecimsizim-kendimle.html' title='Geçimsizim kendimle...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-6326241133159624055</id><published>2011-02-11T07:59:00.000-08:00</published><updated>2011-02-11T08:00:59.281-08:00</updated><title type='text'>Kendini bana adayacak olan tüm renklere...</title><content type='html'>Parmaklarıma diyorum,&lt;br /&gt;Kırmızı iplikler bağlayacağım&lt;br /&gt;Unutmamak için hiçbir şeyi...&lt;br /&gt;Neden mi kırmızı?&lt;br /&gt;Seviyorum bu rengi.&lt;br /&gt;Aşk gibi sıcacık,&lt;br /&gt;Ateşli,&lt;br /&gt;Ve olabildiğinde &lt;br /&gt;Özgür bir renk olduğu için...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-6326241133159624055?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/6326241133159624055/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=6326241133159624055&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/6326241133159624055'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/6326241133159624055'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/02/kendini-bana-adayacak-olan-tum-renklere.html' title='Kendini bana adayacak olan tüm renklere...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-2271150608268728438</id><published>2011-02-10T13:04:00.000-08:00</published><updated>2011-02-11T00:38:26.675-08:00</updated><title type='text'>Yine karmakarışığım...</title><content type='html'>İki 'ŞEY' arasında gidip geliyorum.&lt;br /&gt;Ve yine 'BECEREMEYECEĞİM' biliyorum&lt;br /&gt;Hesap yaptığımdan değil, &lt;br /&gt;Sanırım yine HIZLI ilerliyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim başlangıçlarım kadar, bitişlerim de sancılıdır. Ne istediğimi bilmediğimden değil de, çok düşünmeyip ani karralar verdiğimden. Yine böyle başlangıçlara gebeyim, hem de sonunu bile bile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ne zaman akıllanacağım ya da yaşadıklarımdan dersler çıkaracağım inanın bilmiyorum. Kafamın dkine gittiğim sürece, kalp çarpıntılarıma kulak astığım sürece sanırım bu hiçbir zaman gerçekleşmeyecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir pastil alsam, yumuşatsam kendimi. Eskiden olduğu gibi, daha saf baksam insanlara, hatta daha umursamaz olsam dünyaya. Güzel olur muydu dersiniz?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-2271150608268728438?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/2271150608268728438/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=2271150608268728438&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/2271150608268728438'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/2271150608268728438'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/02/yine-karmakarsgm.html' title='Yine karmakarışığım...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-4389406295144716672</id><published>2011-02-08T11:36:00.000-08:00</published><updated>2011-02-08T11:37:36.210-08:00</updated><title type='text'>Öylesine karalanmış birkaç cümle...</title><content type='html'>Ben bir zamanlar bir adama aşıktım. Aşkın ‘tek ve özel’ olduğunu düşündüğüm zamanlar, şimdi yüzüne acıyarak baktığım bir adama hem de. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zamanlar ben, o adamın ağzından çıkan her sözü zihnimin kıvrımlarına kazıyordum. Gideceğim yolda bana rehber olacak sanıyordum. Yaptığı her şeyi mazur görüyor, bahanelerine ise ‘olur’ diyordum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat  çok mutluydu. Ben,  kederimi dağıtacak bir sigaraya bile ihtiyaç duymuyordum o zamanlar. Gülüşüme hayrandı dünya, ben ise ona. Onun bakışlarına…  Onun sonsuz aşkına…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedendir bilmem, ben onunla hiç gelecek hayal etmedim. Bir yerim hep eksikti. Önümü göremediğim zamanlar kapımı çalıyordu yavaş yavaş sanki. O kadar sancılıydı ki her şey, birdenbire karıştı. Karın ağrım yerini yürek sızısına bıraktı, gözlerimden sıcak sıcak aktı yaşlar ve hiçbir şey düşünüldüğü gibi kolay olmadı…&lt;br /&gt;Uzun zaman birisinden hoşlanmadım ben mesela, iki yıl kadar. Unutmak kadar, ‘ben bunları hak edecek ne yaptım’ ları kabullenmek zor oldu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama düşünüyorum da, ben bir zamanlar aşıktım. Aşkın özel olduğunu ve sadece bir kere yaşanacağını düşündüğüm zamanlar. Şimdi, o kadar zalim ki zaman, ben o adama acıyarak bakıyorum. Bir zamanlar soluğunu dinlediğim adamın şimdi varlığını bile umursamıyorum. Ben bir zamanlar aşık olduğum adama şimdi acıyorum…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-4389406295144716672?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/4389406295144716672/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=4389406295144716672&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/4389406295144716672'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/4389406295144716672'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/02/oylesine-karalanms-birkac-cumle.html' title='Öylesine karalanmış birkaç cümle...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-4488687669877098754</id><published>2011-01-29T14:53:00.000-08:00</published><updated>2011-01-29T14:54:08.536-08:00</updated><title type='text'>Günlerden Cumartesi idi ve sen oradaydın...</title><content type='html'>Gittiğim her yerde seni de görebilmeyi umuyordum hep. Ama bugün, o cenaze törenine gelirken, saçma belki ama, seni orada görmek istedim. Şansım yaver gitti ve sen oradaydın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce inanamadım, belki bir yanılsama dedim. Çünkü günlerden Cumartesi idi ve senin orada olman çok anlamsızdı. Ama oradaydın işte. Heyecanlandım, elim ayağım birbirine dolaştı. Önce bir arkadaşımı telefonla arayıp bir şeyler saçmaladım. Sonra gözlerine bakmamak için bir sigara yakıp kendimi oyaladım. Biliyor musun, gözlerini hissediyordum. Onlardan fazla kaçamadım. Caminin bahçesine girince, biliyorum pek romantik bir mekan değil, gözlerimle etrafı taradım. O kadar heyecanlıydım ki yanına gelemedim. Seni gördüm, yönünü bana döndün, ben ise bakışlarımı başka tarafa çevirdim. Sonra sen aynı şeyi yaptın. Yoksa her şeyin farkında mısın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ara kayboldun, seni görünce yine rahatladım. Yanına gelip masum bir selam vermeye bile cesaretim yoktu, yüreğim ağzımda atıyordu. En son cenazeyi taşırken gördüm seni gülümsedim, sen de bana. Biliyor musun, farkında olduğunu biliyorum… Ama sana gelirken bir türlü cesaretimi toplayamıyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm gün içimdeki sırrı seninle paylaşamamış olmanın sıkıntısını yaşadım. Yanına gelip iki kelime konuşmadığım için hayıflandım. Belki geçici, belki uzun soluklu ve heyecan verici, bilmiyorum. Sadece  seninle nefeslerimiz birbirine karışsın istiyorum… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik, ama sadece şimdilik bekliyorum…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-4488687669877098754?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/4488687669877098754/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=4488687669877098754&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/4488687669877098754'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/4488687669877098754'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/01/gunlerden-cumartesi-idi-ve-sen-oradaydn.html' title='Günlerden Cumartesi idi ve sen oradaydın...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-3592865819165368531</id><published>2011-01-28T07:09:00.000-08:00</published><updated>2011-01-28T07:15:41.051-08:00</updated><title type='text'>Hayırlı olsun demek yok mu?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_kPFNJBKZqL4/TULckKQGSBI/AAAAAAAAAPg/9yes_fRkMII/s1600/1.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_kPFNJBKZqL4/TULckKQGSBI/AAAAAAAAAPg/9yes_fRkMII/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5567254603168630802" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ‘şartlar’ oluşmadan eyleme geçmeyenlerdenim. Yani şu korkaklardan. Aklımda uzun süredir bir düşünce vardı mesela, hayata geçirmek için odamı düzene koymam gerektiğine inandım. İhtiyacım olan bir kitaplık ve bir çalışma masası idi. Evde yok muydu çalışma masası, vardı ama odam küçüktü ve benim daha küçük bir masa almam gerekiyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_kPFNJBKZqL4/TULc0MuF5zI/AAAAAAAAAPo/2scijOG03qc/s1600/2.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 230px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_kPFNJBKZqL4/TULc0MuF5zI/AAAAAAAAAPo/2scijOG03qc/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5567254878709212978" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre internette bakındıktan sonra karar verdim ve Koçtaş’a gidip aldım kitaplığımla çalışma masamı. Kurulduğu gün çok eğlenceliydi, çok keyifliydim. Evimizin her Pazar misafiri olan arkadaşım da yanımdaydı nitekim, güle eğlene kitapların yarısını dizdik kitaplığa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_kPFNJBKZqL4/TULc_xSQfvI/AAAAAAAAAPw/7yTPnYh_ggI/s1600/3.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 282px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_kPFNJBKZqL4/TULc_xSQfvI/AAAAAAAAAPw/7yTPnYh_ggI/s400/3.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5567255077503139570" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun süredir ‘hayırlı olsun’ dileklerini almak için bloğa fotoğraflarını yüklemek istiyordum ama işlerin yoğunluğundan fotoğraf çekememiştim. Aslında bir iki kitabın gelmesini bekliyordum, onlar da geldi, zaten fotoğraflarımı çektim. Har ve Tol. Geldikleri günden beri, deli gibi kokluyorum onları. Eh tabi kitaplığıma okumaktan büyük zevk aldığım ve okumadığım kitaplarını okumak için satın aldığım Ahmet Ümit’lerimi de dizdim. Oh ohh pek bir sevinçliyim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_kPFNJBKZqL4/TULdR_p6y5I/AAAAAAAAAP4/5PlPqpJVZqM/s1600/4.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 268px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_kPFNJBKZqL4/TULdR_p6y5I/AAAAAAAAAP4/5PlPqpJVZqM/s400/4.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5567255390598122386" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışma masamın sadece altının fotoğrafını çektim, üstü pek bir dağınıktı toplamaya üşendim. Onu da yakında size gösteririm. Kitaplığım küçük ama olsun, anca sığdı zaten odaya. Benim niyetim ondan iki tane almak yan yana koymaktı ama odamın ne kadar ufak olduğunu unutmuştum. Arkadaşım sağolsun yanımdaydı da çimdikleyip rüyamdan uyandırdı beni. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_kPFNJBKZqL4/TULde3dkRrI/AAAAAAAAAQA/mTQ-LV4rvNY/s1600/5.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_kPFNJBKZqL4/TULde3dkRrI/AAAAAAAAAQA/mTQ-LV4rvNY/s400/5.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5567255611737130674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse efendim, kitaplarımın bir kısmı gün yüzüne çıktığı için mutluyum. Artık o odada bişiler de yapabilirim. Sadece uyumakla kaldığım odam artık bir şeyler üretebileceğim bir mekana dönüştü. Ufak tefek ekler de olacak. Onları da tamamladım mı işlem tamamdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eeeee hani, bir ‘hayırlı olsun’ yok mu?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-3592865819165368531?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/3592865819165368531/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=3592865819165368531&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/3592865819165368531'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/3592865819165368531'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/01/hayrl-olsun-demek-yok-mu.html' title='Hayırlı olsun demek yok mu?'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_kPFNJBKZqL4/TULckKQGSBI/AAAAAAAAAPg/9yes_fRkMII/s72-c/1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-2054416858251589465</id><published>2011-01-22T01:30:00.000-08:00</published><updated>2011-01-22T06:21:13.082-08:00</updated><title type='text'>Murat Uyurkulak ve ben...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_kPFNJBKZqL4/TTqka_qulxI/AAAAAAAAAPY/s185ppTPWs8/s1600/tol.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 292px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_kPFNJBKZqL4/TTqka_qulxI/AAAAAAAAAPY/s185ppTPWs8/s400/tol.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5564941073243870994" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen size de olur mu? Tanımadığınız bir adam, sizde hem yıllardır tanıyormuşsunuz hem de çok şey paylaşmışsınız hissi uyandırır mı? Bende oluyor. Az önce de oldu. Gazetede röportajını okuduğun ve ‘Tol’ adlı romanın yazarı Murat Uyurkulak bende inanılmaz bir his uyandırdı. Neden bilmiyorum, nasıl oldu bilmiyorum ama o kadar tanıdık geldi ki fotoğrafını görünce boynuna sarılmak istedim, gazeteye çıkmış olması, röportaj vermiş olması beni çok gururlandırdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tol ve Har diye iki kitap yazmış, üçüncüsü de yoldaymış. Tol’u hep görürdüm de almazdım, zamanı değilmiş demek ki. Az önce İdefix’ten siparişimi verdim, Tol ile Har’ı. Gelir gelmez okuyacağım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de garip bir şekilde onunla tanışmak da istiyorum. Bilmiyorum, gerçekten bilmiyorum niye. Yok yok suretine aşık olmadım. Ama sebebini bilmiyorum… İstanbul’un yüzü eskimiş bir sokağında, birer bardak çayla dünyayı kurtaran uzun bir sohbet etmek istiyorum. Evet evet bunu istiyorum. Ve yine, yine yine yine bu şehirde yaşadığım için lanetler okuyorum… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve şimdi, neden böyle hissettiğimi çözmeye çalışıyorum…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-2054416858251589465?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/2054416858251589465/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=2054416858251589465&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/2054416858251589465'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/2054416858251589465'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/01/murat-uyurkulak-ve-ben.html' title='Murat Uyurkulak ve ben...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_kPFNJBKZqL4/TTqka_qulxI/AAAAAAAAAPY/s185ppTPWs8/s72-c/tol.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-882505851911150052</id><published>2011-01-19T23:18:00.000-08:00</published><updated>2011-01-19T23:19:01.383-08:00</updated><title type='text'>İşte ben böyle haller içindey(di)m...</title><content type='html'>Döndüğümden beri, evet döndüm ondan bile haberiniz yok, bir şey yazmadığımın farkındayım. (Kendimi mühim birisi gibi hissettim, ya da hissettirdim). Aradan uzun zaman geçince insan ne yazacağını bilemiyor haliyle. Eh benim de bugün olmaz işim var, yarınb yazarım, ah karnım, ah bacağım ağırıyor diye sıraladığım bahaneler silsilesi araya girince, epey epey bir zaman girdi araya. Biz geçenb zamanı telafi etmek, şimdiki zamana ışık tutmak açısından kısa kısa geçelim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul. Ah şeh-ri aşk. Ah Aşk-ı İstanbul (Bunlar uydurmadır kanmayın). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinlenerek döndüm, kafamda birkaç soru işareti vardı yıllardır beni kurcalayan onları çözdüm de geldim. Arkadaşlarımla birlikte olmak beni inanılmaz motive etti. Gitmişken bir de bebek haberi aldım ki evlere şenlik, tam bir sürpriz. Tatile çıkarken ‘dostlarımı göreceğim, dilediğimce gezeceğim’ demiştim, yaptım. Dönünce unuttuklarım aklıma geldi, yetişemediklerim varmış. Neyse, bir dahaki sefere diyerek kendimi avuttum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra sonra Antalya…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geldiğimin ilk günü ilçe ilçe gezmeye başladım. Sürpriz, o gece de ben nöbetçiydim. Anlamadığım bir alan üzerine, futbol, kokteyle katılmak zorunda kaldım. Gece bilmem kaçta bitti iş ve ben sigara i,le içli dışlı oldum. Ve hastalığımın ilk meyvelerini de orda almış bulundum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve yataktayım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafta çok yoğun geçti. en son Mehmet Ali şahin buradaydı, o gece evdekilerle tartıştığım için bağıra çağıra sesim gitti. Sabahında ise üzerimdeki yorganı bırakın, kolumu kaldıramıyor, gözlerimi kıpırdatamıyordum. Tamam, ben bu kış yakamı hastalıktan kurtaramadım doğru ama bu seferki çok farklıydı. En son önceki gün popomdan iğne yedim de ayaklanabildim. Şimdi ilaç kullanıyorum, ama onlar da miğdemi ele geçirdi resmen. Kusmakla kusmamak arasında gidip geliyorum. Eh ara sıra devam eden baş dönmelerim de cabası tabi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durun durun daha bitirmedim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine birisine askıntı oldum. Yok yok diğerinden vazgeçmiş değilim. Ama bir tane daha olsun…Tamam bana siz de Adile Naşit yakıştırmasında bulunacaksınız biliyorum ama olsun. Bir elektrikçi buldum, yağız bir delikanlı. Şimdi oturmuş elektrikçinin beni aramasını bekliyorum. Evet numaram onda var, onun numarası da bende. Neden mi? Haber için istedi, ben de hevesli bir hal takınarak verdim… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kilolarım mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahi size haber vermiyorum değil mi, en son geçen hafta tartıldım, 6.5 kilo kaybım oldu toplamda. Tatilin son günlerinde ipin ucunu tatlıyla kaçırmış olduğum için tatilde sadece 600 gram verebilmiştim. Neyseki kısa sürede toparlayabildim. Doktorum verilen bu kilonun bile çok iyi olduğunu söyledi. Eh ben de mutlu oldum. Spor mu? Hala yapamıyorum. Eve bir spor aleti almaya karar verdim…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-882505851911150052?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/882505851911150052/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=882505851911150052&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/882505851911150052'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/882505851911150052'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2011/01/iste-ben-boyle-haller-icindeydim.html' title='İşte ben böyle haller içindey(di)m...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-3230859162483958568</id><published>2010-12-25T06:01:00.000-08:00</published><updated>2010-12-25T06:09:34.336-08:00</updated><title type='text'>Veee az sonraaaa</title><content type='html'>Az kaldı, yaklaşık 5 saat 15 dakika sonra uçağa binmiş olacağım. Koşturma ile geçen günlerin acısını çıkaracağım, emin olabilirsiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanımda fotoğraf makinamı götürmeyeceğim, evet ben kötü bir gazeteciyim, ama ne yapayım, ben gezmeye gidiyorum. Şeytan içime girmediği sürece yani...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada bugün kontrole gittim. Yaşım 30'a düşmüş, kilom ise daha bir ayın dolmasına iki gün kala 4.8 kilo eksilmiş bulunmaktadır. Yağlarımdan da giden gitmiş. Off offf süperim...Doktorla İstanbul programımı konuştuk. Acıklı bir konuşmaydı, hele yılbaşı programı, off off sormayın gitsin. Alkol amma kilo aldırıyormuşi insana, bunu öğrendim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, benim toparlanmam lazım. hadi sizi iyi tatiller, tabi bana da:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-3230859162483958568?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/3230859162483958568/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=3230859162483958568&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/3230859162483958568'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/3230859162483958568'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2010/12/veee-az-sonraaaa.html' title='Veee az sonraaaa'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-411649301913727060</id><published>2010-12-21T04:17:00.000-08:00</published><updated>2010-12-21T04:20:52.148-08:00</updated><title type='text'>Sonuç güzel..</title><content type='html'>Çok yorgunum, tatil öncesi hastalık peyda olmaya başladı sanırım bende. Neyse, kısa keseceğim, bugün doktor randevum gayet güzeldi. 1.6 kilo vermişim. Tani toplam kaybım 4.4 kilo oldu. Mutluyum evet, ama spor yapamıyorum hala. Gün boyu yaptığın yürüyüşler ne diye sormayın, benim sabah kalkıp tempolü yürümem lazım lazım lazım, çok şey yapmam lazım ama hasta olmama da lazım. Oyy oyy ömrüm...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-411649301913727060?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/411649301913727060/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=411649301913727060&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/411649301913727060'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/411649301913727060'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2010/12/sonuc-guzel.html' title='Sonuç güzel..'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-606397312441680265</id><published>2010-12-20T05:39:00.000-08:00</published><updated>2010-12-20T05:43:04.184-08:00</updated><title type='text'>Ah kamu vah kamu ben neymişim ben...</title><content type='html'>Eefendim, bir süre önce kamuya mal olan kilolarımla ilgili yazıyı &lt;a href="http://der-saadet.blogspot.com/2010/11/artk-kamuya-da-mal-olan-kilolarm.html"&gt;şurada &lt;/a&gt; sizlerle paylaşmıştım. Zaten sonrasında da hemen diyete başlamıştım. Bunun meyvelerini aldığımı ifade etmek için bu yazıyı kaleme alıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün bir haber için Akdeniz Üniversitesi'ndeydim. Haber için rektörden demeç alacaktık. Karşısına geçtik ve rektör hocam bana dönüp "Sen kilo vermişsin, iyi olmuş" dedi. Suratımdaki sırıtık ifade uzun süre gitmedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar. Evet bu kadar. Arkası yarın ama:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-606397312441680265?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/606397312441680265/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=606397312441680265&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/606397312441680265'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/606397312441680265'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2010/12/ah-kamu-vah-kamu-ben-neymisim-ben.html' title='Ah kamu vah kamu ben neymişim ben...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-5659613736742744783</id><published>2010-12-18T11:23:00.000-08:00</published><updated>2010-12-18T11:25:00.670-08:00</updated><title type='text'>Tatile 7 kala</title><content type='html'>Tatile çıkacağımı öğrendiğim ve biletimi aldığım günden beri içim içime sığmıyor. Hafta sonu eve iş götürüp, hafta içi yapacağım haberleri evde düzenlemeyi bile göze almışım, düşünün artık. Tek ve tek olan Pazar günü evde ‘ders’ çalışacağım.. Olsun, işin ucunda tamı tamına 10 günlük bir tatil var. Varsın bir Pazar dolu geçsin, ben önümüzdeki maçlara bakacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında Pazartesi gününden itibaren hafta pek bir şenlikli geçecek. Neden mi? Şöyle ki, ben yokken yayınlanacak olan ve bana ait olan birkaç sayfanın hazırlığını yapıp gitmem gerekecek. 3+3 eşittir 6. Tam 6 sayfa hazırlığı yapacağım bu hafta içinde. O arada bir Manavgat’a gideceğim, orada bir sayfa için cebelleşeceğim. Bu günümün tamamının orada geçmesi demek tabi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olsun, yine de olsun. Ben bu hafta çok ama çok çalışmaya razıyım. Yeter ki Cumartesi akşamı uçağım saatinde uçsun ve ben sağlam bir şekilde İstanbul’a inebileyim. Hiç sorun değil yani. Yok valla kendimi kandırmıyorum, sadece orada geçireceğim telefonsuz –yok telefonum açık olacak ama sorunlara kapatacağım kendimi- mutlu, sessiz, kalabalık, (tamam ikisi birbirine tezat ama ben böyle mutluyum), gezinti günlerin hayalini kuruyorum ve havalara uçuyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana görgüsüz diyebilrisiniz ama Antalya’ya döndüğü mgünden beri haber takipleri dışında Antalya2nın dışına çıkmadığımı belirtmek isterim. Dolayısı ile nefes alabileceğüim bir alana kavuşacak olmanın sevincini yaşıyor ve bunu her yerde kırk milyon kere yineliyorum. Aşık olduğumu bile unutmuş durumdayım, o derece yani. Eh tabi gönül istiyor, O da gelsin İstanbul’a, falan filan ama nerdeee. Neyse bu konuya girmneyeceğim, henüz kendime bile yüzleşemediğim durumlar mevcut zira.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamam tamam burada kesiyorum, uzatmayacağım. Bu arada ben İstanbul’a gitmiş ve kalmış birisiyim amma velakin tadını çıkaramamışım. Akıl sağlığım hala yerinde iken kendimi doyurmak istiyorum. Önerebileceğiniz yerler var mı? Ben birkaç müze ve olmazsa olmaz Modern Sanatlar Müzesi’ne kesin gideceğim. Alacağım birkaç takı var da oradan. Ama sizin de önerilerinizi bekliyorum efendim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Doktor randevumu merak edenleriniz olabilir. Biliyorum, içinizde benim diyetimi takip edenler var:) Onlara diyeceğim şu ki, doktorum İstanbul’da olduğu için randevum Salı günü gerçekleşecek. Salı günü güzel haberler vereceğim kendime:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-5659613736742744783?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/5659613736742744783/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=5659613736742744783&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/5659613736742744783'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/5659613736742744783'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2010/12/tatile-7-kala.html' title='Tatile 7 kala'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-4426181889659697774</id><published>2010-12-14T03:37:00.000-08:00</published><updated>2010-12-14T03:45:15.803-08:00</updated><title type='text'>Mutluluğun başlığı ne olur ki?</title><content type='html'>Bilmiyorum, gerçekten bilmiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildiğim tek şey, ayın 25'inde bir Cumartesi akşamı yani, uçağa binip İstanbul'a gidecek oluşum. Suratımdaki gülümseme ve kalp atışlarım kendini yani mutluluğumu ele veriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sekiz gün, ama ona eklenen hafta sonu tatilleri ve yılbaşı tatili ile tamı tamına 12 gün ediyor. 12 koskoca gün ve ben bu 12 günün tek gününü bile boş harcamayacağım. Şimdiden eldivenlerimi aldım, kazaklar, montlar, botlar, evet hazırım. İstanbul'un soğuğuna hazırlıklıyım. Offf, heyecanlıyım işte. Uçak biletini alana kadar bile kırk kişiye sordum, nereden alayım, hangisine bineyim diye. Anadolu yakasında inmeye ve düğününe gidemediğim çocukluk arkadaşıma uğramaya karar verdim önce. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ordan Ankara'ya da gideceğim sanırım. Yakın bir arkadaşımın bebişi oldu, onu ısırmam gerek. Biletimi gidiş dönüş aldım, İstanbul'dan gitmek için ama bakalım. Nasıl yapacağız? Bir yolunu buluruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutluyum ya, mutluyum gerçekten. Tatile çıkacağım. Sorunsuz tam 12 gün geçireceğim... laylaylom diyesim var dürekli. Neyse, sahi ben bu yazıya başlık bulamadım. Hakikaten, mutluluğun başlığı ne olur ki?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-4426181889659697774?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/4426181889659697774/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=4426181889659697774&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/4426181889659697774'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/4426181889659697774'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2010/12/mutlulu%C4%9Fun-ba%C5%9Fl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-ne-olur-ki.html' title='Mutluluğun başlığı ne olur ki?'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-2947690885406243362</id><published>2010-12-11T00:01:00.000-08:00</published><updated>2010-12-11T00:02:11.236-08:00</updated><title type='text'>İşte bu!!!!</title><content type='html'>Evveeetttt, geldik bir Cumartesi gününün daha başına. Biliyorsunuz Cumartesi günleri benim doktorla randevum var. Bugün de vardı dolayısı ile. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne mi oldu? Dinleyin, ya da okuyun işte…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah kalktım, duşumu aldım, bayramlıklarımı giyinip kahvaltımı da hüplettikten sonra yollara koyuldum. Hava soğuktu, kar havası vardı ama Antalya kara hiç alışkın olmadığı için heveslenmedim. Gelen otobüse binip hastaneye koyuldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastaneye girdim, bir 15 dakika kadar doktorumun gelmesini bekledim. Geldi, günaydınlaştık, odasına geçtim. Sadece doktorların odasında olan o ‘çok amaçlı’ tartıya çıktım, doktor şaşırdı, hareket ettin bir daha çık istersen dedi. Evet evet doğruydu, 1.5 kilo daha vermiştim. Dans ede ede tartının üstünden indim ve evet ben dans etmeyi aslında bilmezdim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de zılgıt yedim, listemdeki ‘aktiviteler’ kısmına yazılan ‘yok’lar için ‘Söz bu sefer başlayacağım’ dedim, sabah erkenden kalkıp spor yapmam gerek. Hadi bakalım…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-2947690885406243362?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/2947690885406243362/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=2947690885406243362&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/2947690885406243362'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/2947690885406243362'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2010/12/iste-bu.html' title='İşte bu!!!!'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-4176273057693052339</id><published>2010-12-09T09:06:00.000-08:00</published><updated>2010-12-09T09:08:03.844-08:00</updated><title type='text'>Koca Osman gibiyim bugünlerde...</title><content type='html'>&lt;strong&gt;(Yaşar Kemal, İnce Memed romanında); &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağdan inen İnce Memed, bir gece Vayvay Köyü’nde yaşayan  Koca Osman’ın evine sığınır. ‘Şahinim’ diye seslendiği İnce Memed’i karşısında görünce kanatlarının altına alan Koca Osman, köyün topraklarına sahip olmaya çalışan Ali Safa Bey’e karşı köylüleri yüreklendirmek için İnce Memed’in yanlarında olduğunu söylemek isterken, bir taraftan da köylülerin İnce Memed’e sahip çıkmayacakları, onu hükümete teslim edeceklerin korkusunu yaşar. Köylüye konuşup konuşmamak arasında gidip gelen Koca Osman, İnce Memed evlerine geldiği günün sabahında bayramlık giyitlerini giyinir, beline silahını takarak köy meydanında kasıla kasıla akşama kadar cigarasını tüttüre tüttüre yürür. Koca Osman’da bir haller olduğunu anlayan Vayvay köylüleri ise İnce Memed köyü terk ettikten sonra öğrenirler ‘Şahin’in köyde olduğunu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Şimdi ben;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koca Osman gibiyim. Bayramlık giysilerimi giyinmişim, etrafta deli divane dolaşıyorum. İçime yerleşen o ‘şey’i düşünüp düşünüp gülümsüyorum. Bana bakanlar bir şeyler olduğunu anlıyor. Söyleyemiyorum. Hal böyle olunca, içimdeki o şeyi dağıtmak istiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ve ben sustukça;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimdeki o şey büyüyor. Dağıtmak için ise çareler arıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İşte bu yüzden bugün;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 ayın sonunda bugün sigaramı yaktım, efkarımı dumanla savurdum. Ayak parmaklarıma kadar rahatladım…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-4176273057693052339?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/4176273057693052339/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=4176273057693052339&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/4176273057693052339'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/4176273057693052339'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2010/12/koca-osman-gibiyim-bugunlerde.html' title='Koca Osman gibiyim bugünlerde...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-3268203144119818108</id><published>2010-12-08T23:39:00.000-08:00</published><updated>2010-12-08T23:40:32.954-08:00</updated><title type='text'>Son verdim...</title><content type='html'>Uzun süre önce gittigidiyor aracılığı ile internet üzerinden alışveriş yapmaya başlamıştım. Aslında niyetim antika bir saat satın almaktı, ama hem ben açık arttırma işini beceremedim hem de internete güvenemedim. İşin ucunda çok para verip öylece kalakalmak da vardı. Antika işinden vazgeçince ben de kendimi elbisedir, takıdır sardırdım. Ama pek iyi etmedim. Aldığım saf gümüş takıların hepsi ‘saf gümüş kaplama’ çıktı –neyse ki satıcı geri almayı kabul etti, hoş 26 TL’mi yedi- ya da fotoğrafta göründüğü gibi çıkmadı. Ve ben de internet üzerinden alışveriş yapma durumumu, alışkanlık haline getirmeden sonlandırmaya karar verdim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında ben internet üzerinden iletişim kurma konusunda pek başarılı değilim. Bundan birkaç yıl önce üye olduğum bir “iş” sitesinin forumuna Antalya ile ilgili “Antalya’yı sevmiyorum” yazdığım için – ki ben hiçbir zaman bir yerin insanına yönelik değerlendirme yapmam, sevmediğim şehirlerdir- şovenistlerin saldırısına uğramış ve siteden üyeliğimi iptal ettirmiştim. Uzun zamandır da sitelere falan üye olmuyordum. Alışveriş aşkı antika ile birleşip, üstüne Antalya’nın antika konusundaki kıt imkanları yerleşince kendimi o siteye atmıştım. Atmaz olaydım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pişmanlıklarımı ulu orta yazmaktan ya da söylemekten çekinmeyen birisiyim. Ve sanırım ben bu internet üzerinden alışveriş işini beceremedim. Tanıdığım demeyelim de internetten kolayca alışveriş yapan ve memnun kalan insanlara çok tanıklık etmişimdir, ama ben neden beceremedim bilemedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen kitaplarımı www.idefixe.com adresinden almıyor değilim. Kitaplara dokunarak satın almayı seven ben, arada indirimleri görünce dayanamıyorum. Kendimi tatmin etmek için de birkaç kitabı kitapçıdan almak için bırakıyorum. Sonra onlar evde dağ gibi büyüyor ve ben üstlerine her seferinde yeni kitaplar ekliyorum. Açlığımı da bir türlü bastıramıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak içinde ne yazdığını bildiğin bir kitabı internet üzerinden satın alabilirim ama hem sevdiğim ve alışveriş yapmaktan büyük mutluluk duyduğum iki ‘gümüş’cüme ihanet etmemek hem de kıyafetleri üzerimde görerek almak için internet üzerinden bu tür şeyler satın alma işine bir son verdim… Vatana millete hayırlı olsun…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-3268203144119818108?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/3268203144119818108/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=3268203144119818108&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/3268203144119818108'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/3268203144119818108'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2010/12/son-verdim.html' title='Son verdim...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-4108099006592612382</id><published>2010-12-08T08:00:00.000-08:00</published><updated>2010-12-08T08:02:28.041-08:00</updated><title type='text'>Bir telefon, sebepsiz bir gülümseme ve son...</title><content type='html'>Bir önceki buluşmadan tutulan notlar zihinde karıştırılarak , “Hımm, bunu sorabilirim” denir ve telefon açılır. Telefona yanıt verilmeyince hemen surat asılır. Surat asmanın hemen akabinde telefonun ekranında ismi görülünce büyük bir sırıtma surata yerleşir ve telefon ağız 3 metre açıkken “Efendim…” şeklinde yanıtlanır. Arama sebebi belli iken birden sebep unutulur ve telefonda bir süre gevezelik edilir. Konu hatırlanınca heyecandan bu sefer konuşma daha da saçma bir yol alır. Zihinden geçen “Yahu ne diyorsun sen” sözleri ve kızarık yüz ifadesinin yanında ağza yerleşen gülümseme ile konuşmayı sonlandırmak için bahaneler bulunur. Telefon nihayetinde kapatılır ve asıl kadın asıl erkeğe artık AŞIKTIR!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-4108099006592612382?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/4108099006592612382/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=4108099006592612382&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/4108099006592612382'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/4108099006592612382'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2010/12/bir-telefon-sebepsiz-bir-gulumseme-ve.html' title='Bir telefon, sebepsiz bir gülümseme ve son...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-6989949099929121330</id><published>2010-12-06T23:24:00.000-08:00</published><updated>2010-12-06T23:25:24.814-08:00</updated><title type='text'>Ve yeniden...</title><content type='html'>Yine, yine, yine&lt;br /&gt;Ben…&lt;br /&gt;Kendime söz geçiremediğim zamanlardayım...&lt;br /&gt;Bu ne kadar sürer bilmiyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-6989949099929121330?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/6989949099929121330/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=6989949099929121330&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/6989949099929121330'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/6989949099929121330'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2010/12/ve-yeniden.html' title='Ve yeniden...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-7272619439588361679</id><published>2010-12-04T00:14:00.000-08:00</published><updated>2010-12-04T00:17:00.788-08:00</updated><title type='text'>Tebrikler! Nur topu gibi bir kaybın var...</title><content type='html'>Efendim uzun uzadıya anlatmayacağım. Sadece bugün, diyette geçirdiğim 6 günün sonunda kontrole gittim. Doktorum 1 kilo 300 gram verdiğimi söyledi. Az buldum, az olmadığını söyledi. Benden beklentisi geçen hafta 500 gram gibi bir şeydi. Beklentinin üstüne çıkmak güzel bir şey ama şu ayağımı yaralamasaydım da her gün spor yapsaydım ne iyi olurdu. O zaman daha sağlıklı vermiş olurdum kilomu. Ah ben ah ben. Haftaya daha da azalacağını söyledi kayıplarımın, benim hedefim ayda 5 kilo. Bakalım becerebilecek miyiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-7272619439588361679?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/7272619439588361679/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=7272619439588361679&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/7272619439588361679'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/7272619439588361679'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2010/12/tebrikler-nur-topu-gibi-bir-kaybn-var.html' title='Tebrikler! Nur topu gibi bir kaybın var...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-7135882022361427140</id><published>2010-12-02T05:26:00.001-08:00</published><updated>2010-12-02T05:26:45.310-08:00</updated><title type='text'>Ben galiba...</title><content type='html'>Az önce aynada kendi kendimle konuştum.&lt;br /&gt;Kendime bakıp güldüm.&lt;br /&gt;Yüzümdeki çizgiler hoşuma gitmedi&lt;br /&gt;Hele yapışıp kalan aptal gülümseme hiç!!!&lt;br /&gt;Aynaya bakarken bile itiraf edemedim&lt;br /&gt;Yok yok olmaz dedim!&lt;br /&gt;Beceremedim…&lt;br /&gt;İşte…&lt;br /&gt;Söylüyorum…&lt;br /&gt;Hormonlar mı bilmiyorum ama…&lt;br /&gt;Birisinden,galiba, hoşlanıyorum…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-7135882022361427140?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/7135882022361427140/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=7135882022361427140&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/7135882022361427140'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/7135882022361427140'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2010/12/ben-galiba.html' title='Ben galiba...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-2792766629037449063</id><published>2010-12-02T04:09:00.000-08:00</published><updated>2010-12-02T04:18:46.647-08:00</updated><title type='text'>Çocukluğumun kokusu...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_kPFNJBKZqL4/TPeM_8OMvaI/AAAAAAAAAO0/nJbuAsz1z_c/s1600/1.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_kPFNJBKZqL4/TPeM_8OMvaI/AAAAAAAAAO0/nJbuAsz1z_c/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5546056496255384994" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben daha çocukken, yani henüz bu büyük şehre taşınmamışken, evimizin önünde büyük bir bahçemiz vardı ve ben ta o zamanlardan aşık olmuştum fasulyenin topraktan çıkışına. O bahçemizde bir sürü şey dikerdik. En çok patates ama. Sonra mısır, olmazsa olmaz fasulye. Ekinler toplanınca toprakta kalan son havuçları unutmamak lazım. Domates, salatalık, tere, maydonoz… , kahvaltının demirbaşları, saymıyorum onları bile. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her neyse, bir de ağaçlarımız vardı bahçenin kenarında, azcık bodur. Kışın sert geçtiği memleketimde meyve ağaçları meyve veremiyordu ama çok güzel bir gül ağacımız vardı kokusu bahçenin ta öteki ucundan duyulan. Babaannem her sabah gülleri toplar, reçel yapardı. Benim kilolar da oradan gelme…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_kPFNJBKZqL4/TPeOXtqLb7I/AAAAAAAAAPE/jg8KlOOQDtI/s1600/2.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_kPFNJBKZqL4/TPeOXtqLb7I/AAAAAAAAAPE/jg8KlOOQDtI/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5546058004174696370" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen gün bir mahalleye gitmiştim, dolaşırken o gün ağacını gördüm. Yaklaştım yanına, kokladım. Çocukluğumun ağacı kokmuyordu çok fazla ama oydu, benim güllerimdi, özlediğim güller. Sahibinden dikmek için bir iki dal aldım. Şimdi ofiste, apartmanın bahçesine dikilmeyi bekliyor. Umarım tez zamanda bahçeyi süslerler. Özlemişim, hem çocukluğumu hem de o gül kokusunu…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-2792766629037449063?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/2792766629037449063/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=2792766629037449063&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/2792766629037449063'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/2792766629037449063'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2010/12/cocuklugumun-kokusu.html' title='Çocukluğumun kokusu...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_kPFNJBKZqL4/TPeM_8OMvaI/AAAAAAAAAO0/nJbuAsz1z_c/s72-c/1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-9110827777170408512</id><published>2010-11-30T09:07:00.000-08:00</published><updated>2010-11-30T09:14:37.748-08:00</updated><title type='text'>İşte size ‘Gerçek Kesit’</title><content type='html'>Yaş: 27&lt;br /&gt;Kilo: 79.4&lt;br /&gt;Boy: 1.58&lt;br /&gt;Hissedilen Yaş:31&lt;br /&gt;Zorunlu ve Beklenen Kayıp: 15 kilo&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendim, bundan yıllar yıllar önce Flash TV’de ‘Gerçek Kesit’ diye bir program vardı. İbreti alem için kötü yola düşen kızları, dağılmış parçalanmış aileleri ve cinayet hikayelerini yeniden canlandıran bir programdı, bilenler bilir. Öyle ahım şahım bir şey değildi, hatta oyunculuklar beterden daha beterdi. Ama ben ayran budalası gibi oturup televizyon karşısına gece saat bilmem kaça kadar izlerdim onları. Programın girişinde ekranda ‘Adı:…..’ ‘Soyadı’, ‘Yaşı’ gibi ibareler daktilo sesi ile birlikte yer alır, yazı ile birlikte de olayı biraz daha gizemli kılmak, gerilim katmak için daktilo sesi kullanılırdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyet yapmak zaten başlı başına bir ‘gerilim’ anlamına geldiği için ben de böyle bir başlangıç yapmayı uygun buldum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden mi? Şöyle ki efendim. Şimdi, diyet demek program demektir. Ve ben programlar konusunda uzun zamandır başarılı değilim. Zira yaptığım iş program yapmama imkan tanımıyor. Dolayısı ile yaptığım tüm planlar ‘suya’ düşüyor. Bu başlangıcın da böylesi bir kötü kadere maruz kalacağı korkusu haliyle beni geriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama kararlıyım. ( Hey tamam bunu daha önce de duydunuz ama sihirli bir doktor parmaklarını dokundurmamıştı henüz bana). Dolayısı ile rejimimin ‘güme’ gitmesine izin vermeyeceğim. Tek sorunum, 6 öğün yemek yemek ve yemeklerimi de saatinde yemekten ibaret. Henüz karşı karşıya kalmadım ama haberdeyken, “Ah pardon ara öğünümün zamanı da’ diyip çantamdan çıkardığım kuru kayısıyı ya da elmayı katır kutur yemekten korkuyorum. Habere giderken de bu telaşeler içinde gidiyorum ve çoğunlukla yemek saatimi kaçırıyorum. Su içe içe helak oluyor, karnım sırtıma yapıştığı için ses çıkaramıyorum. Ve ben çareler arıyorum. Acaba küçük olan çantamı değiştirsem mi, yıllar önce İstanbul’dan aldığım o sırt çantasını mı alsam, onun içinde makinemi heba mı etsem, kendime yeni bir sırt çantası modellilerden bir fotoğraf makinesi çantası alıp kamburumu mu çıkartsam diye uzun uzadıya düşünüyorum. Ve şu ara sadece çantamın içindeki ıvır zıvırlardan kurtulmaktan başka bir çözüm bulamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela işe, üzerinde üç beş anahtarın bulunduğu, ancak kırk beş tane anahtarlıkla süslü olan şeyden başlayabilirim. Ya da telefon rehberimin içindeki ıvır zıvırları boşaltmakla, ya da çantamın küçük gözünde bulunan ıvır zıvırları temizlemekle…. Ya da zihnimi tüm bu şeylerden arındırıp rejimime yönelebilirim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih: (Taktaktak tak tak): 27 kasım 2010&lt;br /&gt;Saat: 09:00&lt;br /&gt;Sonuç: G, çıkarıldığı doktor tarafından kendisine konulan ‘şişko’ teşhisi sonrası çılgına döndü. Doktorun beyaz önlüğüne yapışarak ‘Kurtarın beni bu illetten’ diye bağıran G’yi, etrafta bulunan  hastane yetkilileri zor sakinleştirdi. Kendisine vurulan ‘sakinleştirici’ ile bir süre sessiz kalan G., bu arada doktorun tavsiyelerini dinledi. Kendisine verilen diyet listesini harfiyen yerine uyması durumunda ‘şişko’ olma durumundan sıyrılacak olan G, yaklaşık 3 gündür diyette.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-9110827777170408512?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/9110827777170408512/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=9110827777170408512&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/9110827777170408512'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/9110827777170408512'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2010/11/iste-size-gercek-kesit.html' title='İşte size ‘Gerçek Kesit’'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-6992059379714448138</id><published>2010-11-20T02:00:00.000-08:00</published><updated>2010-11-20T04:03:13.701-08:00</updated><title type='text'>Uyku ile uyanıklık arasında bir Cumartesi sabahı, ofise gelen bir kargo ve mutluluk...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_kPFNJBKZqL4/TOedN5epI0I/AAAAAAAAAOc/6pARKGndmP0/s1600/a.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_kPFNJBKZqL4/TOedN5epI0I/AAAAAAAAAOc/6pARKGndmP0/s400/a.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5541570728595891010" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Pazar sabahıydı -Evet Pazar sabahı olduğuna eminim çünkü az önce kitabın içinde yazan tarihe baktım- kalkmış sanırım ‘kışlıklarımı’ çıkarıyordum. (Evet ne çıkmaz kışlıklarmış, işin kötüsü buraya hala kış gelmedi) Neyse, lafı yine uzatıyorum. Telefonum çaldı, ben de o ara sanırım dışarıya çıkmak için hazırlık yapmaya karar vermiştim. (Ne kadar çok şey sanıyorum böyle ya) Arayan İstanbul’daki arkadaşım Murat idi. (Diğer adı da sıpa’dır onu. O da bana ‘dana’ der. Neyse, yine lafı uzattım) Bana ‘Son günlerde almak istediğin bir kitap var mı?’ diye sordu. Sormaz olaydı. Hemen çığlık atıp ‘TÜYAP Kitap Fuarı’nda mısın?’ diye sordum. Evet oradaydı ve ben de burada… Yıllardır gidemediğim yerde cirit atıyordu. Hemen ona Ahmet Ümit’ten bir kitap istediğimi söyledim, Beyoğlu Rapsodisi adlı kitabını da halaaaa okumadığımı belirterek tabi. Ama öncesinde, geçen kış beni çatlata patlata Ece Temelkuran’ın kitabını ‘bana’ değil, sadece ve sadece ‘kendisine’ imzalattırdığını da hatırlattım. Neyse efendim. Bizimkisi Ahmet Ümit’in imza kuyruğunda ilk sırayı kapmış, hemencicik de kitabımı imzalatmış. Yanına da geçen yıl yaptığı hatayı örtbas etmek için ‘Ece Temelkuran’ın Muz Sesleri adlı kitabını almış. Beni pek pek bir mutlu etmişşşş….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi bütün bu olaylar yaşanalı çok zaman geçti üstünden ama bizim ‘hayırsız’ arkadaş ancak gönderebildi. Neymiş efendim, vakti yokmuşmuşmuş. Yok daha neler. Ben olsam ertesi gün postalar, Antalya’da bekleyen canım arkadaşımı da bu kadar bekletmezdim… Cık cık, kınadım. Siz de kınayın sayın okuyucular…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_kPFNJBKZqL4/TOedUvOhKEI/AAAAAAAAAOk/svx8NB3lHzo/s1600/b.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_kPFNJBKZqL4/TOedUvOhKEI/AAAAAAAAAOk/svx8NB3lHzo/s400/b.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5541570846102988866" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, kitabıma bugün kavuştum. Kargocu ile de &lt;a href="www.gittigidiyor.com"&gt;gittigidiyor&lt;/a&gt; sayesinde ahbap olduk zaten. Adam sürekli bana bir şeyler taşıyor. Şikayetçi değil, sadece kargo gelince benim yüzümde beliren mutluluk onu da gülümsetiyor. Tabi benim ‘Oleyyy, kargom geldi kargom geldi kargom geldi’ nidalarım da ona komik geliyor olabilir… Bilmiyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben mutlu olduğum zamanlar böyle cümle kuramıyorum işte. Neyse efendim, mutluluğumu paylaşmak için buraya iki kelam karalayayım dedim. Kitapların fotoğraflarını da çektim kanıt olsun diye. (Kime ne kanıtlayacaksam) Becerikli değilim &lt;a href="http://ayci.blogspot.com/"&gt;Ayci&lt;/a&gt; kadar valla, hatun bir sunum yapıyor şaşırıp kalıyorum hala. Neyse elimden gelen budur, benim adım da Hıdır:) İğğ, tamam sustum… Bir iki üç TIPPP…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_kPFNJBKZqL4/TOedcBEd3zI/AAAAAAAAAOs/Sk_QhrG7ynM/s1600/c.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_kPFNJBKZqL4/TOedcBEd3zI/AAAAAAAAAOs/Sk_QhrG7ynM/s400/c.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5541570971151753010" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Teşekkür etmeyi unuttum değil mi ben:)) Tamam tamam sıpacım teşekkür ederim:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-6992059379714448138?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/6992059379714448138/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=6992059379714448138&amp;isPopup=true' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/6992059379714448138'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/6992059379714448138'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2010/11/uyku-ile-uyanklk-arasnda-bir-cumartesi.html' title='Uyku ile uyanıklık arasında bir Cumartesi sabahı, ofise gelen bir kargo ve mutluluk...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_kPFNJBKZqL4/TOedN5epI0I/AAAAAAAAAOc/6pARKGndmP0/s72-c/a.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-6021474467779015596</id><published>2010-11-16T23:09:00.000-08:00</published><updated>2010-11-16T23:10:44.021-08:00</updated><title type='text'>Artık kamuya da mal olan kilolarım...</title><content type='html'>Malumunuz, dün bayramın ilk günü idi. Tüm kamu kurum ve kuruluşlarının müdürleri ve yetkilileri ise vali ile bayramlaşmak için bir aradaydı. Ben de oradaydım ve evet içlerinden birisinin ‘gazeteciler de bayramlaşsın’ zorlaması ile o uzun kuyrukta bulunan herkesin elini sıkıp ‘İyi bayramlar’ dedim…İnanılmaz zor bir şeydi, ter kan içinde kaldım. Ki ben daha ailemin bayramını bile kutlamamıştım. Daha önce de söylemiştim, zoraki şeylerin kadını değildim….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, bayramlaşma töreni öncesi bir şey yaşadım, onu paylaşmak için klavyenin başındayım….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, biliyorsunuz bir süre önce davullu zurnalı rejime başladığımı anlatmış, bir iki gün ‘Aman çok iyi gidiyor’ diye ifadeler kullanıp size gidişat hakkında bilgi vermiştim. Sonra ne mi olmuştu? Namıdeğer ben, rejim kadını, suskunluğa gömüldüm. Neden mi? Çünkü ‘rejimimi yedim’. Suçluydum, konuşamazdım….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velhasıl, dün kamu kurum ve kuruluşları da benim artık almış başını giden kilolarımı dikkate almış olacaklar ki yeniden gündeme geldi ve ben bu yüzden suskunluğumu burada bozuyorum. Yahu bu kadar kamuya mal olan kilom olduğunu inanın ben de bilmiyordum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün bayramlaşma töreninin başlamasını beklerken, orada bulunan koltukların üstüne kendimi atmış oturuyordum. Bir kamu görevlisi geldi, onunla bayramlaştık sohbet ettik. Sonra ben yeniden oturdum. Bu sefer bir başkası geldi. ‘Hayırdır yorgun musun’ dedi, ama demez olaydı. Hoopppp az önce konuştuğum kamu görevlisi atlamasın mı. ‘Siz onun BÖYLE göründüğüne bakmayın, çok çalışkandır’ Nasıl ya BÖYLE?!?!?! Evet ben de ona aynen öyle söyledim. ‘Nasıl yani BÖYLE sayın …..?’, ‘Sen anladın, artık kilo vermen lazım’ diyip sırtımı sıvazladı… Hoş bu yaşadığım bir ilk değil. Bundan yıllar önce (tamam abartmayayım en fazla iki üç yıl oldu) bir kurum müdürünü aramak için telefonu elime aldım. Çaldı çaldı çaldı, ve sonunda açtı telefonu. ‘Sayın bıdı bıdı ben bilmem nereden Gamze’ dedim, ‘ha Gamze dedi, sen hala zayıflamadın mı?’ Hönkkkk, ne alaka ya…. Ne sorusu kaldı ne de başka bir şeyi. Gülmekten yerlere yattım. Zaten gülmek için ayarlanmış bütün iç techizatım….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse efendim, peki ben ne yaptım, ya da neye karar verdim. Diyetisyene gitmeye. Ne zaman, bayramdan sonra. Peki neden ? Çünkü bayramdan önce işler yoğundu gidemedim. Peki söz veriyor muyum? Eeeevveeeeeeeettttttt. Aferin bana o zaman… Yakında beni filinta gibi göreceksiniz, tamam tamam üj bej ay sonra ama göreceksiniz. Şşşş ben bu sözleri bir yerden anmımsıyorum demeyin, karıştırmayın orasını….&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-6021474467779015596?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/6021474467779015596/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=6021474467779015596&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/6021474467779015596'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/6021474467779015596'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2010/11/artk-kamuya-da-mal-olan-kilolarm.html' title='Artık kamuya da mal olan kilolarım...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-7770476673001362259</id><published>2010-11-15T23:36:00.000-08:00</published><updated>2010-11-16T01:14:49.489-08:00</updated><title type='text'>Bir bayram sabahı, kolunda fotoğraf makinası çantası ile ben ve beni durakta bekleyen 2 G… en karlımız ise gruba sonradan katılan T…</title><content type='html'>Bayramları aslında sevmem, sırf tantanası yüzünden. Doğum günleri, evlilik yıldönümleri hatta düğünleri, vırt günleri zırt günlerini de sevmem, onların da tantanası çoktur. Ben normal günleri sürprizlerle yaşamayı severim. O yüzden şefimiz ‘Bayramda 3 günlük tatil hakkınız var, hatta 4 bile olabilir. Ama herkes kullanamayacak. Kimler istiyorsa söylesin’ dediğinde sesimi çıkarmadım. İş olsun da çalışayım istedim ve bayramlaşma törenlerinin en yoğun olduğu 1 ve 2’nci günleri çalışmak için kendimi konumlandırdım. Hatta bir ara ‘Sen kadınsın şimdi arife de temizlik falan yapılır evde, istersen arife günü de sen tatil yap’ dediğinde , bu işlerin bana göre olmadığını söyleyip kenara çekildim. Yok yok pasaklı birisi eğilim, dedim ya bayramların tantanasını sevmiyorum. Bir sürü iş, bir sürü ses, bir sürü ıvır zıvır. Ahhhhh….Çekilin başımdan canım…..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse efendim, tatilimi bayram sonrasına da alamadığım için bayramın 3 ve 4’üncü günleri tatil yapacağım. Araya Cumartesi gününü sıkıştırıp yeni,den çalışacağım ve sonrasında hopp yeniden haftalık tatil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahi ben bu kadar ayrıntıyı neden anlattım. Hııımmm, bugün çalışıyorum demek için. oardon lafı ziyadesi ile uzattım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet efendim ben bugün çalışıyorum. Benim gibi çalışan diğer G’lerle birlikte. Niye bu kadar G’ye taktın demeyin, birazdan anlatacağım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah her zamanki seromoniyi yaşayarak hazırlıklarımı yapıp sokağa attım kendimi. Durağa doğru yol alırken, beni durakta bekleyen iki G’yi daha fark ettim. Birisi garson, birisi güvenlik. Aman ne hoş ben de gazeteciyim diye geçirdim içimden. Bir bayram sabahı ve sabahın köründe durakta bekleyen üç kişi. Meslekleri ne olabilir ki değil mi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre bekledikten sonra dolmuşların 1 saattir geçmediğini öğrendim güvenlik olanından. Hemen minibüsçüler odası başkanını aradım, kapalıydı telefonu. Adam eminim benim şımarıklıklarımdan usandığı için kapatmıştır bayram günü telefonunu. Neyse, ne yapalım ne edelim derken, üç G kendimizi takside bulduk. Ben şuraya gideceğim, ben buraya dedikten sonra bir de taksi parasını ben ödeyeceğim kavgasına tutuştuk. Ve yol boyunca bir tane bile dolmuş otobüs görmedik. Velhasıl kelam, garson ilk önce indi taksiden, sonra beni bıraktılar, sonra da güvenlik görevlisi taksici ile anlaşıp işyerine gitti. Eh burada kim karşı çıktı diyecek olursanız, taksici derim. Benden 10 TL aldı, güvenlik görevlisinden de 20 TL aldı. Ne diyelim, bereketli bir bayram geçirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Not: Bayramlarda blogun tarih azizliğine uğruyorum sürekli. Bugün ayın 16'sı ama 15'inde gösteriyor. Geçen bayramda aynı şeyi yaşadım. Ne bu ya!!!&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-7770476673001362259?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/7770476673001362259/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=7770476673001362259&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/7770476673001362259'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/7770476673001362259'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2010/11/bir-bayram-sabah-kolunda-fotograf.html' title='Bir bayram sabahı, kolunda fotoğraf makinası çantası ile ben ve beni durakta bekleyen 2 G… en karlımız ise gruba sonradan katılan T…'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6104937809372383038.post-1714851666377304034</id><published>2010-11-12T11:05:00.000-08:00</published><updated>2010-11-12T11:12:21.674-08:00</updated><title type='text'>Ben ne yaptım ne yaptım...</title><content type='html'>Bugünlerde boşladım burayı farkındayım….&lt;br /&gt;Ama,&lt;br /&gt;Mazeretlerim var…&lt;br /&gt;Öncelikle hastayım, &lt;br /&gt;Boğazım kupkuru, başım ağırıyor, bayram öncesi işler yoğun ve ben bu gelgitli havada sürekli terleyip sürekli üşüyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir yere ve hiç kimseye yetişemiyorum. Hep plansızım hep unutkan. Herkesi küstürüyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orta okuldan beri yanımda olan arkadaşım evlendi Danimarka’ya gitti. Bir bebişi oldu ki dünya tatlısı. Antalya’ya geldi, bir kere görüşebildim. Bebeğini görmeye bile gidemedim bir daha. Danimarka’ya dönmüş ve muhtemelen benimle küs. Onun gönlünü şimdi nasıl alacağım???&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Gülçin papucu yarım,çık dışarıya oynayalım’ diyerek çağırırdık birbirimizi onunla. Canım benim, çocukluk arkadaşım o da evleniyor. Bugün konuştum, çok heyecanlıydı. Düğünleri sevmem, hain planlar yapardım gitmemek için. Önce bu düğün için de ‘gitmesem olmaz mı?’ diye düşündüm, sonra ‘sevincine ortak olmam lazım’ dedim. Tam her şey ayarlanıyor iken, yıllık izin iptal oldu. Büromuzda bir arkadaşımızın bebişi oldu, dolayısı ile ben bir sonraki aya kaldım. Bir günlük izin alınır mı bilmem ama şansımı denemekten yanayım. Offff, ben ne bahtsızım… Düğünleri sevmeyen ve gerçekten ‘kaçmak’ üzerine planlanan ben o gün onun yanında olmalıyım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Planlar planlar planlar. Şimdi birisi Samsun’dan diğeri de Ankara’dan iki arkadaşım ‘buraya gel’ diye ısrar içindeler. Eminim onlar buraya gelseler bir bilemedin iki gün görüşebilirim. Ben gitsem bilmem kaç parçaya bölüneceğim. Sorun ne aslında biliyor musunuz, hem ben hiçbir yere yetişemiyorum hem de 11 günlük iznimi nasıl kullanacağım konusunda fikir sahibi değilim. Bu 11 günlük tatilin değerlendirilmesi konusunu birkaç arkadaşıma danışmış olsam da aklımda hala mantıklı bir plan oluşmuş değil. Hem dinlenmek hem de birçok yere gitmek isteği içindeyim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunların dışında canım arkadaşım Semra namıdeğer &lt;a href="http://seemmy.blogspot.com/ "&gt;Semmy,&lt;/a&gt; yeniden bloğuna yazı yazmaya başladı. Bir süre önce bloğuna ilk mesaj atan kişi olduğum için zaten bayıldığım bir çizimini kandığım &lt;a href="http://gizemvural.tumblr.com/"&gt;Gizem’den &lt;/a&gt;karpostalımı aldım. Çok sevdim, ona da bir kere daha buradan teşekkür ederim. Daldığım gittigidiyor çılgınlığında hala serüvenlere devam etmekteyim. Baktım antikadan anlamıyorum, bu işi birz askıya alayım da kendime ciciler bakayım dedim. Bir iki elbise –düğün için- aldıktan sonra vazgeçilmezim gümüş takılara yöneldim. Site üzerinden mesajlaşarak pazarlık bile yaptım. Ve ben bu işi hakikaten çok sevdim. Hoş yanlışlıkla 1 TL’ye aldığım tek ve küçük gümüş küpeyi kargosu ile birlikte 7 TL’ye almış olmak hoşuma gitmedi ama olsun. Bunu da kar ettiklerime saydım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada İstanbul'dan canım Muratcım hafta sonu gidemediğim Tüyap Kitap Fuarı'ndan beri aradı. Ahmet Ümit'e kitap imzalattı. Ve benim ilk imzalı kitabım da o oldu. Yanına bir de Ece Temelkuran'ın Muz Sesleri'ni almış. (Çok severim Ece Temelkuran'ı, bu ilk romanını pek beğenmediğini söyledi ama hediye edip kendime almadığım için okuyamadığım bu kitabı da merakla bekliyorum). Hala kargomun gelmesini bekliyorum ama sıpacım göndermemekte ısrarlı. Belki de buraya gelir bilmiyorum ama ben onla ya da onsuz kitaplarımı artık istiyorummmmmm....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bloğa aslında yazacak çok şey yaşandı şu süre içinde. Ama söyledim ya, plansızlıktan hiçbir şeye yetişemedim, hiçbir şey yazamadım. Birkaç haftanın kısa özetini yaptım ya, rahatladım. Ha içlerinde unuttuklarım da yok değil, onları da artık anılarımda yazarım…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6104937809372383038-1714851666377304034?l=der-saadet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://der-saadet.blogspot.com/feeds/1714851666377304034/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6104937809372383038&amp;postID=1714851666377304034&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/1714851666377304034'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6104937809372383038/posts/default/1714851666377304034'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://der-saadet.blogspot.com/2010/11/ben-ne-yaptm-ne-yaptm.html' title='Ben ne yaptım ne yaptım...'/><author><name>dersaadet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03120938517798600722</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry></feed>
